• ŞEREFE

    ŞEREFE
    Süleyman AYDIN

    ŞEREFE

     

       İstanbul seçimleri oldu, bitti. 800 bin oy farkı ile İmamoğlu kazandı. Riyakarlık yapıp, hayırlı olsun demeyeceğim. Her şeyi gören, bilen, bizleri yoktan var eden Rabbime karşı kendimi yoklayarak direkmen yazacağım. İptal edilen yerine yapılan seçimde Sayın Binali Yıldırım şahsında daha fazla sinirlenen halk, eskiden verdiği adayın yerine İmamoğlu’nu tercih etti. Günah vebal onlara.

        Sayımı çok erken biten oyların sonucu ile birlikte, iyi bir aile terbiyesi almış, mütevazı, dini konuda bilgin ve uygulayan, vicdanlı Sayın Binali Yıldırım ve İslam dünyasının lideri Sayın Cumhurbaşkanımız en temiz duyguları ile güzel dileklerde bulundular.

       Tertemiz kalpleri ile burada anmayacağım ifadelerinin üzerinden daha saatler geçmeden ortaya çıkan manzaraları tahmin etseydiler, kesinlikle ağızlarından çıkan ve kalplerine biriken centilmenliği yapmazdılar. Adım gibi eminim yapmayacaklarına; neden diyeceksiniz? Allah'a olan bağlılıklarına ve güçlü imanlarına karşın.

        Dini bütün kardeşlerimizin, Yasin okumasına kanıp ve yenilenen seçimde özellikle belediye başkanlığına oturttukları başkanın taraftar ve partililerinin ilk işi, maneviyatımızı gururlandıran ve Yüce Allah'ımızın mabedi olan Çamlıca Camii'ne koştular. İçilmesi haram olan içki şişelerini devire devire camiinin avlusuna koşup, orada da şampanya patlatarak kutlama yaptılar.

       Gezi parkı eylemleri sırasında, içki içmeleri ve özellikle ibadethanelerimizde yapmalarından tanıdığımız partililer veya şöyle diyelim; ülkemizin İslami yönüne karşı olanların aynı çaba içerisinden olacaklarından kuşkumuz yoktu.  Camilerimizi ahıra çevirenlerin neslinden gelenlerin, camilerimizde içki içerek, bir de yazmaktan bile kalbimin ağrıdığı, camiye defi hacet edenlerin, hakaret, küfür ve zulmettiği başörtülü bir anne olan bacımıza, kucağındaki bebeğine rağmen, yaşattıklarının aynısı yine Beşiktaş ilçesinde oldu.

        (Haşa) Cenabı Allah ismi ile açtıkları sayfalarda içki içmek, alay etmek ve yazdıkları küfürleri gören bilen ve cezasını verecek de Yüce Rabbimdir. Ne kendi Yüce Varlığı, ne mabedi, nede nüzul olan Kutsal Kitabımız Kuranı Kerim'e yapılanların cezasız kalmayacağından kuşkumuz yoktur ancak, bu durumun oluşmasını sağlayanların sessiz sakin, tepkisiz kalmalarına beddualarımın sonu gelmeyecektir.

        Diyarbakırlı Milli ve maneviyatı güçlü Şairimiz Sezai Karakoç'un yanında öğrencisi sayılan ve bizzat şairimizin hayat hikayesini yazmakla şereflenen birinin dahi, bir arkadaşımızın göndermiş olduğu ve alınması halinde bu günlerin yaşanacağını belirten mesajına karşın Sayın Binali Yıldırım için tepki göstermesi de kendini Rahmetli Erbakan Hoca'nın varisi gösteren Temel Karamollaoğlu'nun Allah lafzı ile kendilerini sunmalarının münafıklıktan başka olmadığını anlamış bulunmaktayız.

        Her gelen hükümetin milli emri olarak addettikleri Türkmen ve benzeri Ergani Kakolarının sayfalarındaki İmamoğlu reklamları da şaşkınlığımın ana kaynağıdır. Fıtratında asla dini bir kural barındırmayan zihniyete el birliği ile destek veren kakoların yöneticilerinden birinin, Sayın Yıldırım'ı alaya alması, destek veren sanatçıları rencide etmesi ve kendilerinin her zaman faşist gösteren anlayışla yaptıklarını da maalesef gördük.

       Seçim sonucunun İslam dünyası için hayırlı olduğunu ve gelecekte olacakların Yüce Allah'ın bir lütfü olduğuna kanaatimizde asla eğrilik olmaz ancak, kaldırılan kadehi, edilen küfürleri ve başörtülüler için yapılanları kendini dindar olarak pazarlayan Karamollaoğlu ve milliyetçi olarak gösteren Akşenere'e sunuyorum. Mübarek Camilerimizin avlularında şerefe diye kadeh kaldıranların iğrençliğini, Camii tuvaleti ortamında, anılan duruma ortak ve destek olan kişilere iade ediyorum. Kutlamaları doğru ise, dediğim yerde şerefe kabulünü, sonuca sebep olanlar yapsınlar.

        Görüşmek üzere.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen