• UNUTULMAYAN DEĞERLERİMİZDEN ABDÜSSETTAR HAYATİ AVŞAR

    UNUTULMAYAN DEĞERLERİMİZDEN ABDÜSSETTAR HAYATİ AVŞAR
    UNUTULMAYAN DEĞERLERİMİZDEN ABDÜSSETTAR HAYATİ AVŞAR
    16.07.2018 Pazartesi

    Unutulmayan değerlerimizde yazı dizimize bu hafta Gezen Kütüphane olarak adlandırdığım ABDÜRSETTAR HAYATİ AVŞAR’ı sizlerle buluşturacağım.

     

    2 Ekim 1928 tarihinde Şeyhmus Hayati Bey ve Zehra hanımın 6. çocuğu olarak dünyaya gelir. Abisi Abdusamet Avşar’ın 1970 yıllarında çocukluğumun geçtiği Mezopotamya apartmanının müteahhitliğini yaptığı ve bizim yaşam alanımız olan evimizde tanıdım onu, düzgün diksiyonu yandan taranmış saçları, temiz giyimi, bastonu ve kitap gibi konuşmalarıyla rahmetli babam ve bizimle yaşayan babaannemi ziyarete geldiği zamanlar ilkokul yıllarımdı. Babası Şeyhmus hayati beyle dedem Mustafa Reşat Çıkıntaş çok iyi dost olduklarını konuşmalarında hep dile getirirdi.

     

    1925 yılında babası Cumhuriyet ilkokuluna kaydettirir. Okuldaki zekâsı üstün kavrama yeteneği öğretmenlerinin dikkatinden kaçmaz. Ortaokul yıllarında Dr. Orhan Asena, Dr. Selahattin Yazıcıoğlu ve Orhan Yapgu ile ilişkileri dostluğun en güzel örneklerindendir. Annesini 6 yaşında kaybeden Abdüssettar Hayati Avşar aynı acıyı 1934 yılında babasını kaybederek yaşar. Artık hem öksüz hem de yetim olarak hayatını idame etmek zorundadır. 1934 yılında ağabeylerinin çabaları ile Diyarbakır ipekçilik ve tohumculuk mektebine gider. “İpekböcekciliği mektebi Şahadetnamesi”ni alıp okulu birincilikle bitiren Avşar Kevork Torkumyan'nın “ipekböcekçiliği kitabı”ndan birçok detayı bilen Diyarbakır ipekçiliği hususunda daima araştırmalar yapar bilinmeyenlere ışık olur. Ziraat Bankası memuriyet sınavlarını birincilikle kazanarak göreve başlar. 1938 yılında İstanbul'a Kadıköy Sulh ve ceza mahkemesinde 2 yıl zabit kâtipliği yaptıktan sonra "Savcılık vekaleti" teklif edilince 2 ay bu vazifeyi icra eder. 1941 yılında Milas'ta askerliğini bitirip tekrar İstanbul'da Alemdar Maliye Tahlil şefliğinde vazifeye başlar. İslam Tarihi ve Avrupa Tarihi üzerinde çalışmalar yapar. 1945 senesinin sonlarında memuriyetten ayrılarak 1947 yılında Diyarbakır'a döner. Aynı yılın mayıs ayında ortaokuldan arkadaşı Nakif'in altı arkadaşı ile arabayla on gözlü köprüden nehre uçmalarının acı hatıratı olan Suzan hanımında arabada bulunanlardan olup,

     

    Köprünün Orta Gözü

    Sular Apardı Bizi

    Nakif Gözün Kör Olsun

    Öldürdün Hepimizi

     

    Sözleri Diyarbakır'ın "Suzan Suzi " türküsünü akıllara getirir. Çok sevdiği arkadaşı Nakif'i kendi elleriyle toprağa verir. Diyarbakır Verem Savaş Derneğinin eğitim merkezini Dr. Selahattin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarıyla kurar. Çocuk Esirgeme Kurumunda çalışır. 1950 yılında Müslüme Özpirinççi ile evlenir. Arkadaşı Ahmet Ketencigil'in kurduğu " ŞARK POSTASI" Gazetesinin idare ve mesul müdürlüğünü yapar. Diyarbakır ve kazalarında 12 gazete çıkarır. Maddi imkansızlıklar yüzünden 6 gazetenin basımı durdurulur. 1954 yılında "VALİLER" Başlıklı yazılarına başlar. Diyarbakır'ın Osmanlılığı kabul tarihinden kısaca bahsedersek farklı vasıflarıyla irsi özellikleriyle zaaflarıyla yöneten, bazen yönetilen valileri işler. 1960 yılında " KARA ÇARŞAF" başlıklı yazısı Türkiye' de çok yankı uyandırır. Daima araştıran Türkçe, Arapça, Farsça, Kürtçe, Fransızca dillerine hâkimiyeti, el yazması eserlere olan merakı ve yüzlerce makale, Fıkra edebi araştırmaları mevcuttur. 1960 yılında kendisinin ve Dr. Selahattin Yazıcıoğlu, Vehbi Muhlis Dabakoğlu'nun özverili çabalarıyla Diyarbakır Ziya Gökalp üniversitesini gerçekleştirme ve yaşatma derneğini kurarlar. Diyarbakır'da üniversite kurulması için girişimleri ve talepleri hep sürmüş kendi gazetesi olan ÜMMİD gazetesinde sitemli ve hicivli yazılar yazmıştır. Nihayet 1969 yılında Ankara Üniversitesine bağlı olarak Diyarbakır Tıp Fakültesi faaliyete geçer. 1973 yılında Tıp Tarihi Uzmanı olarak vazifeye başlar. Anadolu’nun en eski iki katlı medresesi "Mesudiye medresesi" evkaf (Vakıflar Bölge müd] idaresinden kiraladığı "Tıp Tarihi Enstitüsü" olarak kullanılmaya başlar. Bu medreseyi ziyarete gelen İtalyan Prof. Rabyola "dünyanın birçok yerini gezdim. Galerileri ziyaret ettim. Fakat sizin enstitünüzdeki resimler ve minyatür fotoğrafları ve bilhassa o kıymetli yazmaları başka yerde görmedim” der. Kendisine “Tıp tarihi, Hat Türk Dili, Klasik Türk Edebiyatı, Türk Tasavvuf Edebiyatı" alanlarındaki uzman kişiliği ile tanınmış gazeteci, yazar ve Diyarbakır’ın mümtaz siması cümlesiyle biten 07/04/1995 tarihli “Tarihi Doktorluk Diploması” verilir.

     

    Böylesi dolu dolu geçen 97 yılın ardından 19 OCAK 2015 yılında vefat eden bu değerli büyüğümüz ile uzun yıllar birlikte anı biriktiren kendisine öz kızı kadar yakın olan manevi kızı Eğitimci Yazar dostum ZÜBEYDE FİDAN KIRMIZI 'ya paylaşmış olduğu bilgiler için buradan sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.

     

    Ne mutlu bana böylesi bir şehirde dünyaya gelip bu kültürü, medeniyeti, yaşama ve bu güzellikleri yazma fırsatı bulduğum için.

     

    SEVGİYLE KALIN...

    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen