• HAYATIMIZ ÇİLE!..

    HAYATIMIZ ÇİLE!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Şu kalabalık dünyada yalnız kalmak ne mümkün,

    Çekilmez hali vardır her çeşit gürültünün.

    Bir kayanın kovuğu “inziva” için yeter,

    O bile ele geçmez, baykuş orada öter!..

    MM

     

    HAYATIMIZ ÇİLE!..

     

    Günümüzde “ehl-i tasavvuf” yoktur demek yanlış olur, vardır ama halleri geçmiş zamanlardaki dervişlerin haline benzemez, “köşe-i vahdette” inzivaya çekilmek, orada “erbain” çıkarmak, yani çile çekmek, günde birkaç zeytin tanesi yiyerek ayakta durmaya çalışmak, kırk günün sonunda bir deri, bir kemik kalmak, var mı günümüzde böyle kimseler?

    Bu cümlemizi okuyanların: “şartlar değişti” dediklerini duyar gibi oluyorum, o zaman sormamız gerekir: “değişen şartlar nedir?” camiler, mescitler yerinde duruyor, insanlar buralara girip çıkıyor, üstelik vaiz efendiler, hatipler nefis terbiyesinden söz ediyor, güzel ahlaktan haber veriyor, öte dünya hayatından anlatıyor, iş tasavvufa gelince kimi sükut geçiyor, kimi zamanı değil diyor, kimi de karşı çıkıyor…

    Nedense kimseye “köşe-i vahdete” çekilmek şirin görünmüyor, münzevi hayatı yaşamak tercih edilmiyor, çünkü vaiz efendilerin, hatiplerin görevi değil insanlara “köşe-i vahdete” çekilerek çile çekmelerini tavsiye etmek, onların görevi sadece söylemek, yani duyurmak, hem sonra günümüz insanı çilenin en ağırını çekmiyor mu?

    Yaşam koşullarmız hiç eski zamanlara benziyor mu, “bir lokma, bir hırka” geçerli akçe midir, lüks olsun olmasın apartmanlarda oturmak varken, kim dağ başına bir in’e, bir kovuğa girmeyi ister, tamamda oturulan apartman dairesinin kirası öyle kolay verilebiliyor mu, kiracılar giderek yükselen fiyatlardan yakınırken “keşke kartondan bir evim olsaydı” ya da “keşke dağ başında bir in, bir kovuk elime geçseydi” demiyor mu?

    Çile çekmek öyle mi, çarşı pazarda alış veriş kolay mı, herkes her istediğini alıp evine götürebiliyor mu, Ekmeğe katık olsun diye “peynir” alınabiliyor mu, zeytin neredeyse fakir fukaranın evine kilolarla değil, gramla ya da tane hesabı ile girmiyor mu?

    Çile çekmek öyle mi? Asgari ücretli bir aile, çocuğunu üniversiteye gönderebiliyor mu, göze alabiliyor mu yurt kiralarını, diğer okul masraflarını, bazılarının kapısının önünde birden çok araba bulunurken bazıları “toplu taşıma” tercihi olsa da cebinde ücretini karşılayacak parasını bulamayanlar “çilekeş” insanlar değil mi?

    “Çile” nam-ı diğeri “yokluk” dar gelirliler, asgari ücretlilerin eline “yağmasa da damlar” misali birkaç lira geçiyor, bu birkaç lira ile nasıl denk getireceklerini düşünmeleri iledir ki “çilekeştirler” yazarken çok kere “çile” sözcüğünü kullandık ya bu bize “Safiye Ayla’nın” çile türküsünü anımsattı, o türküde “bülbülüm geldi dile/çile bülbülüm çile” der, bülbülün çilesi konduğu gül dalında goncanın açmasını görmek istemesi, tam açacağı anda ise uykuya geçmesidir, acaba sözünü ettiğimiz insanlar da bütçelerini denk getirmeyi düşünürken uykuya geçiyorlar mı?

    Selam ve dua ile

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen