• KİTAP GÜNLERİ GERİDE KALSA DA!..

    KİTAP GÜNLERİ GERİDE KALSA DA!..
    Mevlüt MERGEN

    SAYGI

    Kaybolmaya yüz tuttu, kutsal değere saygı,

    Aklı eren insanda budur en büyük kaygı.

    İnsan yüce varlıktır, hayvanlarla eş olmaz,

    Saygısız dipsiz kova, neylersen içi dolmaz!..

    MM

     

     

     

    09.03.2018 Cuma günü başladı ve 18.03.2018 Pazar günü sonra erdi Yenişehir Belediyesinin ilk defa düzenlediği “kitap günleri etkinlikleri” hakkında biz sıcağı sıcağına intibalarımızın bir kısmını 19.03.2018 günkü yazımızda aktarmıştık okurlarımıza, aktarırken de “gönül” hoşluğumuzu dile getirmiştik.

     

    Kültürümüzün zenginliklerindendir, sevdiğimiz bir toplantı, bir etkinlik, ya da bir sohbet sona erdiğinde “Allah tekrarını nasip etsin” demek, bu temenniyi burada dile getirmemizin amacı ise eğer tekrar böyle bir etkinlik düzenlenecekse, Yenişehir Belediyesinin bunu gelenekleştireceği ihtimalinden hareketle deriz ki:

     

    Her ne kadar gönlümüz “hoşnut” kaldı ise de hoşnut olmadığımız haller de vardı bu etkinlik günlerinde, bir misal; çoğu standlarda “kitap” sergilenirken, bazılarında “takı” kabilinden “aksesuar” malzemelerinin satışı yapıldı, daha önceki yazımızda bunların ayrı bir bölümde “çarşı” misali stant açmalarının “doğru” olacağını belirtmiştik, bunun dışında bizce “nahoş” olan bir durum veya anlayış daha vardı, neydi o durum veya anlayış, diye sorulursa anlatalım:

     

    “Müzik reyonundaki aşırı gürültü” idi o nahoş olan hal, biz müziğe karşı olmadığımız halde on gün boyunca sanki müzikten tiksindik ve nefret ettik, çünkü o reyonda sadece müşteri celp etmek tutkusu vardı,çevredekiler hiçe sayılıyor, alabildiğine yüksek tutuluyordu “baterilerin” gümbürtüleri, kaç kere ikaz edilmelerine rağmen “inadına” sürdürüldü o reyonda aşırı yüksek sesli müzik yayını..

     

    Oysa biz o gürültüyü dinlemeye “mecbur” değildik, çeşitli kişiler vasıtasıyla çeşitli zamanlarda ikaz edilmelerine rağmen “inadına” dinletildik, bizim gibi gürültüden rahatsız olan birisi vardı ki, o kişi adı “inadına insanlık” olan kendi yazdığı kitabını alarak yanlarına gitti şikayetini iletti, kısmen” etkili oldu gürültünün azalmasında.

     

    Yeri gelmişken o kişiden de biraz etmek gerekirse: “Nuri Yıldız” demeliyiz, Kahramanmaraş’lı, “mavi marmara” gemisinin yolcularından, çeşitli konularda yazdığı kitaplarını sergiledi etkinliğin son günlerinde, tam karşımızdaki “DİYŞAD” standında olduğu için kendisini yakından izlerken içimden “tam bir profesyonel yazar” ve halk adamı diye düşündüm ve şunu da düşündüm “herkes mağaza açabilir ama herkes mağazasındaki ürünleri ne kadar kaliteli olursa olsun satamaz, çünkü tezgahtarlık başka bir şeydir…

     

    Standının önünden geçen her kese yaptığı: “arkadaşlar! gelin tanışalım” çağrısı etkili oldu ve “Mavi Marmara” gemisini ve haliyle kitaplarını anlattı, anlattıklarıyla “ilgi” topladı, bize de: “inadına insanlık” kitabını imzalayarak hediye etti, oldukça “renkli” bir kişiliğe sahip olan Nuri Yıldız yüksek öğrenimini D.Ü. Siirt Eğitim Yüksek Okulunda yapmış, 1965 doğumlu, şu anda sosyal bilgiler öğretmenliğini Kahramanmaraş’ta devam ettiriyor.

     

    İkisi “Mavi Marmara” ile ilgili olan tam yedi tane kitapta imzası var Nuri Yıldız’ın, üretken bir yazar, aynı zamanda güler yüzlü, insanlara yaklaşımı “insanca” olduğu içindir ki bir kitabına “inadına insanlık” demiş, kitap günleri etkinliklerinden unutamayacağımız bazı hatıralarımızın arasında yer alan Nuri Yıldız’ı az bir zamanda ancak bu kadar tanıyıp, tanıtabildik.

     

    Selam ve dua ile.

     

    SİNYAL

     

    Unutuyor insan zaman geçince,

    Güzel duyguları, pembe hayali.

    Öteye yolculuk sinyal verince,

    Hazan yaprağına benziyor hali.

     

    Gönül yorgunluğu çekilmez olur,

    Anılar çepçevre sarar yanını.

    Gözler bulutlaşır yüz gülmez olur,

    Başına kondurur dağ dumanını.

     

    Ağlarsın anınca ilk göz ağrını,

    Anne, baba, eş, dost gönül aynanda.

    Ve mazi köz ateş yakar bağrını,

    Yaşanmış saysan ya saymasan da.

     

    Yalnızlık kabusu altında isen,

    Lokmalar ağzında dolaşır durur.

    Terke hazırlanmış gibi elbisen,

    Gördüğün ne varsa iğreti durur.

     

    Bükülen belini düzeltmek için,

    Hastane morgunda beklerken tabut.

    Geçmişi andıkça yanarken için,

    Ölüm!.. Nam-ı diğer son bulan umut.

     

    Nar ekşi, bal tatlı, sana ne bundan,

    “Hak taşına” değdi değecek başın.

    Nasibin en son sudan sabundan,

    Gassal elleriyle yıkarken na’şın!..

     

    Diyarbekir, 10.11.2007

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen