• ŞEHR-İ ŞİYAR’A YENİDEN MERHABA

    ŞEHR-İ ŞİYAR’A YENİDEN MERHABA
    İhsan İPEK CANKURT

    ŞEHR-İ ŞİYAR’A YENİDEN MERHABA

     

    İhtişamlı kalesiyle, göğe uzanan minareleriyle, şehrin fonunu ve siluetini oluşturan mimarisiyle şehr-i şiyar Diyarbekir ve Diyarbekir’in özgür yayını Özgür Haber Gazetesi’nden yeniden merhaba…

    2013-2019 yılları arasında aktif köşe yazarı olduğum, yurtdışı iş akdim nedeniyle yaklaşık 2 yıldır yazılarıma ara verdiğim bu sütunda yine siz kıymetli okurların huzurunda olmaktan sevinçliyim.

    Geçmiş yıllarda olduğu gibi yine Şehrin kültür, sanat ve edebiyatını köşe yazılarımın merkezine alarak, şehirde düzenlenen kültürel, sanatsal, edebi ve musiki faaliyetleri konu edinmek, şehrin şairleri ve yazarlarının çalışmalarına yoğunlaşmak, şehrin kültürel eksiklerini tespit etmek ve olumlu yönde etki etmek gayesindeyim. Bu konuda siz değerli okurların da desteğine ihtiyacım olacaktır, esirgememenizi umuyorum.

    Pandemi sürecinin (17 Mart 2020) başlamasıyla, haliyle tüm sosyal aktivitelerin durması elbette sadece Diyarbakır özünde değil, tüm dünyada aynı duraksamalar zuhur etti. Uzak da olsam, sosyal medyadan şehirdeki faaliyetleri özlem içinde takip ediyordum. Zaman içinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi organizasyonuyla şehirde sıklıkla faaliyetler düzenlendi. Şiir Teknesi, Şiir Kalesi, Sokakta Müzik gibi aktiviteler dikkatimi çekti. Dijital platformlarda bazı programların halen devam ettiğinin arkındayım. Emek verenleri buradan da tebrik etmek isterim.

    Pandemi sürecinde ilan edilen kısıtlamalar, sosyal aktivitelerin yapılmasına engel oldu ise de, ciddi bir zaman kazanımı sağladı okur-yazarlar için. Çok az sayıda olsa dahi kitap çalışmaları ve yayımlayanları oldu. Bu zor süreçte Hevsel Dergisi 7. Sayısı bize de nasip oldu. Amma velakin; gözlemlediğim kadarıyla genel anlamda şehrin şair-yazarlarında ve dahi çoğu araştırmacılarında bir boş vermişlik, sürece teslim olmacılık oluştu gibi... Oysa bu süreç halen devam ediyor iken, edebi çalışmalar ve yazımlarda bu gibi zaman dilimlerinde daha verimli olmak gerekir kanısındayım.

    Sevdası şehir olanların gayesi sokağında huzur bulmaktır. Sokağında huzur bulmak için şehrin zaman heybesine vefa mücevheratını doldurmak gerekir. Bu minvalde eli kalem tutan şehrin bir yazarı olarak ve de sorumluluk hissederek, tekrar yazmaya karar verdim. Şehir yazıcıları, yaşadıkları zamanların kaydını tutmak zorundadırlar. Şehirdeki mekânlar, sokaklar, caddeler, türbeler ve dahi yaşayan veyahut hak âlemine irtihal etmiş şahsiyetler, şehrin yazarları kaleminde birer canlı organizmalar hükmünde vücut bulurlar/bulmalıdırlar.

    Şehri değerleriyle kapsamlı ele alacak olursak; Diyarbakır Batı’da yahut Avrupa’da bir şehir olsaydı, şüphesiz hakkında ne senfoniler ne müzikaller ne operalar bestelenirdi. Her köşesinde ayrı bir kültürel varlık barındıran bu şehirde ne filmler/diziler/belgeseller çekilirdi. Saint Petersburg’u dünyada tanınır bir hale getiren şehrin yazarları olmadı mı? İskandinavya ülkelerinin düşük nüfuslarına rağmen dünyadan bu kadar çok turist çekmeleri, yine yazarlarının başarısından değil midir?

    Diyarbakır sadece tarihiyle, kültür kaidesiyle ve mimarisiyle önem arz eden bir şehir değildir. Aynı zamanda bağrından doğmuş medeniyetlerle, hüküm sürmüş uygarlıklarla ve daha da mühimi gerek geçmiş zamanda gerek yakın zamanda yetiştirdiği mühim şahsiyetlerdir. Diyarbakır başlı başına bir ilham şehridir. Bu ilham da, daha çok arzu eden yazarlarına yakındır.

    Kısa bir ilham örneğiyle yazımı tamamlamak isterim.

    “Mimar Sinan, Sokullu Mehmed Paşa namına Bosna-Hersek’in doğusunda yer alan Vişegrad

    Kasabası’nda, Drina Nehri üzerinde (1577) 11 gözlü bir köprü inşa eder. Mimar Sinan için sıradan bir eser olan bu köprü, Yugoslav Yazar İvo Andriç’e ilham olur ve Andiç Drina Köprüsünü’nü aynı isimle romanına konusu eder. Andriç, Belgrad’da yazdığı (Drina Köprüsü) kitabı 1945’te yayımlar. 1961’de İvo Andriç’e layık görülen Nobel Ödülü, edebiyat dünyasında özel olarak bu kitaba verildiği kabul görülür. Drina Köprüsü Romanı, geçen yüzyılın da en büyük romanlarından biri sayılmaktadır. Drina Köprüsü’nün Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmesi ve dünyada bilinmesi, yine bu kitap sayesinde olduğu kabuldür.”

    Sevgi, saygı ve selamlarımla…

    ihsanipek2100@gmail.com

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen