• ZAMAN KISALIRKEN MEYDANLAR ISINIYOR!..

    ZAMAN KISALIRKEN MEYDANLAR ISINIYOR!..
    Mevlüt MERGEN

    HÜLASA-İ KELAM

    Görüntüye aldanma, insan anlaşılmazdır,

    Umutlanınca dersin, “kış değil sanki yazdır”

    Onlar sana aldanmaz, aldanır görünürler,

    Dinlemeyi severler, sandıkta övünürler!..

    MM

    ZAMAN KISALIRKEN

    MEYDANLAR ISINIYOR!..

    Bu gün itibariyle 18 gün kaldı sandıkların kurulmasına,

    denebilir ki bu seçimde her ne kadar

    partiler mücadele ediyor görünüyorsa da oluşturulan

    “ittifaklar” gün yüzüne çıkıyor ve vatandaş

    hangi partiye değil de hangi ittifaka oy vereceğini

    siyasilerin söylemlerini dikkate alarak kararlaştıracağa

    benzer..

    Nitekim İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener

    Denizli konuşmasında yaptığı “gaf’ın” bedelinin

    ağır ödeyeceğe benzer, muhalefette olmak demek

    iktidara karşı söylenen her sözün kendirini destekleyenler

    tarafından muhakkak alkışlanacağı anlamına

    gelmez, böyle düşünen siyasiler dillerinin cezasını

    çekerler ki Akşener için Erdoğan’ın sözleri bu

    cezanın verileceği anlamına geliyor.

    Meşhur sözdür “her şey aslına rücu eder” bu

    sözü ittifaklar bir kez daha doğrulamaktadır, yani

    nasıl ki 1950 seçimlerinde Demokrat Parti ve CHP

    halkın oyunu almak için mücadele ediyor idi ise bu

    seçimde de “cumhur” ve “millet” ittifakları arasında

    geçen mücadeleye bakıldığında haliyle merak

    ediliyor; madem bu kadar samimi idiler, madem bu

    kadar “vasf-ı müşterekleri” vardı neden “tek parti”

    çatısı altında değil de “ittifak” oluşturuyorlar?

    Bir zamanlar birbirlerine “hoşnut” olmayanların

    bugün deyim yerinde ise “can-ciğer” kuzu sarması

    olması akla gelen soruya cevap verilsin isteniyor,

    ihtimaldir ki 31 Mart’tan sonra böyle bir hareketlilik

    yaşanabilir ittifak partileri arasında, tabii bu bizim

    kişisel görüşümüz, aksi bir durum da olabilir

    31 Mart sonrası, yeniden dağılmalar olabilir.

    “Birlikten güç doğar” inancıdır ki ittifakların

    oluşmasını sağlamıştır, daha önceki söyleşilerimizde

    de dile getirmiştik, son yıllarda sık sık yapılan

    seçimler partilerin sanki “kan kaybına” sebep olmuştur

    ki “ittifak” oluşturulmuştur, nitekim ana

    muhalefet patisi CHP’de çok bariz bir şekilde görülmüştür

    bu “kan kaybı” iktidar alternatifi olması

    gereken bu parti kendi içinde kendileriyle mücadele

    eden görüntüler sergilemiştir.

    Doğal olarak iktidar alternatifi olması gereken

    CHP bu yolda bırakınız ilerlemeyi, yerinde saymayı

    bile “başarı” olarak kabul etmiştir ki, ittifak yaptığı

    partilerle birleşip iktidara ancak bu şekilde “alternatif”

    olabileceği var sayımı ile hareket etmektedir.

    2002 yılından bu yana hep iktidarda olan

    AKP’de ise “kan kaybı” yaşandığı kanaati referandumla

    ortaya çıkmış ve milletvekili genel seçimleriyle

    daha bariz bir şekilde kendini göstermiştir,

    MHP ise “kan kaybı” en çok yaşanan partilerden

    biri olmasına rağmen AK Parti ile deyim yerinde

    ise bütünleşerek “güç” kazanmış görünerek iktidarın

    “ortağı” gibi bir tablo sergilemektedir.

    AK Parti “metal” yorgunluk tanısı ile bazı deneyimli

    politikacıları “saf dışı” bırakıp “acemi” denilebilecek

    siyasetçilerle yürümeyi yeğlemiş, ancak bunun

    yeterli olmadığı görülerek “ittifak” sanki “zorunlu”

    imiş gibi MHP ile dirsek temasına geçilmiştir,

    Erdoğan partiden ayrılanların tekrar geri dönemeyeceklerini

    “bu trenden inan bir daha bu trene binemez”

    sözleriyle partiye dönüş yolunu kapatmıştır.

    31 Mart’ta sandıktan çıkacak sonuçlar bu görüşleri

    ya destekleyecek, ya da yanıltacaktır, ittifak

    partileri deyim yerinde ise “bir pota” içindedirler,

    bir zamanlar benimsenmeyen, reddedilen fikirlerin

    o pota içinde eriyeceğine muhakkak nazarıyla bakılabilir,

    böyle olduğu içindir ki “ittifak” partileri birleşip

    tek parti çatı altında toplansınlar görüşüdür ki

    yukarıda sözünü ettiğimiz soruyu doğurmuştur.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bir televizyon

    kanalında sorulan bir soruya verdiği cevapta:

    “meydanlar, balkonlar şahane” dedi, ancak yine da

    sandığı işaret etti, Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener

    “cumhur” ittifakının “beka” vurgulamasının aksine

    daha ziyade “soğan” kuyruklarından yararlanmanın

    gayreti içindeler, böylece yerel seçimlerin “basitleştirilmesine”

    çalışıldığı hakkındaki iddiaları

    önemsemez bir tavır sergilenmektedir.

    Umarız propaganda süresinin başlamasının ardından

    “ses ve görüntü” kirliliği tekrar yaşanmaz,

    1950’den bu yana sergilenen “demokratik olgunluk”

    bu seçimde de kendini gösterir.

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen