• TÜM MAKAMLAR GEÇİCİDİR

    TÜM MAKAMLAR GEÇİCİDİR
    Hasan YOSUNKAYA

    TÜM MAKAMLAR GEÇİCİDİR

     

        İnsanoğlunu helak eden üç unsur vardır.

    1-Masa (Makam)

    2-Kasa (Servet)

    3-Nisa -Adam (Erkek için Kadın, Kadın için de Erkek)

      MAKAM 

      Her çeşit makamın kendine has gücü ve cazibesi vardır. En küçük bir kurumun müdürü,en küçük bir köyün muhtarı,en küçük bir kapının nöbetçisinden ,en büyük bir devletin tepe yöneticisine yani cumhurbaşkanına kadar,her yetkili veya yöneticinin sorumlulukları,yetkileri ve imkanları vardır.

          Yönetici kendisine verilen görevi layıkı ile yaparsa toplum huzura kavuşur. Yönetici değişik bahanelerle görevini aksatıp layıkıyla yerine getirmezse toplum huzursuz olur, zarar eder. Toplumun huzuru yöneticinin başarısı ile orantılı olarak ya yükselir, ya alçalır.

          Bir kapıya bir nöbetçi koyup, o nöbetçiye şu saatler arasında kimseyi içeri bırakma diye görev verildiği zaman. Eğer o nöbetçi görevi süresince belirtilen saatlerde hiç kimseyi bırakmasa görevini yapmış olur. Başarılıdır toplum yararına hizmet etmiştir.

    Şayet o nöbetçi makam ve mevki sahiplerini, para pul sahiplerini serbest bırakır, garip ve kimsesizleri bırakmazsa, nöbetçi görevini yapmamış hatta görevini kötüye kullanmıştır. Bu ve bunun gibi nöbetçilerin görev yaptığı kurum çöker, o kurumda hizmet alan kimseler zarar ederler, zamanla huzursuzluk ve disiplinsizlik baş gösterir.

      Bir köyün muhtarı köy halkına: Seçildiği takdirde köye hizmet yapacağı sözünü verip seçildikten sonra, her ay sadece maaşını almak için devlet kapısını çalar, sair zamanlarda köye hizmetle ilgili kılını kıpırdatmıyorsa, zamanla o köyün elektrikleri kesilir, suyu kesilir ve yolları bozulur. Köy halkının uyarılarını kulak arkası edip ilgilenmese o köy halkı huzursuz olur.

      Bir ilçe kaymakamı, ilçesinin tüm sokaklarını, mahalle ve köylerini ziyaret edip, oraların ihtiyacını tespit etmezse, halktan gelen taleplere kulağını kapatırsa, o ilçe ve köyler yeterince hizmet almaz halk mağdur olur.

       Bir kurumun müdürü, bir ilin valisi, bir ülkenin bakan, bir ülkenin başbakan ve nihayet bir ülkenin cumhurbaşkanı, halkın sofrasına oturmazsa, halkın ne yediğini ne içtiğini, yerinde görmezse, halkın derdini danışman ve yardımcılardan değil, direk halktan öğrenmezse başarılı olamaz.

       Eğer bir ülkenin cumhurbaşkanı sırada bir vatandaşın kapısını çalıp, yer sofrasına oturup onunla birlikte yer sofrasında iftar yapıyorsa, o ülkenin halkı mutlu olur.

         Bazı kurumlarda çalışan bir memur mütevazı, iş arkadaşları ile güzel güzel geçinirken, aynı kuruma müdür olunca, arkadaşları ile arasına mevzuatı sokarak 180 derece zıt uygulamalara başlayan bu müdüre karşı güven sarsılınca, kurumdaki memurlar işlerini isteksiz yapmasına sebep olur, kurumda hizmetin kalitesi düşer.

         Makamı ganimet ve fırsat bilen yeteneksiz kimseler müdür veya amir olunca birlikte çalıştığı arkadaşlarına tepeden bakmaya başlayınca kurumdaki hizmetin hem kalitesi, hem hızı düşer. İşin ehli olmayan kimseleri amir veya müdür yaptığımız zaman ülke ve halkın yararına değil zararına uygulamalar başlar.

      Amir veya müdür olan marifeti kendisinde olduğu vehmine kapılanlar asla başarılı olamazlar. Güçlerini tüm vatandaşların ortak kuvvetinden aldıklarını anlamayanlar başarılı olamazlar.

      Şöyle bir hikaye vardır: Bir köye bir tek jandarma gider, bütün köy halkını toplar önüne katarak şehire götürür. Hiç kimse itiraz etmez, ben gelmem demiyor.

    Çünkü o köy halkı çok iyi biliyor ki bu jandarma kendi adına gelmemiş, devlet adına gelmiş. Bu jandarmaya gücümüz yeter ama, biz bu gün gitmezsek yarın büyük bir kuvvet gelir hepimizi zorla götürür. Derler ve tıpış tıpış giderler.

       Bir amir millet adına o görevi yaptığı için emrindeki memurlar ondan değil milletin ortak gücünden korktukları için ona itaat ederler. Bunu fehm etmeyen bazı aklı yetmeyen yöneticiler.

    Gücün kendinde olduğunu düşünerek emrindekilere eziyet etmesi kamu yararına değil,kamu zararına olduğu bilinmelidir.

       Onun için kültürümüzde şu 2 ilke kayıt altına alınmıştır.

    1-İşi ehline veriniz.

    2-Görev istenmez verilir.

    Bu gün bu iki ilke uygulanmadığı için, ehil olmayan bazı kimseler amir olunca milletin hizmeti aksıyor ve huzuru kaçıyor.

       Görevin geçici olduğunu düşünmeyen yöneticiler hep sıkıntıya sebebiyet veriyorlar.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen