• MÜBAREK RAMAZAN AYI YAKLAŞIRKEN!..

    MÜBAREK RAMAZAN AYI YAKLAŞIRKEN!..
    Mevlüt MERGEN

    ORUÇ

    Vücudun rahatlığı, nefsin terbiyesidir,

    O Allah’ın emridir, “takva” elbisesidir.

    Oruçta “riya” olmaz, “Allah rızası” olur,

    O’nun çün oruç tutan, cehennemden kurtulur!..

    MM

     

     

    MÜBAREK RAMAZAN AYI YAKLAŞIRKEN!..

     

    “Erken seçim” hazırlığının gölgesinde kaldı yaklaşmakta olan mübarek Ramazan ayı için yapılacak hazırlıklar, şöyle de düşünülebilir; artık eski zamanlardaki hazırlıklar yapılmıyor oruç günleri için, doğrudur o eski zamanları hatırlıyoruz da mutfağımızda bir çuvala doldurulan “kapkacağın” kalaylanmak üzere götürülmesine pek rastlamıyorz, aslında kalaycılara da pek rastlanmıyor.

     

    “Kalaycılar çarşısı” ismi dursa da kendisi durmuyor, evlerde kilerdeki küpler şimdi kim bilir neredeler, oysa o küpler hiç “boş” kalmazdı, hele böylesi Ramazan günleri yaklaştığında kontrol edilir, eksilen varsa tamamlanırdı, çünkü oruç günleri gelecek demek evlere “misafir” gelecek demektir, iftar sofraları kurulacak demektir.

     

    Haksızlık etmemek gerek, günümüzde bazı yerlerde hazırlıklar yapılıyor, mesela “lokantalar” mesela “lüks oteller” çünkü artık buralarda ağırlanıyor insanlar iftar etmeleri için, buralardaki sofralar “zengin” sofralarıdır, geçmiş zamanlarda da kurulurdu “zengin” sofraları, o sofralarda oturanların tamamı zenginler olmazdı, fakirler de ya çağrılır, ya da bulundukları yere gidilir iftar yemeği yenilecek eve getirilirlerdi.

     

    Bazıları Ramazan ayı demek “yemek” demektir derler, oysa “oruç” yemek yemek için tutulmaz, hak rızası gözetilerek tutulur, iftar saatinde Allah ne kısmet etmişse onunla açılır oruçlunun ağzı, güzel olan budur, doğru olan da budur, sofrada illa ki birkaç çeşit yemek bulunsun için masrafa girmek, ekonomik durumu müsait olmadığı halde sofrayı donatmaya çalışmak “yanlıştır” günümüzde bu yanlışa insanların çoğunun düştüğünü görüyoruz.

     

    Acaba Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) yemek hususunda ne yapardı, nasıl yemek yerdi, soruların cevabını bize İslami kaynaklar vasitasiyle Hazret-i Aişe (r.a.) Validemiz veriyor: “Resulullah Efendimiz Hazretleri tam doyuncaya kadar yememiştir. Ailesinden yemek istemezlerdi (Yani ‘yemek getirin, yiyelim’ yahut’ gönlümüz falan yemeği istiyor, onu getirin’ dediği görülmezdi) eğer yemek getirirlerse yerdi. Her ne yiyecek ve her ne içecek verseler red etmezdi, kabul ederdi”

     

    Şu gerçeği unutmamak gerekir, “midesi yemekle dolmuş olanın kalbine hikmet girmez. Bir kişi az yerse az su içer. Az su içen kişinin uykusu az olur. Uykusu az olan kişi ömrünün bereketini görür. Çok yemek de çok uyumayı gerektirir. Çok uyuyan kimsenin ömrünün bereketi kaybolur.”

     

    Birçok televizyon kanalında “yemek” programları yayınlanıyor, yemek tarifleri veriliyor, acaba izleyenlerin kaçta kaçı o yemekleri yapabiliyor, geçmişten günümüze gelen bir  isimler uydurularak tarifi verilen yemekler daha leziz, daha sağlıklı imiş gibi bir algı oluşturuluyor.

     

    “Renkler ve zevkler tartışılmaz” diye bir söz vardır, kimsenin zevkine karışmak istemeyiz, ancak sofralarımızın aşinası olduğu yemekleri de bulundururuz, kilerimiz geçmiş zamanların kilerine benzemese de “kuşhanamızın” madeni değişse de biz yine “bakır” veya “toprak” tencerede pişen yemeklerin tadını “granit” tencere ve tavalarda bulamadığımızı da söyleriz.

     

    Mübarek Ramazan ayı yaklaşırken biraz “nostalji” dedik, derken biraz da günümüzü andık, seçim hazırlıklarının Ramazan ayı hazırlıklarını gölgede bıraktığını da gördük..

     

    Allah cümlemizi 16.Mayıs gününe sıhhat ve afiyetle kavuştursun, O’nun rızasını gözeterek oruç tutmayı nasip etsin..

     

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen