• HÜZÜN YILI VE MİRAÇ TESELLİSİ

    HÜZÜN YILI VE MİRAÇ TESELLİSİ
    M. Kürşat İMANLI

    HÜZÜN YILI VE MİRAÇ TESELLİSİ

    Efendimiz (asm) hazretlerinin hayatında iki kişinin büyük desteği vardı. Birisi; ilk mümin, canıyla, malıyla her daim efendimizin yardımına koşan vefakâr eşi Hz. Hatice idi. İkincisi; Müslüman olmamasına karşın efendimizi himaye etmiş, küçüklüğünden itibaren bakımını üstlenmiş, Efendimize her zaman kol kanat germiş olan amcası Ebu Talip’ti. İslamiyet’in sekizinci senesinde her ikisi de vefat etti. Bir taraftan müşriklerin ambargoları, işkenceye varan hareket ve hakaretlerinin yanına şimdi bir de vefakâr eşinin ve hamisi olan Ebu Talip’in ölümü eklenmişti. Rahmet peygamberinin merhamet dolu yüreğini hüzün kaplamıştı. Bu sebeple sahabeler bu seneye hüzün yılı adını verdiler.

    İşte bu hüzün yılında efendimiz (asm) hazretleri Kâbe’nin yanında Hicr denilen yerde uyku ile uyanıklık arasında bulunurken Cebrail (as) yanında Burak adlı binek ile geldi. Burak, eşekten büyük, attan küçük, kanatlı bir binek idi. Cebrail (as), Efendimizin göğsünü açıp zemzem ile yıkadı. İçini iman ve hikmet ile doldurdu. Ardından Mescid-i Aksaya gittiler. Yolculuk bir anda gerçekleşti. Bu yolculuğa gece yürüyüşü anlamında İsra denildi. Efendimiz (asm) hazretleri burada toplanmış olan bütün peygamber efendilerimize imamet etti ve namaz kıldırdı. Dışarı çıktığında bir kadehte şarap, diğer kadehte süt ikram edildi. Efendimiz (asm) hazretleri süt içmeyi tercih etti. Bunun üzerine Cebrail (as) fıtratı tercih ettin dedi.

    Ardından mahiyetini bilmediğimiz, ama efendimizi göğün katlarında yükselten miraç (adeta bir çeşit asansör) kuruldu. Cebrail (as) efendimize refakat ediyordu. Efendimiz (asm) göğün katlarında sırasıyla; ilk insan ve ilk peygamber Âdem (as), dünyadan göğe kaldırılmış olan İsa (as), kıssası Kur’an’da kıssaların en güzeli olarak ifade edilen Yusuf (as), Cennete girip geri çıkmak istemeyen İdris (as), fesahatle konuşması Kur’an’a konu olan Harun (as), Firavun ve sihirbazlarıyla mücadelesi Kur’an’da defalarca zikredilen Musa (as) ve nihayet kutlu atası İbrahim (as) ile görüştü.

    İbrahim (as); ümmetine benden selam et. Bolca cennet fidanı diksinler dedi. Cennet fidanının ne olduğu sorulunca; “Subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber” demektir dedi. Bu gün namazın içinde, önünde, sonunda bu dört kelam doludur. Hatta Anadolu insanı her vesileyle bu kelimeleri kullanır. Hayret ettiğinde “Suphanallah”, şükür duygusu hissettiğinde “Elhamdülillah”, büyük bir hadiseyle karşılaştığında “Allah u Ekber” ve günün her vaktinde vesile aramaksızın “Le ilahe illallah” kelimesini sıklıkla tekrar eder.

    Efendimiz (asm), Cebrail (as) refakatiyle, kabir âlemini, mahşeri, mizanı, sıratı, cennet ve cehennemi gördü. Göğün katlarında her kattaki meleklerle görüştü ve konuştu. Adeta Rabbimiz, âlemlere rahmet olarak gönderdiği Efendimiz (asm)’ı âlemlere gösteriyor ve tanıtıyordu. Hem de âlemleri Efendimize tanıtıyordu. Zaten yeryüzünde taştan, topraktan, ağaçtan kuşlara varıncaya kadar her bir varlık çeşidi O’nun bazı mucizelerine mazhar olmakla O’nu tanıdıklarını gösteriyorlardı. Bu defa da gökler ve gök ehli O’nu tanıyorlardı.

    Efendimiz (asm) hazretleri Cebrail (as) ile birlikte Sidret’ül Münteha (yaratılış ağacının sonu) denilen yere kadar gitti. Cebrail (as); Ya Rasulallah! Buradan sonra yalnız gideceksiniz. Ben bir adım daha atarsam kül olurum dedi. Efendimiz (asm) hazretleri yalnız olarak, hem bedenen hem de ruhen Rabbimizle buluştu. Rabbimizi baş gözüyle gördü ve gözleri şaşmadı. Namazda okuduğumuz “ettehiyyatü” bu ilahi buluşmadaki sözleri ihtiva eder şöyle ki;

    Efendimiz (asm), Cenab-ı Hakkın huzuruna kavuşunca; bütün mahlukatın tahiyyelerini, övgülerini, takdislerini ve kendi dillerince yaptıkları zikirlerini Bütün mahlukat adına Allaha arz etti. Rabbimiz buna mukabil, “selam senin üzerine olsun ey peygamber!” Diye hitap etti. Doğduğunda ümmetim! Ümmetim! Diye secdede Allah’a yakaran, yaşadığı müddet ümmetim! Diyen Efendimiz (asm) burada da ümmetini düşündü ve “selam bizim üzerimize ve Salih kullarının üzerine olsun” dedi.

    Cenab-ı Hak, Efendimize 50 vakit namaz emretti. Efendimiz (asm) dönerken Musa (as) ile karşılaştı. Musa (as), ümmetin zayıftır bunu kaldıramaz dedi. Efendimiz dönüp Rabbimizden indirim talep etti. Namaz beş vakte indirilinceye kadar gelgit devam etti. Efendimiz (asm) Rabbimizin katına aczi ve fakrıyla gitmişti. Dönüşte beş vakit namaz ve yatsı namazlarından sonra okunması adet halini alan “amenerrasülü” ile geldi. Muhammed ümmeti için; unutarak veya yanılarak yapılan günahlardan dolayı bir cezalandırma olmayacağı tesellisi verilmişti.

    Miraç meselesinde odaklanılması gereken konu bu işin Allah’ın kudretiyle gerçekleştiğidir. Milyarlarca yıldızı aynı anda ve baş döndürücü bir hızla döndüren bir kudrete hiçbir fiil ağır, hiçbir iş zor değildir. Miraç hadisesini netice itibariyle bir beşer olan efendimizin bir işi, icraatı olarak düşünüldüğü zaman zihinlerde zorluklar oluşacaktır.  Fakat bir sonu veya bir sınırı bulunmayan bir kudrete malik olan Allah için zorluk diye bir kavram söz konusu olamaz. Dolayısıyla miraç akla uygundur. Bu gün insanlık uzay gemileriyle uzaya yolculuk yapmaktadır. Normal insanlara uygun vasıtalarla uzay yolculuğunu mümkün kılan ve izin veren Allah, En sevgili kuluna herhangi bir vasıtaya gerek olmadan yolculuk yaptırabilir. Onun kudretine kolaydır.

    Efendimiz (asm) miraç olayını haber verince Mekke müşrikleri bunu akıllarına sığdırmayıp inkâr ettiler. Akıllarına göre gerçekleşmesi mümkün olmayan böylesi bir iddia tam da aradıkları cinsten bir şeydi. Muhammed’e inandıktan sonra hiçbir şekilde dininden dönmeyen Müslümanları dinlerinden döndürmenin bir yolunu bulmuşlardı. Hemen en yakın arkadaşı ve sevgili dostu, Mekke’nin en muhterem insanlarından Ebu Bekir’in yanına gittiler. Arkadaşın bir gecede yedi kat gökleri geçtiğini yaratıcıyla konuştuğunu iddia ediyor dediler. Hz. Ebu Bekir, bunu o mu söylüyor? Dedi. Evet, dediler. O söylüyorsa doğrudur dedi. Bunu haber alan Efendimiz (asm) Hz. Ebu Bekir’e Sıddık unvanını verdi.

     

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen