• REZİLLİĞİN DİK ALASI

    REZİLLİĞİN DİK ALASI
    Süleyman AYDIN

    REZİLLİĞİN DİK ALASI

     

       Ak Parti'nin iktidara gelmeden önceki halini hatırlayalım:

    İşsizlik had safhada,

    Ticaret olmuyor,

    Turizm çökmüş,

    Fabrika yok,

    Duble yolu bırakın, çukurlarla dolu yollar var,

    Hastanede rehin kalma var,

    İlaç alamıyorduk,

    Çocuğunuzu okula götürüp kaydemeyince duygusal bir refleks olarak şöyle bir soru yöneltiyordunuz: Okumasın da terörist mi olsun?

    Bizden kesilen vergilerle maaş alarak bize eğitim hizmeti vermekle yükümlü yetkili 2002 yılından önce şöyle cevap veriyordu: ''Bana ne!''

     

       Neyse o günler geride kaldı. Hastaneye gidip 5 yıldız konforunda tedavi olmaya başladık. Hatta özel hastane seçeneği de tercihimize kalmış. Özel muayene, bıçak parası almadan ameliyata veya tedaviye başlamayan doktor yüzünden kıvrıla kıvrıla hayatını kaybedenler de oldu. Okula kayıt için hemen burnunuzun dibindeki okula kaydı yaptırmayan müdür yerine, sokak sokak dolaşarak öğrenci toplayan öğretmenden sonra şimdi de adres bilgileri ile, sistem üzerinden kayıt yapma ve taşımalı eğitimi ücretsiz sunma şansına sahip olduk.

     

        İş olanaklarının yanında, dükkanı çöken ama, sigortası dahi olmayan iş yerlerinin zararını karşılayan bir hükumet  anlayışı vardır. Rüzgarda devrilen ağacın parasını dahi ödeyen bir iktidardan bahsederken eksik ne acaba; diye de sorgulama yapıyorum. İşsizlik maaşından yola çıkın, yatalak annesine bakmak gibi uhrevi görevini yerine getirene de ödenen maaş da önümüzde.

     

       Karayolu ile gidince böbreklerinizden düşen taş var mıydı, yok muydu, bilemem ama, midenizin ağzınıza geldiğini hatırlatmama gerek yok  sanırım. Patlayan amortisörler, hurdaya dönen araçlar ve bozuk yol, olmayan işaret ışıkları yüzünden kaza yapan aracın haddi hesabı yoktu. Üstünde durulan tek bir uygulama vardı: Bayram nöbetlerini para ile satın alan Trafik Polislerinin şehir içi, şehir dışı fark etmez; aldıkları çorba parası vardı. Acil işiniz mi var(?) Bekleyin ki, uçak bileti fahiş fiyatı önemli değil; alabilesiniz.

     

       Ülkemize gelen turist saysı yok denecek kadar az olmasından dolayı, oteller açılmıyor haliyle dışa yönelik bir çalışma olmadığı için, yatırımcı da gelmiyordu. Cebimizden çıkan ve faizinin faizini ödemek zorunda kaldığımız tefecilere ve bankalara ödenen nafakadan dolayı, çocuklarımıza bez alma imkanımız kalmıyordu. Bir de İMF zulmü ve leş kargalığı var ki... Ülkemizi ve  ile bizi mahvediyordu.

     

        Rahat yaşam konusunda açılan fabrikaları kapatacağını söyleyen bir Temel Karamollaoğlu, yol, köprüleri yıkacağını söyleyen bir başka aday Meral Akşener ve İnce ince tacize yeltenen Muharrem İnce'nin başımıza geldiğini düşünün. Namusumuzu mu koruyalım, işsizliğe mi yanalım, yada canımız çıka çıka yola gidelim; aklım durdu. Bir de hep bir ağızdan dile getirdikleri şu söylem insan olmadıklarını gösteriyor: Suriyeli kardeşlerimizi lime lime doğranmaya terk etmek, Filistin'i  yok olmaya mahkum etmek ve tekmil müslümanların kıyımına sessiz kalmak, karışmamak seçim vaatleridir. Artık ne diyelim(?)

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen