• EYMEN HENÜZ BEŞ YAŞINDAYDI!..

    EYMEN HENÜZ BEŞ YAŞINDAYDI!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Meşruluk rafa kalktı, onun gayrisi moda,

    Namusa saygı bitti, ahlak sanki uykuda,

    Körüklüyor ekranlar sapık ilişkileri,

    “Aşk” diye yutturuyor, yalancı sevgileri!..

    MM

     

    EYMEN HENÜZ BEŞ YAŞINDAYDI!..

     

    İzmir’de annesinin bir başka erkekle ilişkisini gördüğü için öldürüldü beş yaşındaki “Eymen” geçen pazartesi günü sabah haberlerinde bir televizyon ekranın da yansıtıldı bu haber, bir kadın, kadınlıktan nasibini almamış bir kadın ve sözüm ona bir erkek, bu ikisinin gayri meşru ilişkisini gördüğü için öldürülen bir çocuk, bazıları bu gayri meşru ilişkiyi “aşk” diye yorumlar ve olayı normalleştirmek adına işlenen cinayete de “aşk cinayeti diyebilirler.

    Hafta geçmez ki bu türden haberler yansımasın ekranlara, çürütülmüş bir “ahlak” anlayışının ürünüdür bu tür haberlere konu olan davranışlar, olay “vukuat-i adiyeden” gösterilebilir, ancak öyle değil, önemli bir hastalığın habercisidir aynı zamanda, nasıl ki bir sepetin içindeki elmalardan biri çürükse ve diğer elmalar “çürüme” tehdidi altında ise aynen öyle, çürümüş olanın çöpe atılmasıyla diğer elmalar kurtarılabilir.

    Çürük elmadan kastımız “gayri meşru” ilişkilerin giderek çoğalmasıdır, ya sokağa atılmış bir çocuk, ya da Eymen gibi bir cinayete kurban gitmiş olmak dışa vurduruyor bu ilişkileri, bu ilişkilerin dışa vuruşudur “gayri meşruluğun” kokuşmuşluk hali, Sevgili peygamberimizin mübarek sözlerinden birinde “ahir zamanda zinanın çoğalacağı” haberi var, o haberi doğruluyor beş yaşındaki Eymen’in öldürülmesine sebep olan olay…

    Bu olaydaki suç “müşterek” bir suçtur, ne kadın tek başına suçlanabilir, ne de erkek, öncelikle bu ilişkileri “haram” olarak tanımlayan “din” anlayışımız “zayıflamıştır” çünkü daha nice haramlar vardır ki “meşru” gibi algılanmaya başlamıştır, öncelikle tek kelimede ifade edecek olursak “alkol” diyebiliriz, zira alkol sevgili peygamberimizin (s.a.v) mübarek sözlerinde: “bütün kötülüklerin anası” olarak gösterilir.

    Alkolün imalatı, ticareti nasıl “meşrulaşmış” ise kullanımı da meşrulaşmış değil midir, “haram” olmak vasfını yasaların nezdinde yitirmiş sanki “mübah” kılıfı giydirilmiş nice “gayri meşruluklar” vardır, faiz gibi, fuhuş gibi, kumar gibi ancak düşünülmemektedir ki bunların “haram” olarak bildirilmesi ve yasaklanmasındaki “amaç” toplumu böylesi “tehlike” arz eden alışkanlıklardan kurtarmaktır, sağlıklı bir toplum yaşayışını sağlamaktır.

    İnsanı severek yaratan Allah, onu her türlü tehlikeden korumak üzere bu yasakları koymuştur, yasağa uyulmadığı için “Eymen” daha beş yaşında iken aramızdan ayrılmıştır, eğer fuhuş yasağı yüce yaratıcının emrettiği şekilde cezalandırılmış olsa idi “Eymen’in” hayatı kurtarılmış olmaz mı idi, diğer bütün haramlar da öyle, ilahi cezalar tatbik edilmediği içindir ki cinayetler, özellikle kadın cinayetleri bu kadar artış gösteriyor…

    Emine Bulut cinayeti vesilesiyle Cumhurbaşkanı “idam meclisten geçer masama gelirse imzalarım” diyor, yoluna engeller konulmuştur “idamın” dünyada birçok idam cezası ülkede uygulanırken ülkemizde “idama karşı” olanlar azınlıkta olsalar da “egemen güçlerdir” oysa “kısasa kıstasta hayat vardır” der yüce dinimiz, çünkü bir kişi kısas edilerek öldürülse bile daha başka bir çok cinayet böylece önlenmiş olur.

    Osmanlı’nın yaşam şekli, yönetim şekli niçin araştırılmaz ve uygulanmaz, hem övülecek Osmanlı, hem de “öcü” gibi görülecek gösterilecek olacak şey midir, Osmanlı’da “aile” nasıldı acaba, o zamanlar kadınları döven yok mu idi, vardı ama böyle bir “sosyal yara” şeklini almamıştı, burada sözümüzü düzeltelim “Osmanlı” derken biz “İslam’i bir yaşam şeklini” düşünüyoruz, çünkü Osmanlı’da “aile” İslam’ın ön gördüğü şekilde koruma altında idi, bugünkü gibi dejenere” olmamıştı..

    Biz dinimizden başka bir deyimle özümüzden kopmuş olmanın acısını çekiyoruz, bu acıyı beş yaşındaki “Eymen” hayatını ödeyerek çekti, kadınlarımız şiddet görerek çekiyor, aile yapımız alkolün ve diğer haramların tehdidi altında kendini koruyamıyor, hiç kimse “nereden geldik nereye gidiyoruz” diye düşünmüyor.

    Bir ara zararı keşfedildi televizyonlarda alkol alındığını gösteren görüntülerin yasaklanması, bir dostumla televizyon konusunu görüşürken şeyle demişti: “ ne kadar televizyonu açmışsam insanlardan bir alta, diğeri üstte idi artık televizyon açmıyor ve dizi seyretmiyorum” şunu demek istemişti o dost: “televizyon ekranlarında gayri meşru ilişkiler öğretiliyor ve özendiriliyor”

    Beş yaşındaki masum ve günahsız Eymen çocuğun katledilmesi bilmiyorum toplumu ne kadar etkiler, kim ne kadar hassasiyet gösterir “gayri meşru ilişkiler” hakkında?

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen