• ÖYLE BİR SEVGİLİ Kİ!..

    ÖYLE BİR SEVGİLİ Kİ!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ
    O’ndan daha sevgili kimdir diye sorsanız,
    Yoktur, bulamazsınız kafanızı yorsanız.
    İncil’de “Ahmed”dir O, en meşhuru Muhammed,
    Sevgisi ölümsüzdür, kalplerde yaşar ebed!..
    MM

    ÖYLE BİR SEVGİLİ Kİ!..

    Batı’dan daha doğrusu Hıristiyanlık dünyasından “ithal” edilen “yapay” günlerden biridir “sevgililer günü” geldiğinde, hatta gelmeden önce başta kuyumcu esnafı olmak üzere bütün çarşı pazarda hareketlilik görüldüğü için “önemsenir” tabii sevmek güzel olduğu gibi sevilmek de güzeldir, çünkü dünyamız “sevgi” üzerine kurulmuştur.

    Gönül toprağına ekilecek en verimli, en değerli “tohum” şüphe yok ki “sevgidir” sevgisiz gönüller kurak toprak gibidir, ne ürün alınır, ne de kıymet biçilir, bazı durumlarda sevmek bir yükümlülük getirir, zira ana evladını, evlat anasını, atasını sevmekle yükümlüdür, eşler birbirinin yüzüne sevgiyle baktıklarında “ecir” kazanırlar, o ecir bir alimin yüzüne sevgiyle bakıldığında da vardır.

    Sevgili peygamberimiz (s.a.v.) mübarek sözlerinden birinde: “birbirinizi sevmedikçe imanda kemale eremezsiniz” der, demek ki “sevmek” dini yönden de bir yükümlülüktür, sevginin merkezi de insanın “gönlüdür” yine sevgili peygamberimiz mübarek sözlerinden birinde: “birisini sevdiğinizde onun yüzüne ‘ben seni seviyorum’ söyleyiniz” der. Seveceksek eğer ölçülü sevmeliyiz; çünkü bir gün gelir o sevdiğimizi sevmeyebiliriz, birinden “nefret” edeceksek bunu da ölçülü yapmalıyız, çünkü bir gelir o nefret ettiğimizi sevebiliriz.

    Adamın bir karşısındakine: “ben seni seviyorum” dediğinde karşısındaki “sen yalan söylüyorsun, çünkü ben seni sevmiyorum” dedi, demek ki sevgi gönülden gönüle akan bir ırmaktır, tıpkı Allah Resulünün (s.a.v) gönlünden biz ümmetinin gönlüne, bizim gönlümüzden O’nun gönlüne akan sevgi gibi, O bizi sevdi bize “kardeşlerim” dedi, biz O’nu sevdik O’na “Peygamberim” diyoruz.

    Allah O’nu severek bizlere ve bütün aleme “rahmet” olarak gönderdi, biz O’nu bilmek ve tanımak, sevmek durumundayız, zira “Dünya ve ahirette şerefli, faziletli ve iyi insan olabilmek, alemlere rahmet  olan Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a..) iyi bilmek, iyi anlamak ve O’na hakiki ümmet olmakla mümkündür. Bir insan, Peygamberimizi bilmedikten, tanımadıktan, sevmedikten sonra hiçbir şeyle şerefli ve faziletle olamaz” Böyle olduğu içindir ki, O’nun ümmeti olan bizlerin O’na büyük bir sevgi hürmetle bağlanmamız lazımdır, hani derler ya: “sevgide sadakat esastır” günü birlik sevgilerde sadakat olmaz, hele “aşk” hiç olmaz, ilk bahar günleri gelmek üzere, geldiğinde gül bahçeleri renk renk güllerle dolacak ve biz o gülleri severiz, ancak sevdiğimiz, ne güzeldir dediğimiz o gülün ömrünün kısa olduğunu, elimizdeyken solacağını unuturuz. İnsan da gül gibidir, bir gün gelir ömrünü tamamlar, gülün toprağa düşen yaprağı gibi toprağa gömülür, o zaman insan neden hiç solmayacak gülü aramaz, o hiç solmayacak gül sevgidir, önce Allah sevgisi, sonra peygamber sevgisi ve diğer kutsal sevgiler, ana baba sevgisi de kutsaldır, eğer kişi onları Allah ve resulünün isteğince sevmiş ve değer vermişse iki cihanda yüzü güler..
    Evlat sevgisi de aynıdır, kişi evladını Allah ve Resulünün isteğince terbiye etmiş, onları topluma yararlı bir şekilde yetiştirmişse ödüle hak kazanır, kadın kocasına, koca hanımına sevgide kusur etmemişse ne mutlu onlara,”yapayda” olsa sevgililer günü bize bunları söyletti, dikkat ederseniz “yapay” dediğimiz bu günde “sevgilisi” olmayan hiç kimse yoktur. Ancak hiçbir sevgililer sevgilisinin sevgisi gönül toprağına hiç kurumayan, yediveren gülü gibidir, her mevsim tazedir, her mevsim güzelliğini ve kokusunu koruyan sevgidir, ne mutla o gönüller ki O’nun sevgisini taşır.
    Selam ve dua ile.

    GÜN
    Son güne doğru gider her doğan yeni günüm,
    Seherlerde ruhum şen, guruplarda üzgünüm.

    Ezel günü yoldaydı, ebede giden kervan,
    Dönmekten yorulmadı insanı yoran devran.

    Ebediyet gününü haber veriyor bugün,
    O gün ya bitmez sevinç, ya da sonsuzca hüzün.

    Dün bir kuştu bilmedik kaçırdık elimizden,
    Ya gelir, ya da gelmez, yarın uzaktır bizden.

    Öyle ise gün bugün, henüz gece olmadan,
    Yürüyüp yol alalım, gün çiçeği solmadan.

    Karanlık çökünce ufka, güneşe özlem başlar,
    Ağlar gaflet ehline, denizler dağlar, taşlar

    Kim bilir belki bugün, şairin son günüdür,
    Seherler sevincidir, guruplar hüzünüdür!..
    Diyarbekir, 26.06.2002

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen