• CİHAD

    CİHAD
    Ayfer YALÇINKAYA

    CİHAD

     

    Gündeme geldiğinde muhafazakar kesim dahil olmak üzere bir çok kesim tarafından eleştiri konusu olmuştu. Haliyle bu konu gündemi bir hayli işgal etti.

    Hatta öyle ki bakanlığın ilgili konunun müfredata dahil etme konusunda kararsızlık yaşadığı hatta geri adım atacağı dahi söylenildi..

    Gerek eğitimciler gerekse de belirli kesimler tarafından olana dair, olumlu veya olumsuz bir çok tepkinin gösterilmesi bir hayli doğal kanaatimce...!

    Ama zihinlerde hala oturtulamamış, gerçek manada anlamlandırılamamış ve pratiğe dökülmemiş, gerek fonksiyonu, gerekse de etki noktası bakımından insanları farklı düşünmeye sevk eden, bu mevzu ve kavram için özellikle de cihad için bir kaç şey yazma gereği duydum. Bu ülkenin en büyük sorunlarından biri de konuların saygı ve anlayış çerçevesinde tartışılmaması meselesidir. Bakıyorum da bir çok kişi evrim kalktı, cihad anlayışı getirildi muassır medeniyetler seviyesine zeval geldi falan filan bir hayli saçmalamış

    Öyle ya şimdiye kadar günümüzde okutulan evrimle muassır seviyeye ulaşabildikte, uzaya koloniler kurdukta, atomu parçaladıkta cihad buna engel teşkil etti.

    Nedense;

    “Cihad” kavramı; günümüz insanının kafasında, emperyalistlerin kurduğu terör örgütlerine, insan gücü bulmak, terör eylemlerini canlı tutmak adına, kullandığı İslami bir kavram olmaktan çıkamadı. Evet, sırf bu algı yüzünden Müslümanlar bu konuda maalesef hala bu kavramı, olumsuz anlamda kullanılıyorlar ya da bu kavramdan ürküyorlar.

    Bu nedenle hem cihad kavramının daha iyi anlaşılmas, hem de bu konudaki sömürünün minimize edilmesi için bu kavramlar hakkında ciddi bir bilinç oluşturulması kanaatindeyim, bu yüzden bu kararı alıp bu anlamda hareket eden ve onu MEB müfredatına dahil eden devlet büyüklerine, ayrıca teşekkürlerimi sunuyor ve kararı sonuna kadar bir eğitimci olarak destekliyorum. Öncelikle Cihat, lügatte cehd ve gayret etme anlamlarını ihtiva etmektedir. İstılahda ise, kişinin tüm varlığıyla (başta nefsi olmak üzere maddi ve manevi tüm unsurlarıyla) Allahu talanın rızasını kazanmak adına, bir mücahede ve süreklilik arz eden bir samimiyet hali içerisinde olması demektir.

    Yani anlayacağınız, Cihat İslam toplumuna sürekli bir dinamizmi atfetmekte, gerek ferdi, gerekse de içtimai olarak tembelliği bertaraf edecek bir hüviyeti ihtiva etmektedir.

    Asırlar içerisinde, İslam toplumunun giderek zayıflayıp, bugünlerde hiç iç açıcı olmayan görüntülerinin ortaya çıkmasının en büyük sebebi de, bahsettiğim bu özdeki Cihat kavramının unutularak, ya da farklı algılardan kaynaklı olarak, daha yavan ve şiddete dair bir yanılgının oluşturulmasından ileri gelmektedir.

    Oysa kılıç ve kalkan, silah ve top ile yapılan cihadın aslında en küçük Cihat olduğu, asıl Cihadın ise kişinin kendi nefsi ile verdiği mücahede, yani kişinin kötü ve çirkin ahlakını terk etmek suretiyle bir nefis terbiyesi ve tezkiyesini olduğu inancıdır.

    Cihat demek, sadece Allah yolunda yapılan savaş demek değildir. Cihat inananlar için Allah'ın adını yüceltmek adına, yapılan her eylemdir. İlim öğrenmek, çalışmak, mazluma karşı kalkan eli tutmak, zulme karşı susmamak da bir tür cihattır.

    Velhasıl cihad için İslami bilince ve hassasiyete sahip, ahlaklı ve erdemli ayrıca dini ve toplumsal değerlerine sahip çıkan bir gençlik için, geç kalınmış bir ekleme bile diyebiliriz.

    Evet, Cihad Allah yolundaki her türlü faaliyet ve hareketin adıdır. Hakkı üstün ve hakim kılmak için sarfedilen her turlu gayrettir. Başka bir ifadeyle cihad, İslam'ın aksiyon yönüdür,

    onun hamle gücüdür. Dinamizmidir...!

    Çalışmak, çabalamak, emek harcamaktır. İnsanı, kazanma çabasıdır. Savaşa giden yolları kapatmaktır. Adam eksiltmenin değil, adam kazanmanın adıdır. İnsanı kazanma savaşıdır. Hatta iddialı bulacaksınız belki ama bir yönüyle insan kazanma sanatıdır.

    Cihad, İnsanları ve toprakları işgal edip sömürmek değil, Gönülleri fethetmektir.

    İslamı yeryüzünde hakim kılma çabasıdır. Oysa Müslüman ülkeler dahil dünyada en büyük kavramsal boşluğa ve yozlaşmaya uğrayan kavramlardan biridir.

    Cihad; Batı dillerinde genelde "kutsal savaş" (holy war) şeklinde tercüme edilmiştir.

    Ve bu şekilde bir tercüme, İslamiyeti silah zoruyla yayılan bir din olarak gösterme gayretinden kaynaklanmaktadır. Algılarımız ve maalesef, bugün İslam ülkelerinin farklı sebeplerden kaynaklanan, Müslümanların, Müslümanlara batı eliyle yaptığı her turlu zulümde bunu, bu şekilde algılayışımızın en büyük ve en acı kanıtıdır.

    Halbuki, "cihad" kelimesinin karşılığı "savaş" değildir. Evet, Allah yolunda savaşmak da bir tür cihad olmakla beraber; cihad kelimesi, Allah'ın dinini her tarafa ulaştırmak için yapılan, her türlü faaliyet ve hareketi içine almaktadır. Bir dönem Müslümanlar, bu yüce gaye için cihad ederken, gayri Müslimler ve özellikle sömürgeci ülkeler, "Kutsal olmayan savaşlar" yaparak, Asya, Afrika, Avrupa ve Amerika'yı kana bulamıştır.

    Nitekim Tarih, bunun örnekleriyle doludur. "Coğrafî keşif" adı altında Asya, Afrika ve Amerika'daki hammadde kaynaklarının keşfedilmesi ve bu verimli ülkelere seferler düzenleyip, o ülke insanlarını köleleştirmeleri, bazı ülkelerin savaş felsefesini ne de güzel ortaya koymaktadır. Oysa, kendi ayıbını örtbas etmek için batılı ülkeler çok yoğun bir propaganda faaliyeti içindedir. Onların bu propagandalarının etkisiyle olsa gerek ki, "cihad" denildiğinde bazılarının ilk aklına gelen, İslam'ı reddeden her kâfiri, boğazlamaya hazır, elinde kılıç alan Müslümanlar veya elinde kaleşnikofu olan bir tür "Arap teröristi" gelmektedir. Oysa en büyük din alimlerimizden biri olan imam-ı Maturidi'nin bu algıyı tamamen yok eden, konuyla ilgili çok güzel bir sözü vardır.

    "Cihad; savaşa giden tüm yolları kapatmaktır."

    Bu nedenle Toplumumuzun İslam şuuruna tekrardan yaklaşması ve dünyaya alem-i nizam endişesiyle bakan, nesiller yetiştirmek adına bu çok önem ihtiva eden konuyu iyi idrak edip Hakkı'yla anlatması gerekmektedir.  Duşunun ki bunu en iyi şekilde idrak eden ve uygulayan yine kendi atalarımız olmuştur. İslamiyet öncesi atalarımızın ""cihan hakimiyeti mefkuresi" islamiyeti kabul ile birlikte kutlu bir amaca yönelmiş ve "nizam-ı alem ilâyı kelimetullah" a dönüşmüştür. 1400 yıllık İslam tarihinin yaklaşık 900 yılı atalarımız, islamın sancaktarlığını yapmış ve cihad kavramının hakkını en iyi veren millet olmuştur. Korkmayın!  Çünkü biz bu kavramdan sırt çevirirsek dünya cihadı; daeşin kafa kesmesi ya da bomba patlatması olarak bilmeye devam edecektir. Bu nedenle eğer hala Cihad denilince akla sakallı, elinde silah olan, insanları haksız yere öldüren katleden insanlar geliyorsa temelde bir problem değil, bin problem var demektir. Halbuki Kur'an'a göre cihad: " 2:190/ Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez” der. Kaldı ki cihad sadece savaşla olmaz. Akılla, bilimle de cihad edebilirsiniz. Çünkü Kur'an; akla önem verir, düşünmez misiniz diye uyarır insanları...!

    Bu nedenle cihad kavramının müfredatta yer almasıyla saydığım tüm bu algıların bertaraf olacağı ve cihad kavramının en azından Hakkı'yla anlaşılacağı inancındayım. Bu sayede işid (daiş) vb terör örgütlerine ve gruplarına Adam yetiştirilmeyecek, gericiliğin ve yobazlığın önüne geçilerek, elinde silah yerine kalem alan nesillerin yetiştirilmesine zemin hazırlayacağı ümidi içindeyim. Bu yüzden cihad kavramını kılıç, kalkan, silah, kelle uçurmak olarak bakanlar, bakış açılarını gözden geçirirlerse eminim kavramsal anlamdaki sorunda hemen ortadan kalkacaktır.  Müfredatlarda okutulur diye bugün cihad meselesine karşı çıkan kimlik Müslümanlarına ya da bir başka deyimle sosyolojik Müslümanlara da bir kaç kelam etmek isterdim ancak onların farklı bir amaç ve gaye güttüklerini bildiğim için bu kadarını kafi görüyorum. Herkesin kendi hayatında, kendi Cihadını gerçekleştirmesi temennisi ile...!

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen