• AMEDÎYA EDİPLERİ-1

    AMEDÎYA EDİPLERİ-1
    İhsan İPEK CANKURT

    AMEDÎYA EDİPLERİ-1

     

    (Şair ve Mutasavvıf-İbrahim Gülşeni)

    Îlmin elde edileceği yerler, şairlerin mutlak güzergâhları, âlimlerin gönüllere irfan tohumu serptiği, manevi hissiyatın iz bıraktığı topraklardır. Eski Bağdat, Mâveraûnnehir, Tebriz, Şam, İstanbul ve Diyarbakır'ın, bir zamanların îlahi ve beşeri ilimler merkezi olduğu gibi. İnsan ki; aradığının peşinde sürükler çocukluğunu, gençliğini velhasıl ömrünü. Aradığını elde ettiği kadarıyla namlanır, tamlanır ve sedasını dünyada bırakıp ebediyete uğurlanır. Îlim, fikir ve edebiyat ufkumuzu evvel tarihten bugüne değin diri tutan muhlis ediplerimiz gibi... O ediplerden biri de, 15. Yüzyılda Diyarbakırda doğmuş olup, 16. Yüzyılda Kahire'de vefat etmiş Diyarbakırlı mutasavvıf, şair İbrahim Gülşenî...

    "Amedîya Edipleri" yazı başlığıyla konu aldığımız edebi şahsiyet İbrahim Gülşenî, îlim arayışında  birçok merkezi coğrafyada diz yormuş, ruhunu bilgi zırhıyla giydirmiş, itikat ve edebiyat sütununu yaşadığı tarihte dikmiş, şairane bir aile ferdi, fıkıh, kelam, mantık ve tasavvuf eserler vermiş Şeyh Muhammed el-Âmidî'nin oğlu bir ediptir.

    1434 yılında Diyarbakır'da doğduğu rivayet edilen İbrahim Gülşenî hakkında çeşitli kaynaklar bulunmaktadır. Hayatına dair en kapsamlı bilgiler veren kaynak, Muhyi-î Gülşenî tarafından kaleme alınmış "Menakıbı İbrahim Gülşeni" eseridir. İbrahim Gülşeni henüz iki yaşında iken babası vefat eder. Babasının vefatından sonra, amcası Seydi Ali himayesinde büyür. Dört yaşına geldiğinde Kur'an-ı Kerim'i hatm eder, hadis ve tefsir kitaplarını mütaala etmekle meşgul olur. On beş yaşına geldiğinde ise (amcasının tüm engelleme çabalarına rağmen) tefsir, kelam, hadis, matematik, edebiyat ve mantık gibi ilimleri öğrenmek üzere Maveraünnehir’e doğru yola çıkar. Amma velakin; Tebriz’e vardığında Akkoyunlu sultanı Uzun Hasan’ın kazaskeri Molla Hasan ile karşılaşır ve Molla Hasan, İbrahim Gülşenî’yi Tebriz’de kalmaya ikna eder. Tebriz'de aldığı medrese eğitiminden sonra İbrahim Gülşenî Molla olur ve halk onu "Molla İbrahim" adıyla anmaya başlar. Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan ile İbrahim Gülşenî arasında derin bir muhabbet başlar. Uzun Hasan kendisine her an huzura girip çıkabileceği "Tarhan" ünvanını verir.

    İbrahim Gülşenî hayatının ilk kırılma noktası, Dede Ömer Gülşenî ile tanışması olur. Dede Ömer Gülşenî ile şiddetli bir cezbe yaşamasının akabinde, seyr-û sülukûnu da tamamlar. Uzun Hasan ve Sultan Yakup ile yakın münasebeti nedeniyle devlet erkanıyla da yakın ilişki olup, ciddi konularda önemli katkılarda bulunur. Sultan Yakub'un vefatının ardından (1490) Akkoyunlu Hanedanı içinde taht kavgaları baş-gösterir, gelişen hadiseler neticesinde Şah İsmail Tebriz'i (1502) ele geçirdiğinde, İbrahim Gülşenî ailesini yanına alarak Diyarbakır'a döner. Kaynaklarda belirtildiğine göre Diyarbakır'da Mevlana'nın Mesnevisi'ne nazire olarak "Ma'nevî" adlı eserini yazmaya başlar.

    Îlim aşkıyla yanıp tutuşan gönlüne bir nebze huzur ekmek gayesiyle Diyarbakır'dan Maraş'a, oradan da Kudüs'e gitmek üzere yollara düşer. 40 gün halvette kaldıktan sonra Mısır'a gitmeye karar verir. Kahire'de kaldığı günlerde Memluk Sultanı Kansu Gavrî ile görüşür. Yavuz Sultan Selim Mısır'ı fethettiğinde, İbrahim Gülşenî'ye yakın ilgi/alaka gösterir. Kanuni Sultan Süleyman zamanında İbrahim Paşa  (1570) Mısır'a atandığında, İbrahim Gülşenî hayırlı olsun ziyaretine kendi gitmeyip oğlunu gönderdiğinden dolayı  Gülşenî hakkında inceleme başlatır ve müridlerinin çokluğuyla isyan varsayımından ürkerek, kendisini İstanbul'a gönderir. Gülşenî İstanbul'da olduğu dönem içinde Kanuni Sultan Süleyman ile tanışma imkânı bulur ve sık sık Kanuni ile yanyana gelir. Bilahare, Kanuni Sultan Süleyman'ın sevgisini ve hürmetini kazanır. Bir yıl İstanbul’da kalan İbrahim Gülşenî, Mısır"a geri dönmek ister. Mısır’a döndükten beş yıl  sonra (23 Nisan 1534) vefat eder.

    Anadolu’nun etkili tasavvuf ekollerinden biri olan İbrahim Gülşenî, üç dilde şiirler yazmış önemli bir şair ve mutasavvıftır. Yaşamını Diyarbakır, Tebriz ve Mısır’da geçirmiş Gülşenî, döneminin

    önemli şair, âlim ve devlet adamları ile tanışmış; kısa zamanda tasavvuf tarihinin önemli isimlerinden biri olmuştur. Türkçe, Farsça ve Arapça olarak yazdığı manzum eserlerle de adından (başarıyla) söz ettirmiştir.

    Mevlana ve Yunus Emre etkisinin kendisinde görüldüğü belirtilen İbrahim Gülşenî'nin eserlerinin bazıları üniversite tez konusu, bazıları ise makale olarak konu alınarak istifade edilmiştir. Önemli bir tarikat büyüğü olan İbrahim Gülşenî, aynı zamanda hacimli manzum eserlere sahip bir şairdir. "Ma'nevi" ve "Kenzü'l Cevahir" adlı eserleri, yanı sıra Farsça Divanı bulunmaktadır.

    İbrahim Gülşenî hakkında istifade ettiğim kaynak eserler Diyarbakırlı Divan Sahibi Şairler (M. Uğurlu Arslan), TDV İslam Ansiklopedisi ve Diyarbakır Ansiklopedisi (İhsan Işık) daha geniş bilgiler içermektedirler. Malumunuz, bir köşe yazısına bir edebi şahsiyeti tüm yönleriyle sığdırmak mümkün değildir. Görevim, siz saygı değer edebiyat ilgilisi okurları, ediplerimize daha çok aşina kılmak ve özet bilgiler aktarmaktır. Daha kapsamlı okumak ve anlamak için, çabayı sizin ilgi ve iradenize bırakıyorum.

    Diyarbakır; peygamberler, sahabeler, edipler ve âlimler şehridir. Milat öncesinden bugüne şehir olma özelliğini yitirmemiş, bağrında yaşamış uygarlıklardan miras edinmiş, önemli bir şehirdir. Diyarbakır için mühim günlerde ve programlarda "şair ve yazarlar şehri" övüncesinde bulunurken, dilimizin ucundan kayıp düşen bir söylem olarak kalmamalıdır. Nasıl ki; geçmiş zamanın edipleriyle (şair ve yazarlarıyla) bugün övünüyorsak, günümüzde de içimizde yaşayan, nefes alan, eser üreten, yüreğini şehir sevgisiyle besleyen ediplerimize/edebiyatçılarımıza aynı değeri vermeliyiz ki, gelecekte de edebi zenginliğimiz var olmaya devam etsin. Edebiyat, dilimizin ucunda sadece süslü bir söylem olarak kalmamalı, bir yaşam biçimine dönüştürülmelidir. Ki; dünyamız manevi bir ruhiyet ile huzur bulsun. Sevgi ve selamlarımla...

    İhsan İpek CANKURT

    ihsanipek2100@gmail.com

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen