• GEÇMİŞİ YENİ BAŞTAN YAŞAMAK!..

    GEÇMİŞİ YENİ BAŞTAN YAŞAMAK!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Ah! yeniden yaşamak, boşa giden yılları,

    Unutmadım, unutmam yürüdüğüm yolları.

    Ben yeniden genç olsam, İslam’ın baharında,

    Yürüsem uygun adım cennetin yollarında!..

    MM

     

    GEÇMİŞİ YENİ BAŞTAN YAŞAMAK!..

     

    Geçmişe özlem derken, geçmişi yeniden yaşamak arzusu ile dopdoluyum.. İmkanım olsa da bunu gerçekleştirebilsem..

    Yaptığım yanlışları düzeltsem, aklımı gerçek manada başıma alsam, kavak yelleri esmese başımda, günahı kendime yabancı kabul etsem, nefsimin doyumsuz istekleri yerine gönlümü Allah sevgisi, peygamber aşkıyla lebaleb doldursam…

    Hanemin duvarlarında yankılansa Kur’an-ı Kerim tilavetimin sesi, radyonun düğmesine elimi uzatmasam, televizyon gürültüsü hep uzayda kalsa da kulaklarım duymasa nahoş kahkahaları, yalan aşkların yalancılarının “seviyorum” deyişlerini, lanet okusam neredeyse bütün vücudunu teşhir eden kadın müsveddelerine, onları hiç görmesem, hatta sokakta yürürken bile kağıt paçavralarında fotoğraflarını görmemek için hep yerlere baksam, çevreye bigane kalsam..

    Allah’tan kaçan insanların ardından koşsam, onların ellerinden tutup Allah’a götürsem, “işte gerçek sahibimiz budur” desem, Allah Resulünün yaşantısını onlara en güzel “örnek” olarak anlatsam ve “insanlar geliniz, paraya değil, altına gümüşe, dolara, avro’ya hiç değil, apartman, han, hamam asla değil, yalnız Allah’a evet Allah’a kul olalım” desem..Taptaze, dipdiri vücudumu bu yollarda kullansam, ah, bir dönebilsem geçmişime!..

    Çiftçi toprağa tohumu bir beklenti içinde atar, o tohum belli bir zaman sonra toprağı yaracak, ürün olacak, Allah kulunun kalbine “sevgi” tohumunu atar ki o tohum dal budak salsın, kul bu gerçekten habersizdir, tohumu atanı değil de toprağı “tabiat” diyerek sever, kendinden bilir bağında, bahçesinde yetişen ürünleri, unutur kendini, toprağın sahibini, hatta o toprağı kendi mülkiyetine geçirmek ister ki üzerinde ebedi yaşasın, bilmez ki toprağın sahibi bir gün verdiği can emanetini geri alacak…

    İşte o gün geldiğinde insan uyanır ve geçmişine özlem duyar, onu yeniden yaşamak ister ki toprağın sahibini tanıyıp kendisinden istenenleri yerine getirsin, ama ne çare?

    Olan olmuş, dünya denilen “fırsat” elinden alınmıştır, dövünmenin, çırpınmanın fayda vermeyeceği güne gelinmiştir, gittiği öte alemde “tekrar geri dönmek” isteğini dile getirirde kendisine. “sen oradan gelmiyor musun?” diye sorulur..

    Tıpkı bizim yaşlanınca geçmişe özlem duyarken geri dönsek de “şunları şunları yapsak” dememize karşılık vicdanımızın “sen geçmişten gelmedin mi?” diye sorması gibi…

    Evet geçmişten geldik, çeşitli yollardın geçerek geldik, yolun sonunda varacağımız gerçek sultan sarayının hayali içindeyken çevremizdeki bağları, bahçeleri, “cinsi latifleri” severek geldik, giderken de onları arkamızdan bırakarak gidiyoruz, ağlamak geride bıraktıklarımıza değil, bu ağlayış eğer “can kuşu” kafeste iken ne ala, yoksa uçup gitti ise boşunadır!..

    “Ellerimle zamanı, tutsam geçip gitmese/Belimi büken yıllar bir daha geri gelse!.. Cuma gününün hayır ve bereketi üzerinize olsun sevgili okurlarım!..

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen