• HİÇ HAK ETMEDİĞİM TOKAT

    HİÇ HAK ETMEDİĞİM TOKAT
    İbrahim Halil DEMİR

    HİÇ HAK ETMEDİĞİM TOKAT

     

    Hava çok soğuktu.

    Sokaklarda kimse yoktu.

    Ve ben ne yapacağımı bilemiyor,

    İçin için ağlıyordum.

    Gök gürlüyordu.

    Şimşek çakıyordu.

    Yağmur da bardaktan boşalırcasına yağıyordu.

    Başımda elmalı şeker sinisi, elmalı şeker satıyordum.

    Zira satmak zorundaydım akranlarım o saatte sıcak yataklarında mışıl mışıl

    Uyurken ben ellerim cebimde sokak sokak dolaşıyordum.

    Var gücümle “elmalı şeker” “elmalı şeker” diye bağırıyordum

    Almak için hiç kimse seslenmiyordu.

    Zemin katın penceresinden adamın biri beni çağırınca,

    Sevincimden dünyalar benim oldu.

    Koşa koşa pencerede beni bekleyen adama gittim,

    Gider gitmez bana bir tokat attı gözümden şimşekler çıktı.

    Oğlum sabah sabah ne bağırıyorsun?

    Nöbetten gelmiştim uyumam lazımdı beni uykumdan uyandırdın.

    Ben de ağlaya ağlaya dedim ki “ne vuruyorsun”

    “Ben bu saatte keyfimden mi sokak sokak dolaşıyorum”

    “Elmalı şekeri keyfimden mi satıyorum”

    “Ben de yatağımda uyumak istemez miyim”

    Deyince Adam sanki bana o tokadı attığına bin kere pişman oldu.

    Satmak zorundaydım zira onun parasını fırıncıya verip ekmeğimizi getirmem gerekiyordu.

    Ağlamaklı, ağlamaklı eve gidince,

    Annem, anne şefkatiyle boynuma sarıldı bir kaç kez öptü beni teselli etti ve satmaya tekrar gittim.

    Biz çocukluğumuzu başka çocuklar gibi yaşayamadık...

    Ama pişman değilim.

    İyi ki çocukluğumu yaşayamamışım.

    Şimdi şayet küçük şeylerle mutlu oluyorsam,

    Hayatın inişli çıkışlı yollarında, yorulmak bilmeden yolculuğuma, devam ediyorsam ,

    Bu sıkıntıları yaşamış olmamdandır diye düşünüyorum.

    Hayatın meşakkatleri beni ve ben gibiler ini biledi.

    Biz kendi memleketimizden başka bir vilayete muhacir olunca,

    Variyetli bir aile olmamıza rağmen çok yoksulluk ve fakirlik çektik.

    Bir zeytini üç veya dört lokmada yerdik.

    Soframızda zeytin var iken, peynir yoktu peynir var iken zeytin yoktu.

    Ama çok mutlu ve çok huzurluyduk.

    O günlerin huzur ve mutluluğunu mum ışığında arıyorum şimdi.

    Ama yok yok yok.

    Ne oldu bizlere ?

    Dolu çanağa iki gözden iki çeşme niye ağlar olduk.

    En içten saygı ve hürmeti niye unuttuk?

    Tarih sayfalarına altın harflerle yazılmış vefalılığı sadakati niye kaybettik?

    İşte bundan ötürü iki yakamız bir araya gelmiyor.

    yeyip içtiğimizden tat lezzet alamıyoruz.

    Kendimizi işin kolayına kaçmadan sorgulamamız gerekiyor diye düşünüyorum.

    14/ Haziran/ 2022

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen