Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ferhat KAPLANER
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

KAYBEDİLEN DEĞERLERİMİZ VE NEDENLERİ

KAYBEDİLEN DEĞERLERİMİZ VE NEDENLERİ

 

“Nerede o eski günler?”  Herkes çocukluğunda yaşadıklarının harika  olduğunu ve bugüne kıyasladığında çok daha iyi günler yaşadığını anlatır durur.

Her nesil için elbette kendi yaşadığı çocukluk dönemi güzel ve aranılan bir dönemdir. Çocukluğumuzda büyüklerimizden duyduğumuz bu sözü, yaşımız ilerledikçe bizler de sık sık kullanmaktayız. Şimdi çocuk olanlar da şüphesiz yaşları ilerledikçe aynı sözü kullanmaya devam edeceklerdir.

 

Benim bakış açıma göre de eski günler güzeldi. Bu güzellikler yaşanılan zamanla alakalı olmakla beraber, çocuk ruhlarımızın saf ve masum oluşu ile de alakalı olmalı. Kendi çocukluğumdan olaylara bakacak olursam; bir bayram günü taze elbise giymenin, bütün ailenin bayram gününe özel olarak hazırlanmış sofrada buluşmasının verdiği mutluluğun aranmamasının imkanı var mı?

 

Belki de “eski günler” muhabbetinin tek ortak noktası, her dönemin bir öncekine göre adım adım bozulmaya doğru gidişinin kabullenilmesidir. Bütün mahallelinin birbirini tanıdığı, dertleriyle dertlenip, sevinçleri ile sevindiği dönemlerden, aynı apartmanda yaşayıp kapı komşusundan bîhaber insanların yaşadığı bir döneme geçtik. Birbirimizin sıkıntılarına çare olmayı bıraktığımız gibi, birbirimize olan güvenimizi de kaybettik. Kaybolan güvenle beraber bir çok geleneğimizi ve alışkanlıklarımızı da ya terk ettik ya da terk etmek zorunda bırakıldık. Evlerde pişirilen yemeklerden birkaç sokak ötede oturan yaşlı komşulara gönderildiği dönemlerden, yan komşumuzun ihtiyaç sahibi olup olmadığını bilmediğimiz veya umursamadığımız günlere geçtik maalesef.

 

Her kaybolan gelenekle beraber yaşama sevincimizden de bir şeyler kaybetmekteyiz. Memleketinden uzakta yaşayanlar için bayramların tek neşesi olan çocuklar kapılarımızı çalmayı bıraktıktan sonra bayramların da tadı kaçtı. Üçer beşer kapımızı çalan çocukların o cıvıltılarını artık göremeyeceğiz gibi duruyor. Şehir hayatı yaşayan bizlere bayram gününde olduğumuzu hissettiren tek figürün çocuklar olduğunu maalesef bu acı olaydan sonra öğrenmiş olduk…

 

Çocukluk çağlarımızda yaşayıp da şimdi göremediğimiz gelenek ve adetleri sıralayacak olursak sayısız değerlerimizi farkında olmadan kaybettiğimizi anlarız. Esasında geçmişi yad etmek güzel olmakla beraber, yapmamız gerekenler; yeniden komşuluk ilişkilerini tesis etmek, birbirimize olan güvenimizi yeniden sağlamak, yakın çevremizden başlamak üzere maddi ya da manevi olarak dostlarımıza yardımcı olmak ve daha bir sürü unuttuğumuz güzellikleri hayatı geçirmektir. “Bu devran böyle gelmiş böyle gider mantığı” ile ve de neme lazımcılıkla olaylara yaklaşırsak hiç şüphesiz daha bir çok değerimizi kaybedeceğiz… Selametle kalın…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR

TÜMÜ

SON HABERLER