• MEYDAN ALDATIR LAKİN ALDANMAZ!..

    MEYDAN ALDATIR LAKİN ALDANMAZ!..
    Mevlüt MERGEN

    MEYDAN

     

    Erler yarışsın diye, kurulmuştur şu meydan,

    Kimisi cirit atar, kiminde türlü yalan.

    Meydan aldatıcıdır, lakin asla aldanmaz,

    Herkesi dinler lakin herkese de aldanmaz!..

    MM

     

    MEYDAN ALDATIR LAKİN ALDANMAZ!..

     

    Seçim “sath-i mailine” girdik gireli meydanlar boş kalmıyor, çünkü insanların merakı vardır o meydanlarda konuşacak kişilerin ne söyleyeceği hususunda, bu meraklarını gidermek için koşalar meydanlara, gerçi konuşacak kişileri önceden tanıyıp bilmişlerdir, fikri yapısına yabancı değiller, ama yine de “merak” ederler, eh öğrenmenin en kolay yolu da merek olduğuna göre…

     

    Şöyle bir fıkra anlatılır; polis bur suçluyu yakaladı, karakolda adam suçunu itiraf etti, savcının önünde de suçunu kabul etti, hakimin huzuruna çıktığında hakim kendisine: “sen suçunu kabul etmişsin, cezalandırılacaksın” deyince suçlu: “hakim bey, avukatımın gelmesini istiyorum” demiş, hakim şaşırmış ve “yahu avukatın gelecek de ne diyecek, sen zaten suçunu itiraf etmişsin” deyince suçlu: “hakim bey de avukatımın ne diyeceğini merak ediyorum”

     

    İşte insanlar bu merakla meydanlara koşuyorlar, oraları dolduruyorlar, bazı siyasiler de sanıyor ki meydanı dolduranların tamamı kendisine “oy” verecek, halkın vicdan terazisi şaşmaz, 14 Mayıs 1950’de şaşmadı ve ondan sonraki

     

    seçimlerin hiç birinde şaşmadı, bu seçimde de şaşmayacak, halk en doğrusunu yapacak ve en doğrusuna oyunu verecektir, halka inanmak şarttır, ama halkın her siyasiye inanması şart değildir, çünkü meydan aldatır ama aldanmaz.

     

    Nasıl ki “halka hizmet hak’ka hizmettir” deniyorsa halkın sözü, hakkın sözü diye de inanmak gerekir, mübarek ramazan ayında olmamıza rağmen halk meydanları boş bırakmıyor, oruçlu ağzıyla gidip onları dinliyor, bu da gösteriyor ki halk siyasileri “ciddiye” alıyor onların da halkı ciddiye alması gerekmez mi?

     

    Siyasilerin halkı ciddiye alması ona “inandırıcı” sözler söylemesi, yapılabilir, yerine getirilebilir vaatlerde bulunması gerekir, bir zamanların siyasileri halka “memleketinize deniz getireceğim” diyordu ise, bu günün siyasileri benzer sözleri söylemekten kaçınmıyorlar, ama halk o bir zamanların siyasilerine nasıl inanmadı ise bugünün siyasilerine de öyle inanmıyor.

     

    Acaba öğretmenler inanıyor mu bir partinin “24 Kasım’da öğretmenlere birer maaş ikramiye vereceğiz” sözüne? Sormazlar mı diğer devlet memurlarının günahı ne? Kesenin ağzını açmışken bari herkesi hoşnut etsen ya?

     

    Ama şu söze inanırım; 180.000 öğretmen ataması yapılacak, zaten belli aralıklarla bu işlem yapılmıyor mu, bazen 20.000, bazen 15.000 bazen çok daha fazla öğretmen mesleğe yeni baştan başlamıyor mu bu “olmazsa olmazıdır” milli eğitimin, çünkü nüfus sürekli artıyor, ihtiyaç da ona göre artıyor, bu sözlerle atama bekleyenlerin oyunu almak amaçlanıyor olmasın sakın?

     

    Zaten bütün sözler meydanları dolduranları bir şekilde aldatarak oylarını almaya yönelik, ama meydanlardaki kalabalıklar aldanmaz, lakin onları böyle önlerinde görenler aldanırlar!..

     

    Aldatılarak geçirilecek zamanı yoktur meydanları dolduranların!..

     

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen