• SEÇİM SONRASI

    SEÇİM SONRASI
    Süleyman AYDIN

    SEÇİM SONRASI

     

       Ak Partililer açısından seçim sonrası konuşulan bir yaklaşımdan biri de şudur: “Hayırlısı ile kazasız belasız geçti ya!..” Başka da diyebilecekleri bir şey yoktur, olamaz da. Diyarbakır sathında başarıdan söz edemeyeceklerine göre, ancak yuvarlama cümleler geçiştirme olabilecek ve konuyu kapatma konusunda imdada yetişecektir.

       Ülkemiz geneli, bazı doğu bölgelerinde belediyelerin Ak Parti adaylarınca alınması ve % 53 sonuç da Sayın Cumhurbaşkanımızın yüzünü güldürmedi/ güldürmesi de düşünülemez. İstanbul, Ankara gibi stratejik illerin ana muhalefet partisine geçmesi, İstanbul'da organize oyları iç etmenin daha tartışmaları bir kenarda dursun, Diyarbakır'da Kayyum eliyle yapılan hizmet ve yatırımlara rağmen, bir önceki yerel seçimde alınan oyların ve yüzdeden daha az oy alması bayağı örseledi.

       Umarım Sayın Cumhurbaşkanımız olayları enine araştırıp, düşen oyların ve organize oy hırsızlığını tespit eder ve çaresini bulur ki, bir daha ki seçimde aynı sonuç ve hüsran yaşanmaz. O kenarda dursun. Oy kaydırmaları, kısıtlıların oy kullanması gibi, İstanbul'da daha bu seçim tespit edilen usulsüzlükler aslında yıllardan beri burada HDP’lilerce yapılmakta ve bunu milletvekili, il başkanı ve ilçe başkanlarından tutun, görevli memur ve bizzat partili müşahitlerce bilinmektedir. Hır gür çıkmasın, diye göz yumuldu ve seçimde zillet ittifakına istetme olan HDP, burada uyguladığı kanun dışılığı üstlendi ve başarıyla yerine getirdi. Bu tezgâhtan CHP yönetiminin haberinin olmadığını düşünmek saflıktır.

        Rehabilitasyon merkezlerinde tedavi gören ve hiçbir sosyal güvencesi olmadığı halde devletin şefkatiyle, kendisi için ödeme yapan ve özellikle bu konuda vatandaşlarının sağlığı için, gerekli tüm iyilikleri ihtiva eden yasaları çıkaran hükümetin aleyhinde oy kullananları da gözden kaçırmamak gerekir. Yıllardan beri burada yapılanlar, daha yeni ve sistemli bir şekilde İstanbul'da yapıldı ve herkes şaşkınlık içerisindedir.

       İlimizde yapılanlara seyirci kalmaktan başka bir önlem alınması veya cezalandırılması hususunu asla akıllarına getirmeyen bölgemiz siyasetçilerinin nelere sebep olacaklarını biz yazdık ama Sayın Cumhurbaşkanımızın etrafındaki etten duvarın ötesine duyuramadık. Kendi başarısızlıklarına mal olacak düşüncesi ve her demi bahar gösteren vekillerimiz umursamadı. Seçimden sonra hala sorun olarak adayları göstermeye hazırlanan vekiller umarım yutturamazlar ve duyurmadıklarının cezasını çekerler.

        Bizim sınırlarımız içerisinde konuşulacak ve duyurulacaklar bunlardır. Batı illerimize gelince... Sırf Ak Parti'yi iktidardan düşürmek için, her türlü yasa dışı faaliyet ve eylemlerde bulunanları meclis üyeliği, belediyede yetkili olarak görenlere de doğruları duyurmak gerekirse şunları söyleyebiliriz. Buradaki belediyelerden ruhsat almak için gittiklerinde, resmi makbuzlar dışında ödedikleri para, bu vesile ile mal varlıkları belli olanlara ertesi gün giden zarfta dağ için ödemek zorunda oldukları meblağı gösteren pusula ve makbuzlara itiraz olamıyordu.

        Site ve bina kapıcıları marifetiyle maddiyatlarının belirlenmesi ile yine gelen ödeme emrine karşı çıkacakların günlerce yurt içindeki kamplarda cezalandırmaları da ileteceklerim arasındadır. Ödemeyeni rahat bırakma gibi, bir şansın olmadığı dönemle birlikte, sokak aralarına koydukları masalarda gündüz ortası, bir mahkeme edasıyla vaziyetleri ve sonucunu varın siz düşünün hali, batı illerine de uzak değil.

        Seçimden önce, KPSS puanları ve mülakata tabii tutularak alınacakları deklare edilen memurları umutlandırdıktan sonra, gittikten sonrasını boş bırakma da bölgede yapılan bariz yanlışlardan biridir. Üstelik öyle bir yanlış ki, ceremesini bu hükümet yıllarca çekecek. İşe alacaklarını vaat ederek, seçimden sonra neye dayanarak alacaklarını söyleyenler yüzünden Ak Parti bir daha ne vaatte bulunursa bulunsun, kimseyi inandıramayacaktır.

        Anılan sınavdan önce, belediyeye alınan tüm personelin listesini başkana gönderen vekiller, sıradan, gariban, mağdur ve gerçekten evine ekmek götüremeyenlerden bir tanesine, numune olarak bile fırsat vermedi. Gerek seçimden önce ve gerek daha bir iki gün önce, listeleri duvara asılan İşkur'a da ısrarla ve detaylı araştırmama rağmen, bir garibanın olduğunu görmedim. Liste yine üzülerek belirtmeliyim ki, aynı kişilerden gitmiş.

       Kurum müdürleri, çalışan listelerini belirleyen siyasilerimiz, iş oy artırmaya gelince, hiçbir başarı gösterememekte ve pişkince cevaplar vermektedirler. Seçimin hemen sonrası yerel bir gazeteye demeç veren il başkanı şöyle diyordu: “Kayyumlarla bütünleşemedik” Personel listesini kayyumlara gönderince söz geçiriyor ama, seçim çalışmalarında oy kazanmak söz konusu olunca mı, kayyumla bütünleşilmiyor. Kargalar güler.

        Görüşmek üzere...

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen