• KÖTÜ DUYGULAR SİZİ ESİR ETMESİN (2)

    KÖTÜ DUYGULAR SİZİ ESİR ETMESİN (2)
    Ömer TÜRK

    KÖTÜ DUYGULAR SİZİ ESİR ETMESİN (2)

     

     Kişi birini gerçekten sevme, yaratıcılıkla ilgili faaliyetler gibi birçok şeye odaklanamaz. Kişi negatif duyguları paylaşırsa o duyguların esiri olacağından korkar. Aslında tam tersidir. Kişi duygularını paylaşmadığında negatif duyguların esiri olur. Duygularını paylaştıktan sonra öncelikle rahatlar. Sonraki adımda ise bu negatif duygulara sahip olmanın onu kötü biri yapmayacağı konusuna olan inancının artırılmasıdır. Olumsuz duyguları sahiplenir kişi. Olumlu duyguların hayatında nasıl ki yeri var ise olumsuz duygulara da hayatında yer açar. Olumlu ve olumsuz duygular arasına kişi bir köprü kurmuştur.

    “Ben kimim? İyi miyim, kötü müyüm?” tarzında soruların yanıtını arar birçok kişi. Bazıları iyi olduğunu söyler bazıları da kötü. Belki de bu soruların yanıtı, ben iyileri ve kötüleri içinde barındıran bir bireyimdir. Çünkü insanın bir yandan sevmediği, hoşlanmadığı, kimseyle paylaşmak istemediği parçaları varken; diğer yandan da sevdiği, takdir ettiği parçaları vardır. Bu sebeple insan zıtlıkların birleşimidir. Dolayısıyla insanın içindeki zıtlıkları kabul etmesi onu büyütür ve geliştirir. Fakat sevmediği ve beğenmediği özelliklerini, bunlar benim parçam değil şeklinde kabullenmedikçe; deyim yerindeyse onları bir tabuta koyup derinlere gömmeye çalıştıkça, kişiyi huzursuz ruhlar gibi sürekli rahatsız eder. Kişinin bu parçalarından kurtulması söz konusu değildir. Fakat bu parçalarını kabul etmemesi hâlinde kişi, kendisini suçlayabilir ve yargılayabilir. Ve bunlar iç konuşmalar şeklinde devam eder. Aslında bireyi geliştiren ve büyüten bu zıtlıkların varlığıdır. Gecenin en karanlığının bitişi aydınlığı getirir. Aydınlığın bitimi de geceyi getirir. Bu başlangıç ve son değildir. Sadece bütünün parçalarıdır. Birinin ötekinden üstünlüğü yoktur. Bu çok güzel bir harmonidir. Bu harmoni bir günü oluşturur. (Türk Dil Kurumuna göre harmonin anlamı; uyum, düzen ve ahenktir.) Ve günün içinde en karanlığın ve en aydınlığın olduğu gibi günün ve gecenin birçok rengini içinde barındırır.  İnsan da böyle bir canlıdır. İyilikleri ve kötülükleri içinde barındırır. Hayatında iyi davranışları mı yoksa kötü davranışları mı ön planda tutacak, bu kişinin kendi elindedir. Çünkü düşünceler kişinin zihninden akıp gider ve kişinin genelde elinde değildir. Fakat davranışlar kişinin elindedir.

    İnsanlar çoğunlukla duyguları paylaşınca olumsuz duygularının esiri olacağını zannederler. Bazı kişiler ise yaşadığı olumsuz duyguları paylaşmamayı öylesine öğrenmiştir ki artık duygularını yok sayıp bastırmıştır. Sorduğunuzda çaresizlik, yetersizlik, kızgınlık gibi duyguları yaşamadığını dile getirirler ve genellikle “Mutlu bir çocukluk geçirdim.” aklileştirmesinin arkasına saklanırlar. Takdir edilmemiş, dikkat edilmemiş, görmezden gelinmiş, onaylanmamış, özgürlüğü kısıtlanmış olarak büyümüş bir çocuğun olumsuz duygular yaşamamasına imkân var mı? Fakat ebeveynlerin davranışlarını sorgulamak genellikle zordur. Babasından sürekli olarak eleştiri almış danışanım: “İyi ki babam beni eleştirmiş, yoksa ben bu günlere gelir miydim?” diyerek sadece yaşadığı kırgınlığın ve kızgınlığın üstünü örtüyordu. Oysaki bana gelme şikâyeti yanlış yapma korkusuydu. Ancak babası hakkında olumsuz konuşursa bu, babasının kötü biri olduğu şeklinde algılanacağından endişe duyuyordu ve gerçekleri yok saymayı tercih ediyordu. Babası hakkında olumsuz konuşmak ne onu kötü biri yapardı ne de babasını! Sadece onu özgür biri yapacaktı. Çünkü geçmişin hapishanesinden kurtulmanın yolu budur. Olumsuz duyguları paylaşınca artmasından korkarlar. Gerçekler ise tam tersidir, artmasına değil azalmasına neden olur. İnsanlar olumsuz duygularını paylaşınca duygularının esiri olacaklarından korkarlar. Gerçek özgürlük, bireyin yaşadığı ve karanlıkta bıraktığı olumsuz duygularını da fark etmesi, onlara sahip çıkması, onları kabul etmesi, duygularını bir bütünleşme aşaması için bir direnç yerine itici güç olarak kullanması ile mümkündür. Sonuçta geçmişi değiştiremeyiz lakin kaybolan bütünlüğümüzü yeniden onarabilir ve kazanabiliriz.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen