• ÇEKİCİ KARGALAR

    ÇEKİCİ KARGALAR
    Süleyman AYDIN

     

        Terördü, uyuşturucu, Fetö'dü  derken suhulet oluştu. Bronşit, koah ve solunum rahatsızlıkları olanların korkulu rüyası gaz bombası atılma ihtimali kalmadı. Eylemler ve boykot yüzünden dükkanını kapatmak mecburiyetinde olanlar rahat nefes aldılar ve geçimlerini sağladıkları ekmek teknelerinin kapanmasına olanak kalmadı. Her şey güllük gülistanlık demesek de ramak kala, anladım ki hakikaten bu bölgenin huzuruna kasıt var.

     

        Çarşı şen şakrak, işyerleri açık, yatırımcılar gelip gidiyor. Bittabi istihdama katkı sunan fabrikalar, iş alanları açılacak. Çıtayı yükseltecek ve işsizliği en aza indirgeyecek hamleler beklerken, yekten kapkaç olayları arttı. Tuhaf değil mi sizce de?.. Adım atsanız tepenizde mobese kameraları var. Emniyet, asayiş gece gündüz demeden tetikte. O halde nasıl olur, sorusu herkesin kafasını karıştırıyor.

     

       Kapkaç olaylarının arttığını da sosyal medya hesabından takip edebiliyoruz. Bir kaçını araştırdım acaba duymuş mu, görmüş mü, diye. Ama direkt yaşayan paylaşıp anlatınca, daha cebelleşirken, yeni birine tanık oldum. Gazeteci olarak bu konuda üstümüze düşeni yerine getirememizin iki nedeni vardır, diye aklımdan geçiyor.

    1. neden: Hırsızlığa uğrayan uzun yıllar sürecek mahkeme süreci ile uğraşmak istemiyor ve aynı zamanda hırsızın arkadaşlarının mahkemede caydırma ve tehditlerine maruz kalması da var, işin ucunda.

    2. neden: Sadece emniyetin  basın bürosunun gelenleri yayınlıyoruz. Yani, bu kadar kapkaç oldu, olaylarda artış oldu haberleri yerine yakalanınca başarı addedileceği için sonucunu gönderiyorlar. Habercilerin kurumlardan gelen haberleri harfine dokunmadan yayınlamaları yerine, haber takibi yapınca daha sağlıklı bilgilendirme olacağını boğazımı yırta yırta söylüyorum ama, nafile. Dolayısı ile artı eksiler belirince kurumda görevini yaparken daha dikkatli ve hassas olacaktır.

     

       İlk mevzu kapkaççılığın artmasıdır. İkincisi ise ışıklarda gördüğümüz, sanat sokağı ve benzeri yerlerde elinde çalabileceği, def, ritm eşliğinde türkü söyleyenler ve gelişi güzel dilenen çocuklardır. Suriye'den gelmişler veya bu işi meslek edinmiş ailelerin de trajik ve gelecekte suç oranların artmasına katkıda bulunacakları da işin içinde ancak, çetelerin zorla çalıştırdıklardan haber vereyim. Yaşı otuzu geçmiş, yanında bir kaç serseri ile birlikte kafa üstü yere hafiften de olsa vurduğu çocuğa müdahale eden esnafların etrafını saran ve uzaklaştıranları bilmenizde yarar vardır. Vakayı Yenişehir ilçesinin en işlek semti Ofis Sanat Sokağı civarında gördükten sonra, etraflıca bir araştırma gereği duydum. Çingene dediğimiz güruhun zaten büyükleri tarafından çalıştırılan çocuklarının hali gelenekselleşmiş. Şehir dışından gelenlerin, dış mahallelerin müsait yerinde kurdukları çadırlarının yanında duran araçlarının etrafında, gençlerin çoğunluğu oturup gündüz ortası muhabbet eder. Kadınların, çocukların ve yaşlıların dilenmeye gittiği esnada kendilerine çay yapmaya acizlerin, akşam gelen parsayı iç edip eğlenmeye veya esrar kullanmaya meyilli oldukları herkesçe bilinir lakin, müdahale olmaz.

     

       Aynı huy Suriye'de daha iç karışıklığın kokusu varken, hemen ülkemizin yolunu tutan ama, mülteci kampında durmayarak varoşlarda ev tutan ve dilenme konusunu kendilerine meslek edenlerde de mevcuttur. Sabileri, zevceleri, sakatları akşama dek dilenmeye gider ve akşam el ayak çekilince, çok sevdikleri motosikletleri ile zevki sefaları başlar. En iğrenç çöplüklerde kağıt toplayan, boyacılık yapan onuru ile çalışanları kast etmiyorum ancak, sistem olarak bizim çingenelerle aynı hareket edenlerin de halleri böyle.

     

    Kapkaçın artması, çingene olanların, Suriye'den gelenlerin de aynı metodu uyguladığı da aşikardır. Maddi durumu iyi olmayan ve çocuklarının yetişmesine dikkat edeceği yerde, vakitlerinin büyük kısmını kahvehanelerde geçirenlerin boşta kalan çocuklarının, eline bir enstrüman verilerek çalıştırıldıkları da, gelecek kuşaklara tehlike arz ettiği de bilinsin artık.

     

       Suç teşkil edecek bu hadiselerin dışında bir de ihmal edilen, yada göz yumulan ve temelde menfaat için yapılan kurnazlığa da bakışınızı çevirmek isterim. Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na Cumali Atilla Bey'in atanmasından sonra dükkana girip iki dakikalığına arabanızın başından ayrılmanızla çekici tarafından çekilen aracınızın meselesi alabildiğine azalmıştı. İnsanları bunaltan uygulama geride kalınca rahat eden sürücüler tam mutlu olacakken, yeniden huzursuz olmaya başladılar.

     

       Trafik Şube Müdürlüğü'nün bilmem hangi yasaya binaen yetkilendirdiği özel şirketlere ait çekicilerin para kazanma formülünü bilirsiniz. Trafiğin aksamasına sebep olan aracı, bulunduğu yerden alıp Yeddi Emin parkına götürüp bırakırlar. Yani çok basit yazdığım mesele insanları neden bunaltsın, diye soracaksınız biliyorum, cevaplayayım: Bazen uzun süreli olsa da bir, iki dakikalığına bıraktığınız arabanıza dönünce, yerinde yellerin estiğini görünce çıldırırsınız. Çünkü, aracın ön camına telefon numaranızı da yazmışsınız ve ayrıca, plakadan , iletişim bilgilerinize ulaşıp,aracınızı bulunduğu yerden kaldırın, demeleri gerekir.

     

       Hususen İnönü Caddesi ve Büyükşehir Belediyesi çekicilerinin olmadığı yerlerde, Trafik Polisleri ve bir, iki dakikada orada biten çekiciler tarafından aracınızın çekilmesi bir çok kuşkuyu beraberinde getiriyor. Şikayet edildi ve anonstan sonra memur geldi, yoğunluğu ve aksaklığa sebep olan trafik keşmekeşliği görüldü diyelim. Daha hoparlörden anons edilip araç sahibine duyurulmadan kaşla göz arasında aracı çekiciye yüklerler. Bu işlem en fazla beş dakika sürer. Oldukça eğitimli olan bu elemanlar biraz ağır bir benzetme olacak lakin, elleri kapkaççılardan daha hafiftir, emin olun.

     

        Dedim ya, özellikle İnönü Caddesi ve çarşı dediğimiz muhitte bu tavırdan dolayı esnaftan alışveriş yapmamaya kadar varmış iş. Hendekti, eylemdi; Suriçi esnafına bir darbe de buradan gelirken, bir kaç kez, Trafik Polisi ve çekici şirketin elemanlarının beraber yemek yemeleri de farklı manaların tezahürünü yansıtıyor.

     

       Görüşmek üzere...

      

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen