• TOPYEKÛN SAVAŞ VAKTİ

    TOPYEKÛN SAVAŞ VAKTİ
    Süleyman AYDIN

    TOPYEKÛN SAVAŞ VAKTİ

     

       Daha yeni yeni padişahlarımızı tanıyordum. Yani, çocukluğun mantığa evrileceği demler. Cennetti Mekân Fatih Sultan Mehmet Han ile ilgili duyduğum bir hadise hiç aklımdan çıkmadı. Kim anlattı, nasıl anlattı, usumda değil ama anlatıp başlığın manası ve vurgusuna döneceğim.

     

       Cennetti Mekân Fatih Sultan Mehmet Han gemileri karadan yürütmeden önce, tebdili kıyafet olarak çarşıya çıkmış. Taktikleri aklında mıydı, savaşa girmeye kesin karar vermiş miydi bilinmez ancak, kafası bir hayli karışık başlar gezinmeye. Sabah vakti plansız bir dükkana girer ve esnafın güler yüzle buyur etmesine dayanarak bir okka tuz alır. Sohbeti uzatma bahanesi ile bir o kadar da şeker almak istediğini belirtir. Şeker lafını duyan dükkan sahibi mahçup bir eda ile iki büklüm vaziyette ahaliden bir müşteri olarak bildiği hünkârımıza şöyle der: “Beni bağışlayın, siftah ettim, karşımdaki dükkân da yeni açtı, siz şekeri de ondan alırsanız hem siftah eder, hem de sabahın bereketi ile ticaretinden hayır görür ve sabilerinin nafakası için, kimseye muhtaç olmaz.” Durumun şaşkınlığını daha üstünden atamayan padişahımız, soluğu işaret edilen dükkânda alır. Bir okka şekerden sonra bir miktar bulgur isteyince diğer komşusunu işmar eden esnafı görünce hemen saraya döner ve “Tez harp hazırlığı yapılsın” der.

       Gemileri karadan yürüttüğü savaşın galibiyeti tarihimizdeki en güzel yerini koruyor. Övünç kaynağımız olan hadisenin alâkası ne deyivereceksiniz biliyorum lâkin, anlatınca ilgi göstereceksiniz. Bir kaç yıl önce yaklaşık iki yıl Ankara'da ikamet etmiştim. O dönem bir çok hadiseye vakıf olmuş ve siz değerli okuyucularımın bildiği “Ankarezedeler” başlıklı 7 gün süren bir yazı dizisi kaleme almıştım. Ankara'da hemen hemen her köşe başına tünemişlerin cirit attığı ve kurumlardaki pasiflikten yaralanarak Anadolu insanını çarptığını yazmıştım, hatırlarsanız. Bayağı ses getiren konuyu kitap haline getirmeyi de belleğinme kaydetmiştim.

       Kurumlarda bu gün git yarın gel, olmaz ve somurtkan suratlarların gırla olduğu dönemin inkârı olamaz. Bu nevi anlayışın olduğu ülkemizde 17-25 Aralık, gezi eylemleri ve benzeri bir çok hadise yaşandı.  Darbe girişimi, spekülasyonlar derken,  kurumlardan hoşnut olmayan milletimiz faturayı hükumete kesmeyi de yansıtabiliyordu. 15 Temmuz kalleş kalkışmada milli ruh halinin elzem olduğunu görenler kendini feda etmekten çekinmedi. Dış mihraklar yerinde durur mu? Dolar artışı, teröristlere, sınırlarımızda silah yardımı, elebaşları himaye edip,  ülkemizi bölmek için başka zamana hazırlama hesapları yaparken gözden kaçırdıkları bir şey oldu.5 sene önceye kadar cukkasını dolduran kansızlar,  halkı ihmal eden kurumlar, işi yokuşa sürerek fırıldaklara yol açma durumu bitmiş. Genç, dinamik, namuslu ve maaşını helal hale getirebilmek için, güler yüzlü, samimi ve ailedenmişcesine , sebatla vatandaşın işini yapan memurların olduğunu söylemeliyim .Şimdi...Gemileri yeniden karadan yürüterek dolar krizini, terörist faaliyetleri ve bilumum kalleşliği bertaraf edebiliriz.

     

       Kurumların yeni işleyişini, sadakatini, vatandaşa kendini çok özel hissettirecek alâkayı gösteren kurumların en başında da Ticaret Bakanlığı, Kooperatifler Bölümü gelir; emin olun. Reis'in, Fatih Sultan Mehmet Han tavrıyla kurcalarken tanık olacağı vaziyet bu savaşı kazanacağından emin hali ayan olacaktır. Anılan Bakanlık ve bölümde Erdinç Bey başta olmak üzere, güzel yürekleri de unutulmayacak şekilde belleğimize kazınmıştır. Kurum deyip geçmemek lazımdır. Devletin birliğini pekiştirmeye yol açan şefkat yüzüdür. Bundan hareketle artık topyekün savaşa girebiliriz ve vaktidir; cesareti var bizde.

     

       Görüşmek üzere...

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen