• ÖLÜM NEDİR? NE DEĞİLDİR?

    ÖLÜM NEDİR? NE DEĞİLDİR?
    M. Kürşat İMANLI

    ÖLÜM NEDİR? NE DEĞİLDİR?

    Ölüm ne değildir?

    Ölüm; yok oluş, yok ediliş değildir. Ölüm, kabirde çürümek, parçalanmak değildir. Ölüm, kim tarafından yapıldığı belli olmayan bir yok ediliş değildir. Ölüm, dostlardan, sevdiklerimizden ebedi bir ayrılış değildir. Ölüm, hiçlik demek değildir. Ölüm, sönmek değildir. Ölüm, tesadüfen bize isabet etmiş değildir. Ölüm, bitmek, sona ermek değildir. Unutulup gitmek değildir.

    Peki, Ölüm nedir?

    Ölüm, bir tebdil-i mekândır. Allah’ın çok geniş olan mülkünde dünya şehrinden kabir tarafına geçmektir. Ölüm, dünyada yaşlanmış, güçsüz kalmış, çökmüş olan vücudumuzu, taptaze, nuranî, genç ve dinç bir vücut ile değiştirmektir. Ölüm, ebedî âleme giriş kapısıdır. Ölüm, bir fail-i hakîm-i rahim, yani çok merhametli, işleri hikmetli olan biri tarafından bir terhistir. Askerlikten terhis almak gibi hayat vazifesinin bitmesi anlamına gelir. Askerliği bitenin asıl hayatı başlar. Sevdiklerine kavuşur. Ölüm, ebedi saadet tarafına sevk edilmektir. Ölüm, insanları vatan-ı aslîlerine, yani asıl vatanlarına sevk etmektir.

    İnsan, her ne kadar dünya şehrinde doğup büyümüş olsa da baba ocağı ve insanlığın ilk memleketi, Âdem babamızın ilk iskân yeri olan cennettir. Yani ölüm, insanı asıl vatanı olan cennete sevk ediyor. Berzah (kabir) âlemi ise sevdiklerimizin %99 unun toplanma yeridir. İşte ölüm, berzah âlemine bir visal (kavuşma) kapısıdır. Kabir tarafında 124 bin peygamber, 124 milyon evliya, bütün geçmişimiz, atalarımız oradalar. İşte ölüm, bütün bu sevdiklerimizi kavuşma vesilesidir.

    Ölüm neye benzer?

    Ölüm, mümin için “bir çekirdeğin toprağa atılması gibidir.” Tohum halindeki bir çekirdek, toprağa atılır ve su verilir. O çekirdeğin kabuğu çürümeye başlar. Maddi bedeni çürürken özünden filiz verir. Ve kocaman bir ağaç olur. O çekirdek gibi binlerce, yüz binlerce çekirdek verebilir. Ama o çekirdeğe acınsa. Ve çürümesin diye toprağa atılmasa. Belki çürümekten kurtulur ama asla bir ağaç olamaz. Ağaç olmak için toprağa atılmalı ve çürümelidir.

    Mümin bir insan da vefat edip topağa defin edilir. Belki maddi bedeni çürüyebilir. Ama aynı zamanda ebedi hayata filiz verir. Şehitlerin, evliyaların, peygamberlerin bedenleri çürümez. Onların bedenleri toprağa haram kılınmıştır. Tıpkı İbrahim (as)’ın bedeninin ateşe haram kılınması gibidir.

    İlkokulun bitmesi, ortaokulun başlaması anlamına gelir. Ortaokulun bitmesi lisenin, lisenin bitmesi üniversitenin başlaması demektir. Üniversitenin bitmesi ise asıl hayatın başlaması demektir. Dikkat edilirse bir şeyin sona ermesi, yok olmak anlamına gelmiyor. Aksine yeni bir başlangıçtır.

    Madem ölümün hakikati böyledir. Ölümden korkmak yerine ölüm ile başlayacak olan ebedi âlem için hazırlık görmeliyiz. Ondan sonrası için hazırlanmalıyız.  Öyle ise ölümü hatırlamak iyilik yapma isteğimizi artırmalı. Kabirde tek başımıza kaldığımızda bize kim yardım edecek ise onun rızasını kazanmaya çalışmalıyız. Dünyalık rütbelerin, dostlukların kabir kapısına kadar geçerli olduğunu bilmeliyiz.

    Bu demek değildir ki; dünya hayatını tamamen boşlayalım. Mümin için hem dünya hem de ahiret önemlidir. Mümin insan, dünyayı kazanmak için ahireti unutmaz. Ahireti kazanmak için dünyayı tamamen bırakmaz. Yeteri kadar dünyamız için, gereği kadar da ölümden sonraki ebedi hayatımız için çalışmalıyız. Hidayeti ve inayeti Allah’tan bilmeli ve beklemeliyiz.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen