• GERÇEK DOSTLUK

    GERÇEK DOSTLUK
    Hüseyin ACAR

    GERÇEK DOSTLUK

     

    Ey Gönül! Bir sürü dostlarının yanında elbet ki düşmanların da olacak; Ama imtihan ya bu onca düşmanın var iken seni dostun vuracak. – Mevlana

     

    Allah kullarını yaratırken, özgür iradesi ile onu baş başa bırakmış, gönderdiği uyarılar, elçiler ile de onları doğru yolda tutmaya çalışmıştır. Yaratan insanı öyle bir özellikle yaratmıştır ki, ‘bir ben var bende, benden içeri’ dizelerinin anlatmaya çalıştığı, nefsi ile aklı birbirine adeta hasımdır. Nefsin istediğine genelde akıl karşı çıkmış, aklın önerisine de nefis pek yaklaşma eğilimi göstermemiştir. İşte bu Dünyada imtihanımızın özü budur, neticesi de buna bağlıdır. Nefsimiz mi ağır basacak, yoksa akıl mı? İşte tam da bu durumda dostluklar önem arz eder hayatımızda.

     

    Dostluk, içinde birden fazla sevgi değerlerini barındıran bir değerimizdir. Dostluk, paylaşmak demektir. Acılarını, üzüntülerini, mutluluğunu, sevdiklerini, düşüncelerini, paranı, eşyanı, hiç düşünmeden vermek demektir.

    Dostluk, fedakarlık demektir. Her şeyini dostun için feda edebilirsin, onu zor durumdan kurtarmak için bunu hiç düşünmeden yaparsın. Onu mutsuz görmemek için elinden gelen her şeyi yapar, en önemlisi de yanında olduğunu her zaman hissettirirsin.

    Yine dostluk, açıksözlülüktür. Yanlış olanı, onun ya da başkası için kötü sonuçlar doğuracak durumları açık açık, bir an kırılacağını üzüleceğini, itiraz edeceğini bilseniz bile, onu doğru ve emniyetli konuma getirmek için çabalamaktan, dil dökmekten geri kalmazsınız. “Dost acı söyler" demiştir atalarımız. Belki anne babamızın bizi eleştirmesi bize ağır gelebilir bazen, ama dost acı söyleyince kabul edersin hatanı. Dostluk, cesaret içerir. Dostunuza duyduğunuz sevgi, sizi ona karşı dürüst ve cesur yapar. Hata yaptıklarında bile dostlar destek olurlar birbirlerine.

    Dostluk, güvenmektir, kadirşinaslıktır (iyilikbilirlik, değerbilirlik). Gerçek dost asla bitmez, ihanet etmez, yarı yolda bırakmaz. Bu güveni çok sınırlı sayıda insan hissettirebilir bize. Hatta bazen ailenizle paylaşamadıklarınızı paylaşırsınız dostunuzla.

    Dost, arkadaş, kardeş gibidir. Eğer birbirimize saygımızı, güvenimizi yitirmiş isek, o toplumda ne huzur kalır nede mutluluk. Günümüzde ülkeler artık silahla, topla, tüfekle değil, toplumları birbirine düşürmekle yıkılıyor. Bizler önce birbirimize güvenmesini ve saygı duymasını bilmeliyiz ki, en büyük silaha sahip olalım. ÇÜNKÜ GERÇEK DOST, SİLAHLARIN VE GÜCÜN EN KUVVETLİSİDİR.

     

    Peki kalmış mıdır böyle dostluklar günümüzde, Pek sanmıyorum…

    Zor zamanında ayağına çelme takandır, hatta düşersen bir tekme de o atar. ona yaptığın tüm iyiliklere, fedakarlıklara karşı , sana beslediği kötülüğü hissettirmeden alttan alttan ilerler. fark etmezsin belki ama ihtiyacın olduğunda hiç yardım etmemiştir sana fakat sen hep yardım etmişsindir ona , algı oyunu da bu ya zaten. Bu yüzden gerçek dostluklara önem vermek zorundayız.

     

    Gerçek dostluğu anlatan bir kıssadan hisseyle sizleri baş başa bırakıyorum…

                                                               ***

    Oğul babasına "benim de senin gibi dostlarım var der. Baba itiraz eder, dostun hakikisi belki bir belki iki olabilir daha fazlasını bulamazsın der. Aralarında bir tartışma başlar, sonra baba oğlunun gerçek dostunu anlaması için bir sınav yapar. Bir akşam bir koyun keserler sonra kesilen koyunu bir torbaya koyarlar. Baba oğluna "haydi al çuvalı ve dostuna götür" der.

    Oğul çuvalı sırtına alır ve yollara düşer. Sanki birini öldürmüşler de çuvala koymuşlar gibi kanlar akar sırtından. En iyi bildiği dostunun evine varır. Kapıyı çalar. Az sonra dostu kapıda belirir, yüzüne bakar sonra sırtındaki kan damlayan çuvalı görür ve hiçbir şey sormadan kapıyı yüzüne çarpar. Bütün dostlarını tek tek dolaşır ama hepsinde sonuç aynıdır. Adam eve döner ve babasına haklıymışsın, dost yokmuş dünyada der. Adam hayır oğlum benim bir dostum var, hadi çuvalı al bir de ona git der. Genç adam çuvalı sırtlar ve alnından terler akarak yola düşer. Babasının dostuna ulaşır burada kabul görür ve sevinir. Adam oğlu içeri alır ve birlikte çuvaldaki koyunu gömerler üzerine de toprak serpiştirirler. Belli olmasın diye de üzerine sarımsak dikerler. Oğul babasına gelir ve "baba işte dost buymuş" der.

    Baba hayır der, daha erken o belli olmaz daha, sen ona git ve bir kavga çıkar işte o zaman dostun hakikisi anlaşılır der. Genç adam babanın dediğini aynen yapar ve babasının dostuna istemeden tokat vurur. Tokadı yiyen dostun yüzü hemen değişir ve "git de babana söyle, biz satmayız sarımsak tarlasını böyle iki tokada, sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile seni sevmeli... Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile sana sarılmalı, dayanılmaz biri olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı dost dediğin..." der...

    Gerçek dostlar bulmanız dileğiyle..

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen