• KAMUDA TASARRUF!..

    KAMUDA TASARRUF!..
    Mevlüt MERGEN

    TASARRUF

     

    “Yorgan-ayak” ölçüdür “tasarruf” etmek için,

    Kazan, ölçülü harca, hesap bilmemek niçin?

    Bugünün yarını var, elde olan savrulmaz,

    Aklı olan yokluğun sıcağında kavrulmaz!..

    MM

     

    KAMUDA TASARRUF!..

     

    Hiç kimsenin karşı çıkmayacağı bir gerçekle karşı karşıyayız; piyasalarda gizli bir devalüasyon, açık bir enflasyon yaşanıyor, aslında devalüasyon da gizli değil açıktır, bu gerçeği döviz piyasasındaki düşmeyen, daha doğrusu bir türlü düşürülemeyen yüksek ataşe baktığımızda görebiliyoruz, yine ayrı bir gerçektir ki, Türkiye ne zaman seçim atmosferine girse para piyasasında hareketlilik olur bir türlü düşürülemez doların ateşi ve diğer yabancı menşeli paraların “lira” karşısındaki yükselişi…

     

    Daha önceki hükümet döneminde enerjiden sorumlu olan Berat Albayrak bu yeni dönemde hazineden, dolayısıyla maliyeden sorumlu bakan oldu, hem de milletvekilliğinden vazgeçerek, 24 Haziran seçimlerinin üzerinden bir aydan fazla bir zaman geçti, bu zaman zarfında, yeni hükümetin kurulması, yemin merasimleri, bakan yardımcılarının atanması gibi faaliyetleri oyalayıcı duraklamalar sebebiyle meseleye “çözüm” getirici tedbirler alınamadı.

     

    Ancak geçen hafta Albayrak, bir açıklama yaptı ve kısa sürede çok etkin teldirler alınacağını ve sonuçlarının da görüleceğini söyledi, söylenenlere bakılırsa enflasyon tek rakama düşürülecek.

     

    Her yıl yaz mevsiminde, özellikle sebze ve meyve fiyatlarında ucuzlama görülür, yaz mevsimi henüz bitmedi ama Ağustos ayına girmek üzereyiz, meyve sebze fiyatları yeniden el yakmaya başlayabilir, bu durum piyasanın diğer kesimlerini de tetikleyebilir.

     

    Bunda böyle “kamuda tasarruf” yapılacağı ve kamu gelirlerinin tek elde harcanacağı yolunda sözleri de vardı Sayın Albayrak’ın, hem kolay, hem de zor bir durum oluşturur bu tedbirler, çünkü kamunun alışa geldiği harcamaları vardır, yani ödemeleri vardır, ödeneklerin kısıtlanmasıyla bunların ödenmesinde zorluk çekilebilir, oysa “taahhüdünü” yerine getirmek kamunun en başta gelen özelliğidir.

     

    Henüz erken gibi görünse de kamuda tasarrufa gidilirken özellikle makam araçları konusu gözden geçirilmelidir, bazı kurumlarda müdürün dışında “şef”^pozisyonunda olanların bile makam aracıyla ve “özel” şoförle göreve gidip geldikleri söylenmektedir,

     

    Tasarruf ödeneklerini kısmak yerine harcanan bazı kalemleri azaltmakla yapılabilir, şef pozisyonundakilere makam aracı tahsis edilmesi buna misal olarak gösterilebilir, alınan ve alınacak tedbirler ne gibi sonuçlar gösterecek bunu zamanla öğreneceğiz, bir de deriz ki kamuda tasarruf tedbirleri hayata geçirilirken toplumdaki “israf” denilebilecek “lüks ev, lüks araba” ve diğer lüks eşya tüketiminin de frenlenmesi gerekmektedir.

     

    Böyle olduğu içindir ki, bankalar gerek ihtiyaç için olsun, gerek araba alımı ve gerekse ev alımı için olsun kredi vermekte pek cömert davranmaktadırlar, bu durum lüks eşya, lüks araba ve lüks ev fiyatlarının astronomik rakamlarda ifadesini bulan yükselişlere sebep olmaktadır, oysa100 metrekarelik bir ev en az dört kişilik bir ailenin ihtiyacını karşılayacak büyüklüktedir, ev kredilerinde bu rakam ölçü alınır ve daha fazla fazlasına “hayır” denirse hem konut piyasası daha çok hareketlenir ve hem de vatandaşın alım gücü daha çok artar.

     

    100 metrekare ölçümüz bizim yaşadığımız şehir ve bölgemize göredir, İstanbul, Ankara gibi şehirlerde bu ölçü 1+2 şeklinde olabilir, büyük şehirlerde özel araba kullanmanın zorluğunu ekranlara yansıyan görüntülerden anlamak mümkün, toplu taşıma vasıtalarının daha ekonomik olduğunu, bunlarla mesafelerin adeta kısaldığını bu şehirlere gittiğimizde yaşadığımız için biliyoruz.

     

    Tasarruf tedbirleri hem kamuda ve hem de bütün toplumda hayata geçirilmelidir, insanlar ayaklarını yorganına göre uzatmasını bilmelidirler, reklamlar dahil her şey ölçülü olmalıdır, zira 81 milyonluk nüfusun büyük bölümü ya asgari ücretlidir, ya da eline geçen paranın miktarı bellidir, miktarı belli olanın harcanacağı yer de belli olmalıdır ki piyasada arz-talep dengesi kurulabilmiş olsun…

     

    Enflasyon canavarına nasıl gem vurulacak bilemeyiz, bildiğimiz yılardır Diyarbakır’da 150 kuruş topluma ücretlerinin 2 liraya çıkarıldığıdır, fırıncıların daya gramajı azaltmak, ya da ekmek fiyatını arttırmak istedikleri biliniyor, umarız alınan ve alınacak tedbirler kendilerinden beklenen semereyi verir, çünkü enflasyon canavarının hiç mi hiç insafı yoktur!..

     

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen