• ANKARA AYNI ANKARA

    ANKARA AYNI ANKARA
    Süleyman AYDIN

    ANKARA AYNI ANKARA

     

        Radyodan, Ankara’nın taşına bak, türküsünü Ruhi Su'dan dinlediğim ortaokul öğrencilik dönemimde başkenti henüz görmemiştim. Taşı nasıldı, rengi neydi sorusu da belirse de dimağımda, Gazi Kemal' in imdada gelmesi beklediğim imdat kolu değildi. Kadrolar nasıl alınır, hazine arazileri nasıl çözülür ve peşkeş çekilir mevzuu o dönem aklıma gelen şeyler değildi.  Ve en önemlisi aracı kurum olarak lanse edilen ve danışmanlık bürosu adı altında minareye kılıf uyduran fırıldaklar, her köşe başında fır dönüyorlar mıydı acaba(?) Bilmiyorum.

     

       Ankara'ya gidip gelmelerim başlayınca yaşım kemaldeydi. Aşina olduğum Diyarbakır'daki müdürlerin de, ilkokul mezunu kişilerin, milletvekili çaycılarına ulaşmışlıklarından mütevellit kapılarını çaldıklarını gördüğüm anlarda gazetede köşe yazıyordum. Genel Yayın Yönetmenimiz Sevgili Engin Öztürk'ün cesur ve tarafsızlığında yayınlanan "Ankarazedeler" bayağı ses getirdi. Birçok sitede de yayınlanan yazım, abartısız söylemeliyim ki, yüzlerce kişinin çarpılmasının önüne geçti. Fırıldak tezgahtarlardan birinin beni araması ve " kimin işini kotarmaya çalışsam senin yazını gösteriyorlar" demesi de teyittir.

     

       Ve yaklaşık beş yıl sonra yine Ankara'da oluşum ve gözlemlerim oldu.  Yeni kurulan sistem çok daha iyi olacak eminim. Ötesinde, okul müdürlerinin, eğitim almayan çaycılarla iş bitirmeye çalışan ve görüştükleri bir başka üçkâğıtçının; Başkanımızın koruma müdürü olarak yutturamadıklarını ve daha bir üst makama geçebilme hayaline kapılmadıklarını gördüm. Tek tük de olsa, genellikle doğudan gelen eğitimsizleri çarpma operasyonu vardır. Umarım onlarda biter.

     

       Daha önce fırsat verilen mağduriyetler, devlet eliyle bitti. Asayiş operasyonuna gerek kalmadı. Verilen işlerin bitmediğini görenlerin gözü açıldı. İşinizi hemen bitireceğim, başkanın koruma müdürü ve danışmanlık şirketim var, diyenlerin tam bir deste kağıtçı olduklarını bilmeyen çok az kaldı. Hazine arazilerinin satışı da olmayınca, geriye malzeme kalmadı. Ankara aynı Ankara evet, gelişse de, devasa binalar yapılsa da coğrafi ve stratejik olarak aynı. Aynılık buradan geliyor lâkin işi düşüp Ankara'da bir bakanlığa giden bir daha üç kâğıda gelmiyor. Evet, Diyarbakır veya doğudaki kurumlarda tıkanan kurumların destek olmayışından kaynaklı başkente gidilmek zorunda kalınıyor.  Mesela , kooperatif kurmak gibi bir hadisede il müdürlüğü, çözme işlemlerinde,  anlayışla yol göstermediği gibi, Ankara'da çözüm için de iki kelam sarf etmiyor. Aylarca uğraşıp, canı çıkan vatandaşın şikayet babında bakanlığı araması işin rengini değiştiriyor.

     

       T.C Ticaret Bakanlığı personelinin uzmanlığı ve girişte görev alan hanımefendinin çıkışta “İnşaAllah işiniz hal olmuştur" samimiyeti de yeni Ankarazedelerin olmasını önleyecek ve ayrıca insani güzelliklerdir. Ülkemizde yaşanacak mutlu günlerin geleceğini gösteriyor. Ümitvarız, hem de en üst seviyede. Geriye kalan ise Diyarbakır ve doğudaki kurumlarda yetkililerin alçak gönüllüğü, basireti, uzmanlığı ve ülkemiz insanlarına canı gönülden yardımcı olma içtenliğidir.

     

       Görüşmek üzere...

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen