• KÖKÜ KESİLESİ VİRÜS: UYUŞTURUCU!..

    KÖKÜ KESİLESİ VİRÜS: UYUŞTURUCU!..
    Mevlüt MERGEN

    (*) BEN KÜÇEMİ ÖZLEDİMDEN

     

    SÖZÜN ÖZÜ

    Kimdedir bilinmiyor, kanlı ipin bir ucu,

    Girdi nice insan kanına hain uyuşturucu.

    Üretir hain eller insanlar ölsün diye,

    Baronları sevinsin, İblis de gülsün diye!..

    MM

     

    KÖKÜ KESİLESİ VİRÜS: UYUŞTURUCU!..

     

    Aynı gün ekranlara yansıdı Samsun’da uyuşturucudan ölen gencin haberi ile Batman’da tır’da yakalan bir ton uyuşturucu haberi, bu iki haber olayın ne kadar ciddi olduğunun habercisi, polis gecesini gündüzüne katıyor, kovalıyor, yakalıyor, ama bitmiyor, sonu gelmiyor ne kullanıcılarının sonu geliyor ne de üreticilerinin.

    Ülke nüfusu artıyor ya sanıyorsunuz arz/talep dengesi kurulmaya çalışılıyor böyle tonlarca uyuşturucu üretimi ile uyuşturucu üretiminin bir “yan” üretimi var ki: “Kaçak içki” medya çetelesini tutuyor kaçak içkiden ölenlerin, ancak insanlar neden uyuşturucu kullanıyor, niçin kaçak içki kendine bu kadar alıcı buluyor, şu sorunun cevabını merak ediyorum: “Kaçak içki ve uyuşturucu öldürüyor da, kaçak olmayan yani kontrollü diyelim üretilen içkiler “uyuşturucu” yani öldürücü değil mi?

    Bazen ölümle sonuçlanan trafik kazalarında arabanın içinde görülen“bira” şişeleri kazaya ve ölüme sebep olarak gösteriliyor, kaçak olmayan içkilerin üretimine “izin” verenler sanırım kullanıcıları yavaş yavaş yani taksit taksit öldürdüğü için zararlı görmüyorlar ve üretimini hız kesmeden sürdürüyorlar..

    Bu hız kesmeden üretim, uyuşturucu üretenlerde de devam ediyor, kaçak içki üretenlerde de, polisin gecesini gündüzüne katarak onlarla mücadelesi de hız kesmeden devam diyor, ama nereye kadar bu hal devam edecek, ne zaman bu kanayan yaraya “neşter” vurulacak, sigara ile başlayan, bira ile yol haritası belirlenir gibi olan, şarapla, rakı ve diğer isimli içkilerle içtikçe doyulmayan, tatmin olunmayan ve nihayet uyuşturucu kullanmakta karar kılınan bu felaket ne zamana kadar devirecek fidanları, taze canları, ne zamana kadar yıkacak yuvaları?

    Rakıyı “milli içki” kabul edenler onun bir milli felaket olduğunu ne zaman idrak edecekler, aklı gideren her tür içkinin “haram” olduğunu bildikleri halde yasa koyucular ne zaman “yasaklayacaklar” bu milli felaketi, içki ve uyuşturucunun her çeşidini? Acaba “iyiliği emir edip kötülükten nehyetmek” onların görev cümlesine girmiyor mu?

    Taşıt kullanıcılarına belli bir ölçüye kadar alkol kullanma hakkı (!) tanınmış, o ölçüyü aşanlara çeşitli cezalar veriliyor, çünkü yasa böyle düzenlenmiş, oysa çoğu haram olanın azı da haramdır, yani çoğu zarar veriyorsa azı da zarar verir, bir doktor şöyle demişti: “Alkol usulüne göre alınırsa!..” Ona usulü nedir diye sormuştum: “bir duble yani az bir şey” şöyle bir soru sormuştum kendisine: “Siz üroloji doktorusunuz, insan idrarı az bir miktar bir suyun içine girerse siz o suyu içer misiniz?” Hayır demişti, o zaman çoğu zarar veren, ya da çoğu haram olanın azı da zarar verir, azı da haramdır.

    Allah’ın “haram” kıldığı büyük günahların hepsi aynı kategoridedir, alkol, kumar, faiz, fuhuş, yalan, hepsinin öncesi “azla” başlar ve alışanlık kesbettiğinde önü alınmaz, onun için “yılanın başı küçükken ezilmelidir” tabii bizim bildiğimiz bu gerçekleri “yasa koyucular” çok daha iyi biliyorlar, nedense küçükken ezmek istemiyorlar yılanın başını, o yılan öylesine büyüyor ki hem o yasa koyucuları, onların çocuklarını, hem de bütün toplumu tehdit eder hale geliyor.

    Samsun’da uyuşturucudan ölen gencin haberi ile Batman’da bir tır’da boruların içine gizlenmiş bir ton uyuşturucunun yakalanması haberi aynı gün ekranlara yansıyor, sanki “vukuatı adiyeden” imiş gibi kabul ediliyor, ama polis böyle kabul etmiyor gecesini gündüzüne katarak uyuşturucu imalatçılarını da, kaçak içki imalatçılarını da gözlerinin yaşına bakmadan yakalıyor, gerçi bunların gözlerinde “yaş” olmaz, çünkü onlar kurbanlarının gözünden yaş akıtırlar.

    Konuyu sürdürürken “sigara” belasını unuttuğumuzu sanmayınız, bizi okuyanlar bilirler bazı zamanlarda şöyle dediğimizi: “İnsanlığın iki büyük düşmanı vardır, biri cehalet, diğeri sigara” nikotin zehiri mutlak öldürmüyor, tedricen ölümüne sebep oluyor kullanıcılarının, onun da başlangıcında “yak bir sigara, bir tane ile bir şey olmaz” teşviki vardır, bir ara hızlandırılmıştı sigara ile mücadele, 47 yıldır kullanmadığım ve toplu oturulan yerlere gitmediğim için bilemiyorum ne kadar riayet ediliyor kapalı yerdeki sigara yasağına? Yasağa riayet etmeyenlerden ne kadar para cezası kesildiği de açıklanmıyor ki bilelim mücadelenin boyutunu?

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen