• ISRAR EDİYORUM

    ISRAR EDİYORUM
    Süleyman AYDIN

        Ak Parti'ye genel başkan olduktan beridir her seçim başarısını tescilleyen Sayın Cumhurbaşkanımızın ilk gününden beri ayrı bir samimiyet, kucaklama ve ağırlığı vardır. Hakkını teslim etmek gerekir. Benimle aynı fikirde olan milyonlarca insan vardır. Türkiye eksenli bir değerlendirme olsa da, özelde Diyarbakır bağlamında bu iddiamda ısrar ediyorum. Her yerde hem konuşuyor ve defaatle yazdım/yazıyorum. Ak Parti'ye ov verenlerin en az % 70'i ve iyi niyetle bakıldığında % 80'i parti il başkanlığına yolu dahi düşmemiş ama televizyonlarda gördükleri ve her sözünün doğru olduğunu kabul ettikleri, Müslümanlar için bir şans olan Reis'lerinin hatırınadır.

     

       Gayrı resmi araştırma ve kamuoyu yoklamalarında vardığım bir kanıya eleştirenler olabilir. Neden ısrar ediyorum konusun gelince; bir kaç örnek vereceğim. Bir önceki İl Başkanı Muhammet Dara Akar ile ilgili bir çok kez yazmıştım. Özellikle referandum sonrasında Sayın Cumhurbaşkanımızın realiteyi gizlemeden Hüdapar' a teşekkür ederek manzarayı net gördüğünü tüm ulusal, uluslararası ve yerel gazete ve televizyonlarda yayınlatmıştı. Bir partinin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı bu minvalde beyanat vere dursun, aynı partinin sadece il başkanı olan kişi ise alay dercesine şöyle bir açıklama da bulunuyordu:'' Oylarımızı % 50 artırdık'' Kendi başarısızlığını perdelemeye çalışınca acaba ölümüne sandıkları koruyan, Muhammet Akar'ın giremediği sokaklara her türlü riske rağmen girip oy isteyen Hüdapar üyelerinin başarılarını bilmiyor muydu? Sanmıyorum. Bal gibi biliyordu ama bataklığı toprakla gizlemeyi amaçladı.

     

       Referandum sürecine gelmeden şöyle kendini bir değerlendirme lütfunda bulunsa idi, eminim başarılı olurdu. Kapısı herkese kapalı, kameralara karşı konuşunca otuz iki dişini gösterirdi ama, kendisine rahatlıkla ulaşan ve meramını anlatabilene rastlamadım. Fotoğraf makinasının kadrajına giren kişilerin tamamı da kendisi gibi gülümsüyor ve hemen alkışlıyorlardı. Eski başkan da zannediyordu ki, seçmen ve başarı bunlardan ibarettir. En acımasızca eleştirilerimi görüyordu görmesine ama, vaziyeti geniş çeperden görme tenezzülünde bulunmuyordu. Gerçekleri görüp yapacağı çalışmaların kendisini yücelteceğini anlamaktan da uzaktı. Bir daha da üsten geçmem gerekirse; partide, sürekli etrafında olan, hasbelkader Reis'e olan sevgisi nedeniyle partiye gelip hizmet edenleri; yerine geçebilir diye, küstürmek için adeta selamsız geri gönderenlerin gürültüden ibaret alkışlamalardan başke şey görmeyince cuk diye saplandı.

     

        Referandumun tam da göbek sürecinde ısmarlama davetlerle coşturanlara kanmaması gerektiğini de yaza duralım ama, nanay. Hep aynı kişiler, ısmarlama davetler ve kendi basın bürosunun gönderdiklerini yayınlatmadan gelen mutluluk referandumdan sonra kel kebeleş oldu. Hemen sonrasında yeri devrilmeye giden yolda tepe taklak oldu. Partililerin nezakaten sergilediklerine bakıp aslında kendisine edilen teşekkürle yerini devretme hikayelerine kanmayın. İbreti alem edercesine hem de mesai saatinden çok sonra istifası alındıktan sonra salıverilen Muhammet Dara Akar'ın dostane ilişkilerini kullanıp, kovulduğunu örtbas için biraz daha süre istemesi de sarayın muhkem duvarlarına tosladı. Olanı biteni umursamayan ve kendini japon yapıştırıcı ile tutundurduğunu zannettiği koltuk altından çekilmişti.

     

       Büyük bir titizlikle yeni bir başkana hazırlanan koltuk konusunda genel merkez ve Reiç'çe hummalı bir çalışma yapıldı. İnce elenip sık dokunuldu. Nihayet benim de mütevazi diye köşeme de taşıdığım Süleyman Serdar Budak ismine karar kılınmıştı. Devir teslim törenine gidişimin amacı diğerleri ile farklıydı sanırım. Daha önce ilçe başkanı iken etrafındakiler kadraja girmek ve diğerlerini itmekte mahir olacaklar mıydı? Kapısı herkese açık olacak mıydı gibi bir kaç başlıkta hazırladığım sorulara cevap bulma niyetindeydim. Allah var, hakkını teslim edeyim; ne eski çalışma arkadaşları, nede yeni gelenleri uzaklaştırmadılar. Kapısı da açıktı. Devir teslim töreninden sonraki gün, biraz da aceleci davranarak '' Takdirlik Başkan'' başlığında köşe yazmıştım. Eski tavrı ve ilk andaki vaziyetine binaen yaklaşımım ve partinin başarıyla bizi bu günlere getirmesi ve sıradan bir vatandaş olarak bizzat Reis'e teşekkür mahiyetini taşıyordu; yazım.

     

       İl Başkanlığı basın bürosundan her gün gelen haberleri de itina ile sütunlara taşıyorduk. Falanca kişiler geldiler ve hayırlı uğurlu olsun dileklerinde bulundular, filanca kişiler hayırlı olsun demeye geldiler, bilmem kimler ziyarete geldiler... Geldilerin ötesinde başka da haberler vardı tabii ki. Genel merkezin programı çerçevesinde gelen bakan milletvekili ile görülmeleri falan, filan... Bir de... meyvelerin içerisinde turpu tercih etmek gibi. Sorunları şişen bir ilçeye gidip Kaymakam'ı dişlerinin tamamını gösterircesine ziyareti. Başka da bir şey görmedim. Yani Muhammet Dara Akar'ın gelişi ile birlikte yaptıklarına eşdeş. Haliyle eski başkanın devir teslim törenine gitmediğim için, neasıl olduyu bilmediğimle birlikte, aslında gelen başkana karşı hissi takdirim o günkü programa soyut başarı yüklemişti. Neyse, bunların geride kaldığını var sayarsak ileriye dönük şimdiden atılan temellerin sağlam olacağından da kuşkum oluştu. Ak Parti'in ilke ve ahlaki yapısına halel getiren ilk hareket Diyarbakır'da ve yeni yönetimle birlikte geldi. Bismil ilçesine atanan ve kongrede birlik, beraberliği yansıtacak bir halle seçime gidilme hesabı yapılırken, atanan kişinin kayınbaba tarafından bir rakip çıkarak ve göstere göstere büro açarak genel merkezin yaklaşımı ve prensiplerine rağmen seçime gidilmesi ilk oldu. Yani rüzgarın kayadan tozunu değil, bir parça koparması şekliyle örneklendirilebilir. Kongreye büyük heyecanla ekip oluşturulmak üzere, kendi şahsi hesapları üzerinde bina kurma ketumluğu, Bismil hezeyanı, icraatlarıyla basına yansımak yerine geldiler, gittilerle basına konu olmasının rahatlığı ve müşkülatı olanlara beton duvar olması eksi haneye yazıldı. Elbette çocuk oyuncağı gibi kolay değiştirilecek bir mesele değil il başkanlığı ama, ibreti alem şekilde de o koltuktan ayrılmak da var. Ayrıca... Çok aceleci davranıp yüceltici cümlelerle övmem de benim eksikliğim oldu.

     

       Görüşmek üzere...

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen