• BİR DELİ, BİR KUYU VE KIRK AKILLI!...

    BİR DELİ, BİR KUYU VE KIRK AKILLI!...
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Tartışmalar bitmiyor siyaset sahnesinde,

    Yapılan yapanların kalıyor kesesinde.

    Döner dolaşır yalan söyleyene geridöner,

    Yalancının mumuysa yatsıdan önce söner!..

    MM

     

    BİR DELİ, BİR KUYU VE KIRK AKILLI!...

     

    Hiç yanaşmayalım derken üç gündür kendimizi siyasetin içinde bulduk, Beştepe’ye çıktığı söylenen Muharrem İnce çıkmadığını, kendisine karşı parti içinde olduğunu iddia ettiği bir “çete” tarafından kumpas kurulduğunu söyledi, İnce adı çoğu zaman ana muhalefet partisinde ortaya çıkar, öyle anlaşılıyor ki birileri rahatsızlık duyuyor “İnce” adından, acaba rahatsızlık duyanların başında partinin genel başkanı geliyor olmasın?.

    İnce: “Gitmedim, gidecek olsa idim, genel bakanıma söylerdim” yani onu çiğnemez, saygı kurallarını gözetirdim demeye getiriyor bu sözleriyle, buna karşılık Kılıçdaroğlu geçen Salı günkü gurup toplantısında İnce’ye sahip çıkmak bir yana onu “töhmet” altında bırakacak sözleri söylerken Cumhurbaşkanını bir televizyon kanalında karşılıklı görüşmeye davet etti, Erdoğan Beştepe’de kimse ile görüşmediğini ısrarla dile getirdi, lakin Kılıçdaroğlu bildiğinden şaşmadı. Muharrem İnce, kendisine karşı parti içinde“çete” olduğu iddiasını sürdürürken bu çete ortaya çıksın için iki gazeteci hakkında “manevi tazminat” davası açtı, eğer kazanırsa Rahmi Turan “beş kuruş” Talat Atilla “üç kuruş” manevi tazminat cezası ödeyecekler, eh siyaset bu, bazen kuruşlara bile değer kazandırır, ya da günlerce kamuoyunu meşgul eden bir meseleyi böylesine ucuzlatıyor.

    Konu başlığımızda “bir deli, bir kuyu, kırk akıllı” dedik, çünkü bu söz yeri geldiğinde kullanılan bir sözdür, tıpkı bu olayda olduğu gibi, birileri veya birisi, “CHP’den birisi Beştepe’ye çıkarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü” deyince, bir gazeteci bu sözü ciddiye aldı ve hemen teyit ettirme cihetine gitti, Kılıçdaroğlu ise teyit ettiğini daha sonra sözlerim yanlış anlaşılmış diyerek kuyudaki o taşı çıkarmadığı gibi çıkarılmasına da yardımcı olmadı. Bir çok ulusal televizyon kanalında günlerdir bu mesele konuşuluyor ve konuşanları da biz “kırk akıllı” olarak düşünüyoruz, ama hiç kimse kuyudaki taşı çıkaramıyor, öyle anlaşılıyor ki o taş kuyunun dibine oturacak ve yosun bağlayacak ki bazı zamanlar tekrar kullanılsın için..

    Biz her ne kadar o kırk akıllı arasında kendimizi saymasak da üç gündür bu konu köşemizi işgal ediyor, oysa “acil” çözüm isteyen bir çok mesele var ve siyasiler kendilerini sanki bu meselelerin dışında görüyorlar, ekonomi gibi, işsizlik gibi, EYT gibi meselelerdir bütün siyasi partilerin üzerinde ciddiyetle durması gereken meseleler, bu arada “kadına şiddet” konusu üzerinde hükümet daha geniş bir adım atarak 75 maddelik bir paket hazırladı.

    Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığının değişmemesini isteyen sözler söylerken şu tespitte bulundu: “Kılıçdaroğlu’ndan daha ideal bir genel başkan olmaz” hem sonra Kılıçdaroğlu’nun değişmesini isteyen bir hareket, bir söz yok ortada, olan ise Muharrem İnce’nin Beştepe’ye çıktığı iddiasıdır, hem sonra partiler kendi başkanlarını ve yönetimlerini kendileri belirler, bu demokrasinin gereğidir, dıştan müdahale açık veya gizli demokrasiyi yaraladığı için “hoş” karşılanmaz.

    Görelim bakalım bir delinin bir kuyuya attığı taşı kırk akıllı çıkarabilecek mi, yoksa dediğimiz gibi o taş yosun bağlayıp öylece yerinde kalacak mı, ihtimaldir “taş yerinde ağırdır” denilirse kırk akıllı tarafından kuyudaki taşı belki mahkeme kararı ile çıkartmak mümkün olur, bu da İnce’ye açtığı manevi tazminat davalarını kazanrsa 5+3=8 kuruş kazanmasını sağlar.

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen