• EĞİTİM

    EĞİTİM
    Süleyman AYDIN

    EĞİTİM

     

        Ayağının tozu ile İl Milli Eğitim Müdürlüğünün başına geçen Doç. Dr. Feysel Taşçıer'le birlikte camia ile ilgili bir hayli konuşuldu. Falanca alındı, falanca geldi neviden konuşmalar arasında eğitim ne düzeyde idi, nasıl olacak, başarı sıralamasında iyi yere gelecek miyiz, diye kelam kulağıma gelmedi. Diyarbakır'ın makûs talihiyle eşdeğer, falanca alındı, filanca alınsın türünden çalışmaların arasına başarılı olamıyoruz, sorusunu sıkıştıran yok.

    Doç. Dr. Feysel Taşçıer'in gelişi ile başlayan görevden almalar da tam tabiatımıza cuk diye oturdu. Konuştukça konuştular. Sırtındaki siyasetçiyi aramaktan bezdirdiler ancak, Müdür Bey düz yol ilerledi ve taviz vermedi. Pür dikkat kesilmiş duruma yorum getirmeye çalışıyordum. Acaba, diye düşünmeden edemiyordum. Eskileri siyasilerimiz aldırmış ise ve gelenlerde aynı telkinle ve referans ile gelmişse, aynı tas ile aynı hamamda terlemeye devam edeceksek vay çocuklarımızın haline!

        Tam da bu tatil tatil kıpırdamalar belirirken, Genel Yayın Yönetmenimiz Engin Öztürk, gazetemiz yazarlarından ve Diyarbakır aşığı Yazar Mevlüt Mergen ve yine yazarlarımızdan Eğitimci Yazar İbrahim Evirgen hayırlı olsun demek üzere il milli eğitim müdürünü ziyarete gittiler. Gitmek için ben de çabaladım ama oğlumun sağlık probleminden dolayı hastanede idim. Aklım ve bedenim hastanede ama düşüncelerimin bir bölümünü de yeni gelen Müdür Bey ve neler olacaklar işgal ediyordu.

       İçten bir samimiyet ve umutla ziyareti sonlandıran genel yayın yönetmenimizle konu ile alakalı bayağı bir muhabbet ettik. Bekleyip göreceğiz diye yine aklımın bir köşesinde kurulan ilişki ile karışık araştırmalarım devam ediyordu tabii ki. Şehrimizin en önemli sorunlarından ve aslında hava, su kadar bize lazım olan eğitim meselesi şimdiye kadar kangren halde devam ediyordu. Parlatmaya, cilalamaya gerek yok. Şimdiye dek gururla en iyi üniversiteleri kazanan öğrencilerimiz veya topyekûn başarı gösteren okullarımız olmadı. Hükümetimizin, Cumhuriyet tarihinden bu yana yapılanların belki 50 misli eğitim yatırımlarına rağmen, layıkıyla göğsümüzü kabartamadık, maalesef.

        Falancanın amcasının oğlu, falan şeyi söyledi ve camiamızda hasbelkader görülmüşlerin elimde şu var, cümleleri ile berrak olacak suyu daha tesisatta iken bulandırmaya çalışanların da belirdiği bir zamanda da sağ olsun iadei ziyarete gelen Doç. Dr. Feysel Taşçıer ile hasbıhalimiz oluştu, içimdeki sorulara ve beklentilere cevap buldum. Muhabbet esnasında çalışma şekli konusu açılınca kıpırdamaya başlayan eğitim sorununun gelecek vaat ettiğine kanaat getirdim. Bir de hiç öyle çatık kaşlı, resmiyetin dışına çıkan biri değildi, onu da söyleyeyim. Tam bizim gibi, bizden biri.

       Bakanlıkta başarılara imza atmış, iyi makamda iken, kendi şehrine hizmet etmeye gelmiş, bir de en dip seviyelere gerilemiş, sorun ve üretilecek dedikodu ve çekiştirmelerin olma ihtimalinin çok yüksek olduğu yere gelmeyi kabul etmiş birinin bir kere en başta fedakârlığı başarı sayılır. Ve yine her olumsuzluğa ve olabileceklere rağmen eğitim sistemine vuracağı neşter için destek olmalıyız. Aynı bizden biri, dedim ya. Kültürümüzü bilen, geleneklerimize saygılı olan ve şimdiye dek çok iyi yerlere gelmemiş çocuklarımız için üzülen biri olması da ayrı bir takdirdir.

       Evet! Bizi biliyor, kaşları çatık değil, bizim tabirimizle; büyükle büyük, küçükle küçük olacak kadar alçak gönüllüdür. 

       Görüşmek üzere...

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen