• KAYAPINAR BELEDİYESİNİN KÜLTÜR HİZMETLERİ!..

    KAYAPINAR BELEDİYESİNİN KÜLTÜR HİZMETLERİ!..
    Mevlüt MERGEN

    VEFAT VE TAZİYE

     

    “İnna lillah ve inna ileyhi raciun”

    1960’lı belki daha eski yıllarda Abdullah Ocak beyin çıkardığı “Demokrat Şark” gazetesi çalışanlarından idi kadim dost “Mahmut Boz” daha sonra Diyarbakır belediyesinde memur olarak görev yaptı, ancak meslekten kopmadı, “Öz Diyarbakır” ve son olarak “Özgür Haber” gazetesinde köşe yazarı olarak sürdürdü meslek bağını,

     

    M A H M U T B O Z’un

    aramızdaki ömür sürecini tamamlayarak vefat ettiği haberini üzülerek aldım, çok iyi bir insan, çok iyi bir dosttu, kendisine Allah’tan rahmet, mağfiret, “BOZ” ailesine sabrı cemil dilerim.

    Ruhu şad, mekanı cennet olsun.

     

    MEVLÜT MERGEN

     

    BELEDİYE

    Şehircilik dışında kültür de hizmet ister.

    Birisi önemliyken diğeri “dikkat” ister!..

    Ruhudur şehirlerin “kültür” denen öz kaynak,

    Görevi olmasa da, Belediye koruyacak.

    MM

     

     

    KAYAPINAR BELEDİYESİNİN KÜLTÜR HİZMETLERİ!..

     

    Bugün Kayapınar Belediyesinin şehircilik anlayışının ötesinde ayrı bir “önemli” çalışmasından söz etmek istedik, o önemli ve güzel çalışmanın adı: “Musikinin Diyarbekiri” kitabıdır, kitabın alt başlığında ise “Klasik Türk Musikisinde Diyabekir’li Bestekarlar” denilerek, bu şehirde doğmuş 11 tanınmış bestekardan ve eserlerinden söz edilir.

     

    90 sayfaya yakın tamamı “kuşe” kağıda basılmış kitabın üzerindeki imzanın sahibi “Harun Korkmaz’dır” kitabın editörlüğünü ise adından daha önce söz ettiğimiz “Burak Kazan” üstlenmiş, kitap Kayapınar Belediyemizin ilk “kültür” yayınıdır, bu eser “1 numara” numara olduğuna göre devamının geleceğini anlamak zor olmasa gerek.

     

    Kayapınar Belediye Başkanı Sayın Dr. Ozan Balcı’yı sözün başında kutlamak isterken kitabın hemen baş kısmındaki merhum “Yahya Kemal’in” şu şiiri bu kitabın gerek Diyarbakır musikisi ve gerekse Türk musikisi için nedenli büyük önem taşıdığını da bizlere “lisan-i haliyle” bildirmektedir:

     

    Çok insan anlayamaz eski musikimizden

    Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden

    Açar bir altın anahtarla ruh ufuklarını

    Hemen yayılmaya başlar sada ve nur akını

    Ve seslenir büyük Itri, semayı örten ruh

    Peşinde dalgalanır bestesiyle SEYYİD NUH

    O mutlu devrede Itri’ye en yakın bir dost

    Işıklı dantelalar bestekarı Hafız Post

    Bu neslin ortada dahicedir başardığı iş

    Vatan nasıl karışır musikiyle göstermiş

    YAHYA KEMAL

     

    Kitabın girişinden: “Musikinin Diyarbekri” kitabı “Seyyid Nuh” ve daha başka Diyarbekir’li usta bestekarların bilinmesi ve tanıtılması amacıyla yazılmış, çünkü: “Diyarbekir, bulunduğu coğrafi konum ve kozmopolit yapısı sebebiyle tarih boyunca farklı kültürlerin buluşma yeri, 16.yüzyıl başlarında Osmanlı idaresine girdikten ve eyalet merkezi olduktan sonra ise yeni teşekkül etmeye başlayan İstanbul merkezli kültür havzasının mühim bir şehri olmuştur. Ulemadan, şairlerden ve diğer pek çok sanat dalında ürün veren sanatçıların arasında Diyarbekir’li olanların sayısı azımsanmayacak miktardadır.”

     

    İşte Seyyid Nuh bu azımsanamayacak miktarda olanlardan sadece birisidir ve Diyarbekir’lidir, bakınız yine “giriş” bölümünden aktardığımız şu tespit ne kadar çarpıcıdır: “Kaldı ki Diyarbekir’deki klasik musiki muhiti Seyyid Nuh’tan önce de mevcuttur. Onu yetiştiren muhitin kökleri ve mahiyeti ile şehirdeki musiki mahfillerinin İstanbul bağlantısı, ortaya çıkarılmayı beklemektedir”

     

    Kitapta Diyarbekir’li olan bestekarlardan ve eserlerinden de söz edilmekte, bestesi yapılan şarkı sözleri ve notaları da orijinal bir şekilde yer almaktadır, geçmiş zaman içindeki söyleşilerimizde bu konuya değinmiş ve hatta “ben küçemi özledim” kitabımızda “Ahmet Çelebi” derken bu şehirde sanatın ve sanatkarların sadece “gayri Müslimlerin elinde olduğunu iddia edenlere karşın onun bir Müslüman kuyumcusu olduğunu, sanatını “Hasan Paşa” hanında icra ettiğini, bir çok kalfa ve çırak çalıştırdığını anlatırken, saltanatı süresince Diyarbekir’e iki kez gelen Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın isteği üzerine üç ayda kuyumculuk sanatını sergilyerek yaptığı “seriri” Padişahın Bağdat’a götürdüğünü de kaydetmiştik.

     

    Diyarbekir kültürünün uğradığı “negatif” tahribatı anlatan bir benzetmemiz vardır: “erozyon” bu erozyonun eşelenmesi, altındaki kültürel zenginliğin ortaya çıkarılması gerekir, onun içindir ki D.Ü’de yapılan “Diyarbekir şehir araştırmaları çalıştayı” büyük önem kazanmaktadır, umarız bu çalıştay bundan sonraki aşamalarda yapılacak çalışmalarla desteklenir ve kendisinden bekleneni sağlar.

     

    Başta Kayapınar Belediye Başkanı Sayın Dr. Osman Balcı olmak üzere, Harun Korkmaz ve Burak Kazan’la birlikte bu kitapta emeği geçenleri tebrik ediyor bu türden yapacakları çalışmalarda başarılar diliyoruz.

     

    Selam ve dua ile

     

     

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen