• MÜMİN “ÇİLE” ÇEKENDİR!..

    MÜMİN “ÇİLE” ÇEKENDİR!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Cennetlerin muştusu gerçek aşık olana,

    Allah’a giden yolu hayattayken bulana.

    Kalp ile tasdik ister, dildeki iman sözü,

    Kim ki başardı bunu onun kararmaz yüzü!..

    MM

     

    MÜMİN “ÇİLE” ÇEKENDİR!..

     

    İnsanı yaratan Allah, onun için öte alemde iki ev yapmış, birine “cennet” diğerine “cehennem” demiştir, O “hayra” rıza gösterirken “şer” olanı kabul etmemiş ki cennetlerini insanlar doldursun diye, dünya yüzünü dolduran insana “tercih” imkanı vermiş, bunu da “sınav” olarak kabul etmiştir, insan ise bu iki evden birini tercih ede gelmiştir, ta atası Hazret-i Adem’den (a.s.) bu güne..

    Peygamberlerin tamamı insana “hayır” yolunu, yani cennetin yolunu göstermekle görevlendirilmiş, iblis ise insanın önünü keserek onu geçici dünya zevki ile aldatmıştır, böylece sözünü ettiğimiz her iki evin sakinleri daha dünyada iken belli olmuştur, olmaktadır, olacaktır, şer olanın her türlüsüne rızası olmayan Allah insanları kıyamet sabahına kadar hayra çağırsın diye “hatem’ül enbiya olan son peygamber Hazret-i Muhammed Mustafa’yı (s.a.v) “alemlere rahmet olarak” göndermiştir.

    Diğer peygamberler bir kavmi, çok daha az insanı bir olan Allah’a çağırırken ahir zaman peygamberi Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) çağrısı kıyamete kadar bütün insanlığa süreceği için sorumluluğu dolayısıyla çilesi daha ağır, erdiği ve ereceği mutluluk da haliyle daha büyüktür, o sorumluluk ve çile kendisinden sonra ashabının ve dolayısıyla ümmetinin sorumluluğu ve çilesi ola gelmiştir.

    Aklı eren, diliyle söylediğini kalbiyle onaylayan mümin ilmi, irfanı, makam ve mevkii ölçüsünde o sorululuğu yerine getirirken haliyle çilesini çekecektir sözü günümüze getirdiğimizde gördüğümüz hiç de iç açıcı değildir, istisnaların dışında vurdum duymazlık, neme lazımcılık başını almış gidiyor diyebiliriz.

    Küfür, yani inkar lavlarının önü alınamayan bir volkan misali kıtadan kıtaya akmakta, önüne kattıklarını yakıp yıkmaktadır, mümin bu duruma seyirci kalamaz, kalmamalıdır, yaptırım gücü ölçüsünde gereken neyse onu yapmalıdır, önce kendi nefsinden, sonra sorumluluğu altında olan evladından, eşinden akrabasından başlayarak küfürle bir başka deyimle şerle mücadelesini sürdürmelidir.

    Seyretmekle hiçbir yangın sönmüyor, söndürülemiyor, bazen görürüz insanlar ellerinde küçük bir kova ile olsa dahi gördükleri yangını söndürmeye çalışırlar, çünkü söndürülemeyen yangın giderek büyür ve çevresindekileri ve hatta daha ötesindekiler yakmaya başlar, orman yangınlarında görüyoruz böyle olduğunu..

    Mümin aklı erendir, yangının nerelere kadar uzayabileceğini basiret gözü ile görendir, insanları uyarandır, iblis yangına benzinle koşarken mümin hiçbir şey yapamasa da gözyaşlarını o yangının üzerinde akıtandır, çünkü mümin bilir ki bu alemin bir de ötesi vardır, burası kazanç yeridir ancak, sadece dünya kazanç yeri değildir, dünya bir yere kadar kendisine gerekli olabilir ama, öte alemde hayat ebedidir, sonsuzdur.

    Mümin “işim tıkırında, evim, arabam, yazlığım, her şeyim var” deyip yangına bigane kalamaz, çünkü o yangın evini de, arabasını da, yazlığını da alıp götürecek bir yangındır, müminin çilesi derken kastımız, “alemlere rahmet” olarak gönderilen şanı yüce peygamberin ümmeti olmak gibi yüce bir makama ulaşmıştır, kendisini, sadece kendisini düşünemez, maddesiyle, manasıyla, duasıyla, göz yaşlarıyla “hayır, yani iyilik, güzellik” yolu üzerindeki iblisin barikatlarını tuzaklarını yok etmeye çalışacak, iyiliği emir, kötülükten men için hiç bir şey yapamasa da yapabilenlerin yanında yer alacaktır, almalıdır.

    Müminin kalbinde siyaset, ticaret, makam, mevki değil, kendisini yaratanın rızasını talep etmekten öte istek ve duygu yer etmez, etmemelidir, ederse ne olur sorusuna “sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı” cevabını verebiliriz.

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen