• UMARIM

    UMARIM
    Süleyman AYDIN

    UMARIM

     

       Geçen yıl İstanbul'da düzenlenen EMITT Turizm Fuarı'na, il valiliğimizin başında bulunduğu bir organizasyona, Diyarbakır'ı temsilen 29 kurum katıldı. Kurum derken pasif anlaşılmasın. Valilik, Dicle Üniversitesi, Büyükşehir Belediyesi ve en paralı ticaret odaları işin başını çektiler. Takım taklavat tamdı; Diyarbakır ağzı ile.

     

        Bütçelerinde kısıntıya da gitmediler. Kimler gitti bir türlü netleştiremedim ama, gazeteci arkadaşlarımızın gittiği de konuşuluyordu. Amaç apaçık ortada. Bu tür organizasyonlarla kentin tanınması ve turizme kazandırılması güdülmektedir. Yani, ben şöyle bir portreden söz edeyim:  Görsel tanıtım, yemekler, tarihi yerler ve yazdığım hususları çok iyi anlatacak adeta , anlatırken büyüleyecek rehberler olmalıdır.

     

       Turizm fuarı denilince herkesin aklına benimkilerle aynı şeyler gelir; eminim. Hülasa geçen yıl ki organizasyonda yer alan kentimizin temsilcileri neler yaptıları masaya yatıracak olursak; anlayacak olumlu bir durum yoktur. Başlıkta da belirttiğim gibi, umarım bu yıl da fiyasko bir sonuçla üzülmeyiz. Bu gün bu konuyu yazma ereğim, geçen yılda yapılanları hatırlatıp üzmek veya ima ile uyarmak değildir. Fuara günler kala hala Diyarbakır'ı her yönü ile anlatacak değerlerimize danışılma veya davet etme olmayınca, benzeri sonuç olacağına kapıldım. İstanbul'da ikamet eden ve sıfır maliyetle her nevi katkıyı sunacak sanatçılarımıza da davetin daha gitmemesi karamsarlık yarattı.

     

        Yuvarlak hesap gelinen nokta bu. Belki de yanılırız. Bu da bir ihtimal. Geçen yıl yapılanları, yazılanları dikkate alıp, en layık temsiliyetle yüzümüz gülebilir. Şanlı Urfa ve Elazığ üzerinden gelip, Diyarbakır Surlarının ihtişamını göremeyen ve Mardin'in en kuytu ve uzak köşesindeki kiliselerine ziyareti böbürlene böbürlene anlatan turistlerin, Diyarbakır'ı anlattıkları güne şahit oluruz belki de (!)

     

        Çorum leblebisi, Trakya ay çiçeği çekirdeği, Hatay nohudu, Diyarbakır karpuzunun çekirdeği ve Adilcevaz cevizinin yanında, Bağdat kahvesinin ikram edildiği ve çok büyük turizm potansiyeline sahip olmuş komşu ilimizi takdir etmek de bizi mutlu eder ancak, ciğer kebabımız, kadayıfımız, kibe bumbarımız ve çiğköftemizi gururla ikram ederken bizimdir, diyebiliyor ve gururlanıyoruz. Ve yine aklıma gelmişken geçen yıl Diyarbakır standında görevli olan iki bayan kimdi, vasıfları ne idi ve kadim şehrimizi tanımak isteyenlere ne anlattılar? Bu yıl da aynısı olacaksa şimdiden söyleyeyim; cılkı çıktı.

     

        Buradan gidip, sorumluluk üstlenmiş gibi görünen yetkili hemşerilerimizin ,hanımefendilerin güzel muhabbetleri için, adeta sıraya girdiklerini anlatan bir kaç değerli kişi oldu. Yoksa Diyarbakırlıya, Diyarbakırlı olmayanlar Diyarbakır'ı mı anlatıyordu (!)

     

        Ailesi ile birlikte her türlü masrafı kendi cebinden harcayarak, her türlü katkıyı sunan ve İstanbul'da ikamet eden Remzi Bulak ve gurbette ikamet eden diğer hemşerilerimiz olmak üzere; Mevlüt Mergen, İbrahim Evirgen, Abdülkadir Nur Gördük, Kadri Göral, Vecdi Subaşı , Şefik Korkusuz gibi değerlerimiz, Diyarbakır fotoğraflarının fon olduğu yerde Diyarbakır'ı anlatsınlar farkı ve etkiyi o zaman görürsünüz.

     

       Görüşmek üzere...

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen