• İBRETLE OKUNACAK BİR HİKAYE!..

    İBRETLE OKUNACAK BİR HİKAYE!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Af kanunu çıkıncı sevinen suçlulardır,

    Çünkü “özgür” değiller, dünya onlara dardır.

    Müminler “af” beklerken aynı duyguyu taşır,

    Duaları her seher “Er-Rahim’e” ulaşır!..

    MM

     

    İBRETLE OKUNACAK BİR HİKAYE!..

     

    Okuyacağınız şu hikayeyi bir zaman Diyarbekir’de de kalmış olan “Şeyh Sadi-i Şirazi” Bostan isimli kitabının son kısmında, hem de son sayfasında “308—9” yazmıştır, gün Cuma olduğu için biz de okurlarımızla bu hikayeyi paylaşmak ve onun içindeki ibreti hep birlikte müşahede etmek istedik:

    “Sarhoşun biri şarabın hararetiyle bir camiye girip maksureye kadar yürüdü. Orada yüzünü Allah’ın kerem eşiğine koyup: “Ya Rabbi! Beni Cennet-i ala’ya koy”, diye niyaza başladı.

    Müezzin onun bu halini görünce yakasından tutup dedi ki: “Ey akıldan ve dinden gafil! Köpeğin camide işi ne? Ne amel ettin ki Cennet’i istiyorsun? Bu çirkin surata naz yakışır mı?”

    Sarhoş, müezzinin bu sözlerine ağlayarak şu cevabı verdi: “Müezzin efendi! Ben sarhoşum. Bana dokunma. Anlaşılan sen günahkar bir insanın Allah’ın lütfundan ümidvar olmasını tuhaf görüyorsun. Ben senden özür dilemiyorum ki! Tevbe kapısı açıkken Allah’a yalvarıyorum. O Keremdir kulunun elinden tutar. O’nun af ve mağfireti o kadar büyüktür ki, ben suçuma büyük demekten utanırım.”

    Bir ihtiyar ayaktan düşünce, elinden tutmazsan yerinden kalkamaz.

    İlahi! İşte ben o ayaktan düşmüş ihtiyarım. Fazl ü keremin hakkı için elimden tut, beni kaldır.

    Bana büyüklük ver, mevki ve makam ver, demiyorum. Aciz kaldım beni af et diyorum.

    Dostlarım bir ayıbım olduğunu tahmin etseler onu dünyaya yayarlar. Sen ise tahminen değil yakinen bildiğin halde ayıb ve günahlarımızı örtersin. Sen böyle bütün günahlarımızı bildiğin halde, biz insanlar hala birbirimizden korkarız!..

    Köleler, cahillikle bir serkeşlik edince efendileri onların kusuruna bakmaz.

    Allah’ım! Keremine göre afvedersen bir tek günahkar Cehennem yüzü görmez.

    Fakat bizleri amelimiz nisbetinde afvedeceksen, teraziyi bırak, hepimizi Cehenneme at!..

    Kereminle elimden tutarsan bir yere erişebilirim, beni bırakacak olursan düşerim ve kimse de elimden tutmaz.

    Yardımcım sen olursan kimin bana gücü yeter? Senin çözüp kurtardığını kim bağlayabilir?

    Mahşerde insanlar iyiler ve kötüler diye iki kola ayrılır. Bana hangi kola doğru yol verirler bilmiyorum. Fakat iyiler tarafına sevk ederlerse şaşarım doğrusu. Çünkü şimdiye kadar kötülere mahsus işlerden başka bir şey yapmadım.

    Zaman zaman gönlüm ümitleniyor: “Cenab-ı Hakk ağarmış saçlardan utanır”, diyor. Fakat buna nasıl bel bağlarım ki, ben utanmadan O’na isyan edip duruyorum.

    Hazret-i Yusuf pek çok belalar gördü. Zindana atıldı. Fakat yüksek mevkie geçip hüküm sürdüğü zaman sureti gibi siyretinin de güzelliği icabı olarak kardeşlerini afvetti. “Sizlere bugün başa kakma yok!” (*) dedi onların getirdiği ehemmiyetsiz bir sermayeyi reddetmedi.

    İlahi! Ben de bugün suçlu ve sermayesiz olarak senin huzuruna geldim. Senden af bekliyorum. Beni afvet, lütfundan bunu umarım.

    Defteri benimkinden daha kara olanı kimseler görmemiştir. Amel defterimde beğenilecek bir işim yok. Ancak senin inayetine güveniyor, rahmetinden ümid ediyorum.

    Huzuruna ümidden ibaret bir sermaye ile geldim. İlahi!

    Afvından ümüdimi kesme!”

    Sanırım hepimiz için geçerli bir yol gösteriyor bu mübarek insan, Allah ona rahmetiyle muamele etsin bizleri her iki alemde hep ümidvar kılsın!..

    (*) “(Yusuf) da: Size dedi, bugün hiçbir başa kakma ve ayıblama yok. Sizi Allah yarlığasın. Esirgeyicilerden daha esirgeyicidir” (Yusuf suresi: ayet: 88)

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen