Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Cuma Hutbesi: Dua; Rabbimize sığınmanın sözlü ifadesi

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu haftaki Cuma hutbesinin konusu “Dua; Rabbimize sığınmanın sözlü ifadesi” olarak belirlendi.

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından

Cuma Hutbesi: Dua; Rabbimize sığınmanın sözlü ifadesi! Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu haftaki Cuma hutbesinin konusu “Dua; Rabbimize sığınmanın sözlü ifadesi” olarak belirlendi.

 

“Kullarım, beni sana sorduklarında, bilsinler ki, ben onlara çok yakınım. Dua edenin duasına karşılık veririm. Öyleyse kullarım davetime uysunlar ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulsunlar.” ayetiyle başlayan cuma hutbesinin tam metni:

 

“Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor, ‘Kullarım, beni sana sorduklarında, bilsinler ki, ben onlara çok yakınım. Dua edenin duasına karşılık veririm. Öyleyse kullarım davetime uysunlar ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulsunlar.’ Okuduğum hadis-i şerifte ise, Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor, ‘Kabul edileceğine gönülden inanarak Allah’a dua edin…’

 

Aziz Müminler!

 

Yüce Rabbimizin darlıkta ve bollukta, neşede ve üzüntüde, her şart ve durumda bize lütfettiği bir iltica kapısı vardır. Bu kapının adı, dua kapısıdır. Dua, Allah’a imanımızın ve kulluğumuzun sözlü bir tezahürüdür. Rabbimizin yüceliğinin ve daima O’nun yardımına muhtaç olduğumuzun itirafıdır.

Dua, ibadetlerimizle birlikte Allah’ın rahmet ve bereketini, af ve mağfiretini talep ettiğimiz yakarışımızdır. Görev ve sorumluluklarımızı yerine getirdikten sonra kararlılığımız ve gayretimizin bir ifadesidir. Dua, bizi diri tutan manevi bir güçtür. Kötülüklere karşı koruyan bir kalkandır.

 

Kıymetli Müslümanlar!

 

Yüce Rabbimiz, duanın en nâdîde örneklerini Kur’an-ı Kerim’de Peygamberlerin dilinden bize öğretmiştir. Hazreti Âdem’in dilinde dua, nedamettir. O ve eşi Hazreti Havvâ, yaptıkları bir hatadan sonra hemen pişmanlık duyarak şu sözlerle Allah’a sığınmışlardır, ‘Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik.

Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan oluruz.’ Hazreti İbrahim’in dilinde dua, sadakattir. O, nice ağır imtihanlardan geçmesine rağmen Allah’a teslimiyetini hiçbir zaman yitirmemiş ve şöyle niyazda bulunmuştur, ‘Rabbimiz! Bizi sana teslim olanlardan eyle, soyumuzdan da sana teslim olacak bir ümmet çıkar.’

Hazreti Eyyüb’un dilinde dua, sabır ve metanettir. O, yakalandığı amansız hastalık karşısında şu dua ile Rabbinden şifa talep etmiştir, ‘Rabbim! Ben bir derde tutuldum. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin.’

 

Değerli Müminler!

 

Hazreti Yusuf’un dilinde dua, iyi bir insan olma ve hayırlı bir akıbete ulaşma dileğidir. O, iffetinden ödün vermediği için uğradığı çirkin iftira karşısında nice sıkıntılara maruz kalmış ve Rabbine şöyle yakarmıştır, ‘Allah’ım! Dünyada da ahirette de beni himaye eden, koruyup gözeten Sensin.

Canımı Müslüman olarak al ve beni salih kimselerin arasına kat!’ Hazreti Musa’nın dilinde dua, Allah’tan yardım ve kolaylık istemektir. O, inkârcı zalimlerin türlü zorbalıklarına asla boyun eğmemiş, ümidini yitirmemiş ve şöyle diyerek Allah’a dua etmiştir, ‘Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. İşlerimi kolaylaştır.’

Hazreti İsa’nın dilinde dua, helal ve temiz rızık talep etmektir. O, kendisine iman edenlerin isteklerini şu duayla Allah’a arz etmiştir, ‘Rabbimiz! Bizi katından rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.’

 

Aziz Müslümanlar!

 

Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in pek çok hadisinde bizim için nice güzel dua örnekleri vardır. Biz onun dualarından; yaratılışımızın gayesini, varlığımızın amacını öğreniriz. Dünyada mutluluğa ahirette ebedi kurtuluşa nasıl ulaşabileceğimizin yollarını görürüz. Onun dualarında imanın, ibadetin ve güzel ahlakın bir mümin için neler ifade ettiğini, hâsılı iyi bir insan, samimi bir Müslüman olma gayretini görürüz.

 

Kıymetli Müminler!

 

Duanın bereketinden, verdiği huzur ve sükûnetten kendimizi mahrum bırakmayalım. Ailemiz, milletimiz ve tüm insanlığın selameti için Rabbimize gönülden dua edelim. Gazze’de ve dünyanın farklı yerlerinde zulme maruz kalan kardeşlerimizin kurtuluşu için Cenâb-ı Hakk’a niyazda bulunalım. Hutbemi her gün yatsı namazından sonra okuduğumuz Bakara sûresinin son ayetinde yer alan şu dua ile bitiriyorum, ‘Rabbimiz! Bizi bağışla! Bize merhamet et! Rahmetinle muamele eyle! Sen bizim sahibimiz ve yardımcımızsın; kâfirlere karşı bize yardım et!'”