• STRES YÖNETİMİ

    STRES YÖNETİMİ
    Ferhat AYGÜN

    STRES YÖNETİMİ

     

    Yönetemediğimiz iç kaynaklı stres, dış kaynaklı birçok aksilik ve gerilim durumuna neden olarak bizi daha çok çıkmaza sürükleyebiliyor. Bunu heyecanlı ve stresli olduğum anlarda peş peşe gelen aksilikleri defalarca deneyimlemiş birisi olarak yazıyorum. “İstersen başarabilirsin, her şey sende başlar sen de biter, güç kendi içimizde” gibi propagandalar yapıyoruz zaman zaman hepimiz ama istesek de işler bazen yolunda gitmeyebiliyor. Umut güzel şey evet ama bilinç daha gerçek, yani her şey olabilir, her türlü aksilik başımıza gelebilir, her şey mümkün…Her duruma hazırlıklı olmak ve denge hâli daha gerçekçi sanırım :)

    Stres konusunda bir şeyler yazmak isteyerek oturdum gece gece...

    Çok konuşulan, çok kullanılan, günlük hayatta ağzımıza yapışmış, modern toplumun hastalığı olarak kabul edilen stres, yaşantımızın bir parçası hâline geldi. Maalesef günümüzde çoğu insan yoğun stres altında olduğundan yakınarak  çok sık  ifade ediyor stres kelimesini... Kimi uzmanlar çıkıp stresle başa çıkma yöntemlerinden bahsedip her hastalığın başı strestir diyerek, sinsi bir düşman olarak görüp uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu söylerken; kimisi de çıkıp stresin iyi yönlerine odaklandırıyor bizi.. Yaşam tecrübesi biraz daha fazla olanlar da strese pek inanmayıp biraz şımarıklık olarak, rahat batması olarak da görebiliyorlar bu durumu :)

    Stres gerçekten nedir, neler stres kaynağıdır, stresimizi nasıl yönetiriz sorularına pek çok kaynaktan cevaplar bulsak da herkesin biricikliği gibi strese bakış açımız ve yönetme şekilleri de de bireyseldir aslında.

    Türkçeye “baskı” ya da “gerginlik” olarak çevrilen stres;  günlük konuşmalarda endişe ve sıkıntı anlamında da kullanılıyor. 1950’lerde Kanadalı fizyolog Selye, stresi uyaranlara karşı organizmanın verdiği yanıt olarak tarif etmiş ilk olarak. Vücutta ve zihinde, içsel ya da dışsal bir uyarana karşı verilen tepkilerin genel adıdır diyor. Hava koşullarından çalışma temposuna, ekonomik sorunlardan aile içi gerilime kadar birçok faktör stres nedeni olarak sıralanabiliyor

    Stres bize bağlı içsel bir durum mudur, durağan bir şey midir, gelip geçici midir, olaylara mı bağlıdır yoksa herhangi bir olay olmasa da kendimizi stres altında hissediyor muyuz bunların hepsi bireysel sorular. Ayrıca bir şeyler okuyarak stres yenilebilir mi ya da kendi kendimize telkinlerle baş edebilir miyiz bu da muamma.. Strese hastalık tanımlaması yapan da stresi hastalık nedeni gören de var  ya da başa çıkmak zorunda olduğumuz yani yönetilmesi gereken bir durum olduğunu söyleyenler de... Stresle baş etmek için 15 yöntem, 25 yol falan gibi hap önerileri de çok görüyorum. Hatta stres atmaya yardımcı oyuncaklar, stres topları, stres çarkları vs.

    Daha önce üstünkörü izlediğim, geçenlerde tekrar denk geldiğim Psikiyatrist Abraham J. Twerski'nin Istakoz Hikâyesini çoğunuz biliyorsunuzdur. Aslında ıstakoz çok sert bir kabuğun içinde yaşayan yumuşacık bir hayvan, büyüdükçe bu sert kabuk ona dar gelerek sıkıştırmaya başlıyor. Sıkışan, canı acıyan bu canlı kendini fazlasıyla baskı altında ve rahatsız hissettiği için sık sık kabuk değiştirmek zorunda kalıyor. Yumuşak hâliyle çabucak avlanacağını bildiği için kendine bir kuytu köşe bularak yeni kabuğu olgunlaşıncaya kadar saklanmaya devam ediyor. Büyüdükçe sıkışan ıstakoz bunu yaşamı boyunca defalarca yapıyor çünkü ancak yeni kabuk üreterek büyümeye devam ediyor ki başka türlüsü mümkün değil.

    Abraham J. Twerski, “ıstakozun büyümesinin nedeninin onun rahatsızlık duyması” olduğunu söylüyor. Ve ekliyor, "Eğer ıstakozların doktorları olsaydı her rahatsızlık hissettiklerinde doktora gidip onlara danışırlar, hiçbir zaman da kabuk değiştirip, büyüyemezlerdi. Çünkü ıstakoz kendisini rahatsız hisseder hissetmez doktora gidecek, doktor da ona birkaç ilaç, birkaç tavsiye vererek kendini iyi hissettirecek ve dolayısıyla sert kabuğuyla mücadele etmeyecekti. Mücadele etmediği içinde de büyüyüp gelişemezdi.” diyor. Ayrıca bundan yola çıkarak stresin zor zamanlarda harekete geçmek için bir fırsat olduğunu da vurguluyor. Twerski’nin de vurguladığı aslında stresin ya da baskılanma durumunun iyi tarafını görebilmek. Bu her zaman mümkün değil tabi. İyi stres türlerinde -yeni bir işe başlarken, bir şeyi başarmaya çalışırken, sınavlara hazırlanırken, heyecan verici bir ortama girerken vs.- bu bizim işimize yarasa da özellikle akut stres durumunda faydadan çok zarara dönüşebiliyor. Beklenmedik olaylar, ciddi ekonomik mücadeleler, maddi zorluklar, ailevi problemler, ağır hastalıklar, ölüm vb. durumlar kişiyi geliştirmek bir yana daha çok daraltan koşullar olabiliyor.

    Elimizden bir şey gelmediği durumlarda kendimizle uyum içinde olmak, yapabileceğim her şeyi yaptım gönül rahatlığı ile yaklaşarak kendi dışımızda gelişen olayları olduğu gibi kabul etmek bizi biraz daha dengede tutacaktır diye düşünüyorum. Çözüm bizde değilse daha fazla kendimizi tüketmek, stres altında kıvranmak yersiz bir mücadele oluyor sonuçta. bir yıldır iç huzurumuzu sağlamaya çalışırken enerjimiz de düştü. Baskılanmışlık ve engellenmişlik hissi hepimizi mahvediyor ve sakin kalamıyoruz. Belirsizlik, korku, endişe bizi güvensiz hissettiriyor. Durumu idare edeceğiz derken bezginlik ve yılgınlık daha da arttı. Kontrol edemediğimiz birçok stres kaynaklarıyla mücadele de zorlanıyoruz. Bu noktada öneriler ve tavsiyelerde pek işe yaramıyor artık. İyi bir dönemden geçmiyoruz, umarım sonu iyi olur. Umarım yaşadığımız her şerden bin hayır ile kendimizi tekrar buluruz

    Hikâyeye geri dönersek ıstakoz gibi yeni bir kabuk oluşturmak için kuytu köşede saklandığımız bir dönem olarak yaşamış olalım bu süreci. Daha güçlü ve daha dayanıklı kabuklarla yeniden doğuşumuza vesile olsun tüm sıkıntılar.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen