• Tabiin Kenti Diyarbekir

    Tabiin Kenti Diyarbekir
    Eyüphan KAYA

    Tabiin Kenti Diyarbekir

     

    Cumhuriyet öncesinde başta ekonomiye olan katkısı olmak üzere genel özelikleriyle İstanbul ile yarışan Diyarbekir bu gün maalesef kirli politika ile anılan bir şehir haline geldi.

    639 yılında 27 mayıs günü İslam ile müşerref olan Diyarbekir Cumhuriyet dönemine kadar İslami değerlerin şemsiyesi altında yönetilmiş, Müslüman nüfus %40-50 arasında olmasına rağmen İlahi Öğretinin ışığında huzurlu bir yaşam kalitesi ile idare edilmiştir.

    Diyeceksiniz ki bu kent 19.yy başlarına kadar nasıl bu kadar orijinalliğini koruyabilmiştir? Asıl sebeplerinden biri İslam’ı sahabelerden öğrenmiş olması olsa gerek. Zaten bu vasfından dolayıdır ki “Tabiin Kenti” diyoruz/deniliyor.

    Hz. Süleyman camiinde metfun 27 şehit sahabe olmak üzere 541 sahabenin burada yaşayıp, buralarda vefat etmesi, bunun yanı sıra burada açılan medreselerde ilim ve fennin bu atmosferde gelişmesinin katkısı da çoktur elbette.

    Ne acıdır ki Cumhuriyet dönelinde şu anda Yenişehir olarak bilinen alanda “Sahabe Mezarlığı” olmasına rağmen, sol bir partinin belediye başkanı tarafında mezarlıklar yok edilmiş, kitabe taşları da kanalizasyonda kullanılmıştır. Tabi bu sinsi faaliyet o günün mülkü erkanı ile iş birliği içinde gerçekleşmiştir, isteseydi buna engel olabilirdi.

    Bu çalışma esnasında bir iş makinesinin tekerleği arasından fırlanan bir taş kalabalığın içinde bu zulmün baş aktörü olan belediye başkanının oğlunun başına değişim ve oğlu ölmüşse de bundan bir ders alınmamıştır.

    Peygamberimizin vefatında sadece 7 yıl sonra İslam ile müşerref olan Diyarbekir Sultan Sa’sa’ adında bir sahabenin bu şehre yaptığı valiliği ile ayrı bir değer kazanmıştır.

    Daha 40 yıl öncesine kadar inanç ve kültürünü muhafaza eden bu mübarek şehir, bir yanda derin devlet, diğer yandan azılı din düşmanlarının sinsi çalışmalarıyla kontrolsüz bir göç aldı ve 8-10 yıl içinde nüfusu 4-5 katına çıkarak, artık kimsenin kimseyi tanımadığı bir kent haline geldi. Kirli bir politik oyunla sözüm ona Kürt meselesini öne sürerek yeni nesli militarize ettiler, bunun için de önce inanç ve kültür değerleriyle oynadılar. Millet ve memleket düşmanı olan eski derin devlet mensupları şimdi bıyık altında gülüyorlar biz Diyarbekir’in genetiğini bozduk diye. Ama hiç sevinmesinler, bu bir hileydi, Diyarbekir’li şu anda “Ben nerede yanlış yaptım?” diye düşünüyor;

    Ben kimin?

    Eveliyatım nedir?

    Dinim nedir?

    Örf ve ananen neydi?

    Beni bir halk bir millet yapan değerlerim nerede kaldı?

    Nasıl oluyor da ben benim diyen bir kişi binlerce yıl vasfını son 40 yıla bağlayarak sanal/sahte kahramanların arkasına gider? Diye özeleştiri yapıyor.

    Bu şehir Tarihin taşlarına nakış edildiği 82 burçlu Sur’uyla, kapısını araladığı şehit sahabeleri ve peygamberleriyle, han, hamam kervan saray ve tarihi cami ve medreseleriyle dimdik ayaktayken, birileri hala nasıl da karpuzla, terörle bu şehri anıyor hayret ediyorum.

    Bu şehirle selamlaşmak,

    Bu şehri dinlemek,

    Bu şehri tanımak lazımdır diye düşünüyorum.

    Bu şehrin insanına müteşekkirim işsizlik oranının daima Türkiye ortalamasının iki katı olduğu bu şehirle, emniyet verilerine göre güvenilir kent grubundadır.

    İnsanı merttir, ehli kanaattir, cesurdur; hak uğruna canını dahi feda etmekten çekinmez.

    İnşaallah en kısa zamanda bu şehir hakkında oluşturulan ön yargılar kırılır, nitelikli ve kucaklayıcı bir mülki yönetim ve kaliteli bir bürokrasi ile yönetilir, hep birlikte bu kente huzur ve sükunet içinde mutluca yaşamaya devam ederiz.

    Selam ve selametle kalın.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen