• BİR KEZ DAHA BİLİN İSTEDİM

    BİR KEZ DAHA BİLİN İSTEDİM
    Süleyman AYDIN

    BİR KEZ DAHA BİLİN İSTEDİM

     

       Diyarbakır Büyükşehir Belediye başkanlığını kazanan HDP Adayı Selçuk Mızraklı, mazbatasını alır almaz makam odasına, cep telefonunda video çekimi yaparak içeri girdi. Yetimin malı, belediyenin bütçesini lüks odası ve banyosu için kullanmışlar, diyerek, canlı yayın yapıyordu. Aradan bir kaç gün geçmeden 1 ton 600 kilogram kadayıf mevzuu çıktı. Nasıl yerler, nasıl da har vurup, harman savurmuşlar, mesajları ile gündemlerini bir kaç gün belirlediler.

    Vel hasıl gecikmeli de olsa oturdukları makamdan açıklama yaparak, yukarıda belirttiğim iki konu etrafında bayağı cümle sarf ettiler. Kahvehaneler, parklar, cami avlularında dahi bu konu konuşuldu. Daha ileriye gidip, makam odasında yapılan banyonun çeşmelerinin altından olduğunu dahi konuşanları gördüm. Makamda, sosyal medyada, ev ziyaretlerinde sözü edilenlerin tekrarı da ertesi güne uzanıyordu. Bu muhabbetin olduğu zaman ve günlerde biri çıkıp da '' bunları anladık da neler yapacaksınız, neler yapıyorsunuz'' diye sorma lütfunda bulunmayınca, lafla meşguliyet yeni yönetimin işine gelmiş olacak ki, herkes halinden memnundu. Gün içerisinde tebriklerin kabulünde verilen sözümona demokrasi mesajları, banyo ve kadayıf meselesi ve fırsat olunca Sayın Atilla'nın temelini attığı veya bitmesine ramak kalan proje ve eserlerin çalışmalarını ve durumunu yerinde görmek için, bizzat başkanın inceleme haberleri ile gün bitiyordu.

       Ve gelinen noktada 1 ton 600 kilogram kadayıf, lüks oda ve banyo muhabbeti bitti. Kep düştü kel göründü gibi oldu. Birçok projenin olduğu yerlerde inceleme, mezarlık ziyareti ile sınırlı olan paylaşımların da artık gündem olmayacağı ve para etmeyeceği döneme girdik. Temizlik eskisi gibi değil, yeni projeler yok, temeller atılmıyor, kaymak gibi asfaltın bir benzeri de olmayacağı gibi, parlayan caddelerin temizlik durumu da pırıl pırıl olmaktan çıkmış. Ve eksiler de görünmeye başladı. Benim Kayyum döneminde yazmaktan yorulduğum Ukome Daire Başkanlığı'nın çalışmalarının tam tersini şimdi de yazacağım, öyle görünüyor.

       Ne yazıyorduk? Klimalı duraklar, artırılan otobüs sefer sayısı, toplu taşıma araçlarının gitmediği köy kalmamıştı ve edilen duaların yoğunluğu ortadaydı. Trafik levhaları, ışıklar, yön ve yer levhaları, işaretler, kaldırımlar, üst geçitlerin yenileri ve bahse konu çalışmaların temizlik, bakımı... Ayrıca titizlikle koordine edilen hareket amirliğinin çalışmaları da çabasıydı. Hastalar ve cenazeler için araç; diyeceksiniz bu hizmetler daha önce de vardı; evet, vardı ancak, hem artırılmıştı, hem de hasta ve cenaze yakınları için tahsis edilen otobüsler, acılı günlerde öyle bir fayda sağlıyordu ki, anlatamam.

        Şimdi ne oldu? Diyeceksiniz. Söyleyeyim: Birçok köyün otobüs seferleri iptal edilmiş. Şehir içinde de bazı seferler azaltılmış. Yazın serin, kışın klimalı duraklar devre dışı kalmış, hem pislikten hem de kokudan geçilmiyor. Yani, her adım başı durup kalkan ve insanın evine gidene kadar midesini ağzından çıkaran halk otobüsü ve minibüsçülerin daha fazla hakimiyet sağlaması için her türlü imkan sunulmuş. Bir de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'ndan her ay düzenli olarak aldıkları para karşılığında taşımakla yükümlü oldukları, şehit, engelli, gazi ve yaşlılara yapılan hakareti karşılıksız bırakmayan bir yönetim anlayışını pasifize eden bir tavır seziyorum.

       Görüşmek üzere...

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen