• İSLAM KURTULUŞ DİNİDİR!..

    İSLAM KURTULUŞ DİNİDİR!..
    Mevlüt MERGEN

     

    SÖZÜN ÖZÜ

    Temenni ve nedamet “keşke” içre gizlenmiş.

    Elden kaçan can kuşu, kafesinde özlenmiş.

    Son nedamet faydasız, elde fırsattır kaçan,

    Gaflet ehli olana onulmaz dertler açan!.

    MM

     

    İSLAM KURTULUŞ DİNİDİR!..

     

    Evet “İslam kurtuluş dinidir” çünkü cihanşümul bir dindir, emir ve yasakları sadece ona inananların değil bütün insanlığın kurtuluşu içindir, bu yüce din eğer her hangi bir şeye “haram” demişse o haram olan şey bütün insanlar içindir, her hangi bir toplum o haram olanı işliyorsa onlar için “helal” değildir, yine haramdır, çünkü ilahi emrin özünde bütün insanlığın kurtuluşu vardır.

    Bazıları yaptıkları yanlışı onaylatmak adına: “herkes yapıyor” derler, herkesin yaptığını kendileri için bir ölçü kabul ederler, oysa ölçü “din” ölçüsüdür, herkes içiyor diye “içki” helal olmaz, olur diyen ancak kendini aldatır, yanlış ve doğrular, başka bir deyimle helal ve haramlar Allah tarafından yüce kitabımızla bizlere bildirilmiş ve sevgili peygamberimizin “örnek” yaşayışında gösterilmiştir ki esas ölçü O’dur .

    Bir önceki söyleşimizde “Coronavirüs yaşayışımızı dizayn mı ediyor” demiştik ki doğrudur, yaşam tarzımızda bazı değişiklikler oldu “tedbir” adına yapılan bu değişiklikleri virüsten korunmak adına bize doğru gelmekte olan “ölümcül” afeti görür görmez benimsedik ve uygulamaya başladık, oysa görmek istesek daha nice ölümcül afetler vardır ki hep bize doğru geliyor, o afetleri belki de bu virüsten daha net görüyoruz, lakin hızlı olmadıkları, üstümüze doğru geldiklerine ihtimal vermediğimiz için önemsemiyoruz.

    Misal olarak “kanser” diyelim, hemen her gün bu hastalıktan yüzlerce insan aramızdan ayrılmıyor mu, ama nedense virüsten korktuğumuz kadar kanserden korkmuyoruz, çünkü bize gelmez yanılgısının içindeyiz, tıpkı bir yakınımız vefat ettiğinde de aynı yanılgıyı yaşadığımız gibi, virüs neden oluştu, Çin’de kim yada kimler ne yaptı ki bu mikrop damarlarına girdi ve dünyaya yayıldı, araştırılması gereken bu iken, araştırılan virüs aşısı, ya da ilacıdır.

    Coronavirüse yakalananlara “kinin” verilerek sıtma tedavisi yapılıyormuş, öyle ya sıtma hastalığından az mı insan öldü, verem de öyle, demek ki bazı zamanlarda insanı hatta insanlığı tehdit eden bu hastalıklar zuhur ediyor ve insanlar bu hastalıklara “savaş” açıyor, sonuçta kaybeden hep insan oluyor, çünkü insan belirli bir hastalıktan ölmüş gibi algılansa da ölmesi gerektiği için ölüyor, bundan şu gerçek ortaya çıkıyor ki bunu bütün insanlığın kabul etmesi gerekir: “Ölmeyen, ölmeyecek olan sadece ve –sadece Allah’tır” zira Allah ezelde vardı, ebette de var olacaktır.

    Allah insanı hastalıklardan, musibetlerden felaketlerden korumak adına öyle bir şemsiye açtı ki bütün insanlar bu şemsiyenin altında toplansın istedi, o şemsiyenin adı İslam’dır, İslam bir hayat dinidir, bu dini benimseyen, yaşayanlar ise hem bu alemde, hem de öte alemde korunacaklardır, çünkü o şemsiyenin altındaki yaşam şekli yaratıcı tarafından belirlenmiştir, bütün mesele o yaşam şeklini benimsemekten ibarettir..

    Coronavirüste bugün daha net görülen “ölüm” acaba daha başka nerelerde görülüyor, sanırım bizim 1991 yılında yazdığımız şu şiirimiz bu sorunun cevabını verecektir.

     

    ÖLÜMÜ GÖRÜYORUM

    Fena yurdu dünyada,

    Ölümü görüyorum.

    Virüs denen belada,

    Ölümü görüyorum.

     

    Saksıdaki çiçekte,

    Solmaz sanılan renkte,

    Alemdeki ahenkte,

    Ölümü görüyorum.

     

    Yeni doğmuş yavruda,

    Eşsiz kalan kumruda,

    Ateşle dans eden suda,

    Ölümü görüyorum.

     

    Bükülmeyen pazıda,

    Kağıttaki yazıda,

    Koyunda ve kuzuda,

    Ölümü görüyorum.

     

    Kanat çırpan kuşlarda,

    Çıkılmaz yokuşlarda,

    Dağlarda ve taşlarda,

    Ölümü görüyorum.

     

    Müzikteki notada,

    Aşk eriten potada,

    Şeş cihet, şeş kıtada,

    Ölümü görüyorum.

     

    Baharında kışında,

    Suların akışında,

    Ressamın nakışında,

    Ölümü görüyorum.

     

    Kınalanmış ellerde,

    Sevdim diyen dillerde,

    Sevmeyen gönüllerde,

    Ölümü görüyorum.

     

    Sararmış benizlerde,

    Akmayan denizlerde,

    Topraktaki izlerde,

    Ölümü görüyorum.

     

    Günah yüklü bedende,

    Yanlış yolda gidende,

    Maddeyi çok sevende,

    Ölümü görüyorum.

     

    Allah için sevmezde,

    Hatır gönül bilmezde,

    Yüzü asla gülmezde,

    Ölümü görüyorum.

     

    Güneşin batışında,

    Nabızın atışında,

    Hastanın yatışında,

    Ölümü görüyorum.

     

    Alınan her nefeste,

    Fani olan her keste,

    Derinden gelen seste,

    Ölümü görüyorum.

     

    Bükülmez bileklerde,

    Duada, dileklerde,

    İnançsız yüreklerde,

    Ölümü görüyorum.

     

    Hayatın her deminde,

    Şairin şiirinde,

    Mecnunun eleminde,

    Ölümü görüyorum.

     

    Namazsız gecelerde,

    Şiirsiz hecelerde,

    Zorlu bilmecelerde,

    Ölümü görüyorum.

     

    Karıncanın belinde,

    Arıların halinde,

    Fani dünya ilinde,

    Ölümü görüyorum.

     

    Dertli bülbül sesinde,

    Kanarya kafesinde,

    Hastanın ensesinde,

    Ölümü görüyorum.

     

    Yoksul ve zenginlerde,

    Mezar misal evlerde,

    Yaşayan ölülerde,

    Ölümü görüyorum.

     

    Zaman suyu coştukça,

    Sular böyle aktıkça,

    Ben aynaya baktıkça,

    Ölümü görüyorum.

     

    Yürüdüğüm sokakta,

    Caddelerde ve parkta,

    Erdiğim her şafakta,

    Ölümü görüyorum.

     

    Feleğin fezasında,

    Dervişin asasında,

    Allah’tan gayrısında,

    Ölümü görüyorum.

     

    Diyarbekir, 31.01.1991

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen