• GEL DE İNAN!..

    GEL DE İNAN!..
    Mevlüt MERGEN

    VAADLER

    Ne zaman seçim olsa, vaad mevsimi başlar,

    “Herkese çift anahtar” çalışmaza “maaş” var.

    Kazanmak için “mubah” vaadin bini bir para,

    Seçimden sonra onu sandık içinde ara!..

    MM

     

     

    GEL DE İNAN!.. 

    Bazı siyasetçiler seçime girerken “bol” keseden dağıtmayı severler, ancak dağıtacakları kendi öz malları, öz paraları değil, devletin, yani milletin malı ve parasıdır, kazansalar da kaybetseler de seçim sonrası görülür ki o vaatler suya düşmüştür, çünkü amacı halkı kandırmaktan ibarettir o vaatlerin, nitekim “tarih tekerrürden ibarettir” denir ya, bu sözü biz her seçim zamanı tekerrür etmiş görürüz.

     

    Siyasilerin bu sözleri “moda” tabirle halk tarafından artık “yenmiyor” belki kendisi de biliyor, yenilir, yutulur gibi değil, inanmıyor söylediklerine, çünkü her şey “hesap” işi, devletin geliri bellidir, gideri bellidir, geliri arttırmak için ne yapmak gerektiğini artık dünyaya gelmiş bebekler dahi bilebiliyor, istihdamı arttırmak için “üretimi” attırmak gerekmez mi?

     

    Siyasiler kazanmak için çıktıklar yolda halka vaat ederken “inandırıcı” olmak durumundadırlar, maalesef demek gerekir ki, çok partili sisteme girdiğimiz 1950’den bu yana bazı siyasilerin edindiği “boş vaat” başka bir deyimle “aldatma” huyları hiç değişmedi, değişeceğe de benzemiyor.

     

    16 yıllık AK Parti hükümetlerinin uygulamalarında görüldü ki, halktan alınan yine halka verilmelidir, bu bir şekilde geri dönüş olarak, yani yatırıma dönüştürülerek halk verilmiş oldu, şöyle ki, şehirler daha modernleştirilmiş oldu, bölünmüş yollar projesi ile birbirine bağlanmayan il kalmadı gibi, devasa tüneller, alt-üst geçitler bunlar akla ilk gelen yatırımlardır.

     

    Her vakit olmasa da bazı vakitlerde İstanbul’a gittiğim olur, her gidişimde sanki ayrı bir İstanbul’la karşılaşırım, son kez gittiğimde “Avrasya” tünelinden geçerken mesafelerin nasıl kısaltıldığını görmüştüm, “metro” ağı neredeyse bütün İstanbul’u saracak hale gelmiş, bununla hem zamandan kazanılıyor, hem de mesafeler kısaltılıyor.

     

    İnsanlar bu yapılanları görüyor ve daha fazlası yapılsın istiyor, istiyor ki seçim zamanlarında karşılarına çıkan siyasiler bu yolda vaatlerde bulunsunlar, tabii ki “işsizlik” yalnız Türkiye’nin değil bütün dünyanın meselesi, ülkemizde de bir türlü çözülemeyen bir problem, çözümü ise mevcut inanışa göre sanki imkansız, nedeni ise “kayıt dışı” insan çalıştırmak kanunen yasak, çünkü “sosyal güvence” önemli bir konu, bütün işsizlerin kamuda istihdam edilmesi düşünülemeze ama bir siyasetçinin. “çalışmayanlara maaş bağlayacağız” şeklindeki sözü işsizlerin fikrini çelebilir.

     

    Şunu da kabul etmek durumundayız ki, özellikle ülkemizde çalışmadan para kazanmak, ya da zengin olmak deyim yerinde ise bir “tutku” haline geldi, şans oyunlarına gösterilen ilgi bunun en bariz misalidir.

     

    Seçimlerde başarılı olmak haliyle her siyasetçinin ve her siyasi partinin öncelikli isteğidir, ancak bu isteğine kavuşabilmesi için “inandırıcı” olması da kendilerine oy verenlerin en öncelikli isteğidir, insanların gözünün içine baka baka “yalan” söylemek onu en hafif tabirle “enayi” yerine koymak demektir, halk artık yemiyor bu vaatleri, bu içi boş sözleri.

     

    Sandık başına gitmemize kırk günden az bir zaman kaldı, halkın şaşmaz bir “mizanı” vardır ki o terazinin adı “vicdandır” bazı aile reisleri vardır ki sabah evden çıkarken çocuğuna: “akşam sana çikolata getireceğim” der ve fakat getirmez, getirmediğinde ise iki büyük kötülüğe imza atmış olur, şöyle ki, hem çocuğunu yalancılığı aşılamış olur, hem de inandırıcılığını kaybeder, çocuğun gözünde küçülür de küçülür..

     

    Bizim “gel de inan” dediğimiz olay bu, inanmak veya inandırılmak istiyoruz, inandırılmak için de proje gerekir, akılcı vaatler gerekir, bir de vadeden kişinin geçmişindeki “uygulamaları” varsa gerekir, yoksa inandırması çok zor olur bunu da söylemiş olalım..

     

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen