• HAMAM KÜLTÜRÜMÜZÜ ANARKEN!..(*)

    HAMAM KÜLTÜRÜMÜZÜ ANARKEN!..(*)
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Bir güzel arınırdık, her hamama gidişte,

    Temizlik özde olur, olamaz gösterişte.

    Yitirdik hamamları, yitirdik o kültürü,

    Artık terlemez olduk banyolardan ötürü!..

    MM

     

    HAMAM KÜLTÜRÜMÜZÜ ANARKEN!..(*)

     

    SÖZÜN BAŞINDA YİNELEYELİM ANONSUMUZU: “EVDE KAL, DUADA KAL”

    "Belde-i Nur" yada "Beşinci harem" Diyarbekir'imize bir zamanlar dışarıdan gelenler "abdestsiz" girmezlermiş.. Abdest deyince de öyle bildiğimiz abdest değil elbette.. "Boy abdesti" alıp öyle girerlermiş bu mukaddes kente..

    "Sahabe-i Kiramın huzuruna öyle çıkarlarmış..Bilirlermiş ki şehrin hemen her tarafında "sahabe mezarı" ve "Yunus Aleyihisselam'ın" ruhaniyeti vardır..

    "Ulu cami" gibi kutsal bir mabet "Sultan Sa'saa" gibi bir "Sultan" Gerçek sayılarını ancak Hazret-i Allah’ın bildiği ve fakat beş yüz olarak telaffuz edilen Peygamber dostu sahabelerden olan“Süleyman b. Halid” gibi bir sultan ve 26 arkadaşı da bu kentte bulunmaktadır. Böylesi bir kente abdestsiz girilir mi ki? Çarpılır bu saygıyı göstermeyen.. Bu inanç yüreklere sindiği içindir ki şehrimin her tarafına "hamamlar" yapmış ecdadımız.. insanlar yıkanacak yeri çok aramasınlar diye her tarafa kondurmuşlar bu hamamları.. Bununla da yetinmemişler yapılan her caminin bir köşesine "Gusülhane" yapmışlar.. Bazı camilerimizde hala durur bu gusülhaneler.. Ama hamamlarımız durmaz yerinde bir kaç tanesi hariç.. "bir kaç tanesi hariç" dediğimiz hamamlarda bu gün hamam olarak kullanılmaz, kimi kaderine terk edilmiş, yıkılacağı günü bekler, diğer emsalleri gibi, kiminin içinde ticaret yapılır, dükkandır, imalathanedir..Allah için bir tane içine girip yıkanabileceğimiz hamamımız yok şu anda..

    "Kültür katliamı" dedik ya.. Bu katliamdan hamamlarımız da pay almış.. Hani daha önce bahsi geçmişti, yüzlerce caminin ve evin pencereleri, kapıları kırılmış, tahtaları alıp götürülmüş diye bunlarla aynıdır hamamlarımızın yıkılması, yok olması..

    İsimlerini sayacağımız bu hamamların bazıları İslam'dan önceki dönemlerde yapılmışlardır. Zira, Hazret-i Ömer'in “Şu Meşrık diyarına” gelecek askerlere: "Oralarda hamam denilen yerler vardır, sakın onların içersine örtünmeden çıplak olarak girmeyesiniz" talimatı bize bunu düşündürüyor..

    Yoksa her hangi bir belge yok elimizde.. Elimizde olan Evliya Çelebi'nin "Seyahatnamesidir" O güzel insan, o meşhur seyyah Diyarbekir'e iki defa gelmiş.. Bir güzel kaydetmiş o zamanki Diyarbekir'i ve yapılarını..bağlarını, bahçelerini..İnsanını tanımış ve tanıtmış..

    Şimdi yine "feryat" etmez miyiz_ "nerede hamamlarımız? diye.. Sormaz mıyız hani "İPARİYE hamamımız?" Bu hamam havası ve suyu hoş bir hamam imiş.. Taş pazarında güzel bir bina imiş.. Evliya Çelebi Diyarbekir hamamlarını sıralamış ve "EŞBEK Hamamı" diye bir hamam varmış Diyarbekir'de Halk işbu "eşbek" sözcüğünü "eşek" olarak telaffuz edince "Eşek hamamı" oluvermiş adı..

    İhtimaldir ki, bir zamanlar Diyarbekir'in çöpleri eşeklerle toplanır ve hamam külhanlarında yakılırdı. Ve o eşekçiler demek ki bu hamamda yıkandıkları için halk bu deyimi kullanmış..

    "İSKENDER PAŞA hamamı" yada "ÇARŞI hamamı" Diyarbekir'de uzun yıllar Valilik yapmış iş bu İskender Paşamız..Zaten Diyarbekir'lidir.: Mühendistir.. Hamamın bütün plan ve projesini kendisi yapar.. Hep ahşap malzeme kullanır.. Oldukça albenili ve sevilen bir hamamdır. Aradan zaman geçer birileri "bu hamam böyle orta yerde neye duruyor, yıkınız" emrini verir, bir gecede yerle bir ederler.. Şimdi gel de bu işe "katliam" yakıştırmasında bulunma!.. Ve "feryat" etme..

    ESKİ hamam.. Rum kapısında ve en büyük hamam olma özelliğini taşırmış.. Birde "muallak minare yakınındaki hamam.. Evliya Çelebi derki bu hamamı anlatırken: "Mermer döşemeleri, kubbelerindeki billur camları gayet güzel sanat eserleridir" Eğer bu hamam "DEVA" hamamı ise bu gün ayaktadır ama, hamam olarak değil, ambar olarak kullanılmaktadır..

    "MELEK PAŞA hamamı" İç açıcılığı, hoşluğu, aydınlığı ile kendini Diyarbekir'lilere sevdirmiş bu hamam.. "Dağ kapı yakınındaki 'ZİBİLCİ hamamı' da gayet güzelmiş.. Diyarbekirli'ler çöp demezler de "zibil" derler.. Bir kişiyi horlamak isteseler: "Bırak Allah aşkına O zibilin tekidir" derler.. Bir de "Mardin kapısının" yanında bir hamam varmış ki şöhreti her yana yayılmış.. "Eski üslup" üzere yapılan hamamlardan biri de "BIYIKLI MEHMET PAŞA" hamamıdır..Bu paşa sanki Diyarbekir'i yeniden inşa ve imar etmiştir:: Baksanıza, hamamı var, sarayı var, camisi var..Ve şimdilerde sadece camisi ve türbesi duruyor..

    Bir de "Gazzeli bir paşanın yaptırdığı camiden söz eder Evliya Çelebi der ki:" Aslen Gazzeli olduğundan Arabistan'da gördüğü gibi sanat eseri olan bir hamam yaptırmak için Gazze ve Kudüs'ten bilgili ustalar ve işçiler getirmiştir..

    Ayrıca yüzlerce deve yükü çeşitli mermerler ve parlak zenburi taşlar getirtip bu hamamı döşetmiştir..Benzeri ancak Şam’daki Defterdar hamamı veya Mısır'da Minglot şehrindeki Osman bey hamamı ola.."

    Eğer yıkılmamışsa "ÇARDAKLI hamamı" hala vardır.. Ve evimize yakınlığı sebebiyle en çok gittiğimiz hamamdır.. Kimin yaptığı bilinmez bu hamamı..

    "YENİ KAPI" ve "İÇ KALE" hamamları da tarihe kendilerini kaydettirmiş eserlerimizdendir..Belki O zamanlar bu hamamlar isimlerini değiştirmişler, belki de şimdi anacağımız hamamlarla birlikte yaşamışlar Diyarbekir'de..

    "SU AKAR" Şimdi yerinde kendi adını taşıyan bir "pasaj" duruyor.. Bir zamanlar bu hamamı su basınca türkü dizmişler ve demişler ki: "Su akarı su bastı, hanımlar çıplak küçeye kaçtı"

    "MİRZE" hamamı da Suakar gibi ve şimdi yerinde pasaj yapılmış.. Tamamen yıkılmadığı günleri hatırlarım. bu hamamda yıkananlara da rastlamışlığım var, böylesine yakın tarihte uğramış kültür katliamına "Suakar hamamı"..

    "Yeni kapı", "MACARİSTAN", KALE, ALAEDDİN (Kesin olmamakla beraber iş bu Alaeddin her halde Melek Ahmet Paşa ile ortaklaşa Peyas köyü yakınlarında buğday eken Alaeddin bey olsa gerek diye düşünüyorum), DOMAT, DİLAVER PAŞA Camilerimiz bölümünde dikkat ettiyseniz bu paşanın yaptırdığı bir mescit de vardır..Hüseyin efendinin de adına mescit kayıtlı..

    BEKİR, CADDE, CİMŞİD, İşbu Cimşid hamamı bir ara 'onarılacak' dendi ama sanırım öylece bırakıldı vaz mı geçildi acaba? Bilemiyorum.. "Uzun Hasan"ın oğlu "Karşık Budak" mescidinin tam karşısında yıkık bir halde duruyor.

    İPEKOĞLU, ALİ PAŞA, KÜRTLER, MELEK AHMET PAŞA, BEHRAM PAŞA, ÇARDAKLI, VAHAP AĞA.. İzin veriniz yine feryat edelim ve derin bir ah çekelim.. Bu Vahap Ağa hamamı ne kadar güzeldi? Son zamanlara kadar hizmetten düşmedi.. Ta ki ticarethane olarak kullanılmasına karar verilinceye kadar..

    Elbette ki bu tarihi eserlerde kişilere ait "mülkiyet hakkı" vardır amma, bir yerde bu eserler artık o kentin ve dolayısıyla kültürünün malı olmuştur, ona dokunulmaması gerekir, eğer dokunulacaksa onarımı için, yeniden hayata geçirilmesi için dokunulmalıdır..

    DEVA, KADI ve KÜÇÜK HAMAM.." Diyarbekir'li ruh temizliğine önem verdiği gibi beden temizliğine de büyük önem veren insandır.. Çünkü birlikte bulunduğu manevi değerleri,. kutsal yapıları bilen ve onlara saygıda kusur etmeyendir..Hamamlarının çokluğunun başlıca sebebi de budur..

    Hamamları sözle anlattık, biraz da şiirle anlatalım:

    HAMAMLAR

    Hamam deyip geçmeyin,

    Kirli sudan içmeyin,

    Cilveli her güzeli,

    Oğlunuza seçmeyin.

     

    Biz hamama giderdik,

    Havuzunda çimerdik,

    Çardaklı hamamında,

    Burma kadayıf yerdik.

     

    Ne davul ne zurna var,

    Hamamlarda kurna var,

    Hacı hanım getirmiş,

    Zemzem ile hurma var.

     

    Hamama giren beyler,

    Limon, portakal yerler,

    Diyarbekir gençleri,

    Güzelleri severler.

     

    Hamam külhanı sıcak,

    Bu kadar olur ancak,

    Yarim hamamdan gelmiş,

    Yorgundur uyuyacak.

     

    Eski hamamdır deva,

    Hiç olur mu bedava?

    Sıcak su yaktı beni,

    Soğuk su dolsun kova.

     

    Hamamda göbek taşı,

    Üstünde hedik aşı,

    Bu kız evlenmek ister,

    Gelmiş geçiyor yaşı.

     

    Sabunumda gül kokar,

    Yengem başımı yıkar,

    Sevdiğime varmazsam,

    Ah’ım göklere çıkar.

     

    Peştemalim ipekten,

    Rengi türlü çiçekten,

    Giydim gümüş nalını,

    Öcüm aldım felekten.

     

    Hamam yolu dar olur,

    Kış günleri kar olur,

    Ben yarimi görmezsem,

    Bu da bana ar olur.

     

    Hamamların kubbesi,

    Sanki yıldız habbesi,

    Anası kızı vermez,

    Çağrın gelsin ebesi.

     

    Peştemala bürünür,

    Çok da güzel görünür,

    Sevenler kavuşmazsa,

    Mecnun olur sürünür.

     

    Havluda kurulandım,

    Sevda narına yandım,

    O sahte gülüşlere,

    Cahildim hemen kandım.

     

    Gitti hamam günleri,

    Bu şehrin düğünleri,

    Mergen hamamı özler,

    Olsa Cuma günleri!..

    Diyarbekir, 07.032014

    (*) Bibinin Diyarbekirferyadından

    (bibinin diyarbekir feryadından)

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen