• Çocuklar, gençler haydi! Kur’an bahçesine…

    Çocuklar, gençler haydi! Kur’an bahçesine…
    Recep İDİKUT

    Çocuklar, gençler haydi! Kur’an bahçesine…

     

    Bunun için müsait olan her zemin ve zaman değerlendirilmelidir. Cami, mescit,

     

    Kur’an kursu, ev, iş yeri, tarla, bahçe fark etmez. Bir Kur’an dersine on beş dakika yarım saat yeterde artar bile.

     

    Mümkün olduğu kadar erkekler erkeklere, bayanlar da bayanlara ders vermelidir. Kur’an bilmiyorsak hemen komşu arkadaş ve akrabalarımıza haber verip kuran öğrenmeye davet etmeliyiz. Hemen öğreten bir yer tespit edip öğrenmeye başlayalım.

     

    Özellikle okulların tatil olduğu dönemlerde dört altı yaş ile üniversiteye varıncaya kadar bütün vatandaşlarımızın hayat kitapları olan Kur’anı öğrenmeleri için daha çok gayret edelim.

     

    Malumdur ki çocuklarımız okul döneminde temel dini bilgi ve kur an eğitiminden bazen gerekli istifadeyi yapamıyor. Tatil dönemini bu konuda yeterince değerlendirmemiz lazım. Unutmayalım ki çocuklarımız yarınlarımızdır. Yarınlarımızın aydınlık, huzurlu ve güvenli, ahretimizin de kurtuluş ve saadet olmasını istiyorsak kendimizi ve çocuklarımızı hem maddi hem manevi donanımla donatmak zorundayız. Okul, telefon, sosyal medya, internet, televizyon vs. kitle iletişim organları, çevre ve etkileyici faktörlerin ne denli olumsuz etkilediğini hepimiz biliriz.

     

    Ticaretimizde iflas etsek, servetimiz deprem, sel vb bir felaketle yok olsa telafisi var. Arabamız devrilip hurdaya çıksa bir yenisini alabiliriz ama çocuğumuz kötü yola bulaşsa, alkol, uyuşturucu veya dinsizliğe mübtela olsa geri dönüşü yok.

     

    Çocuklarımızın eğitimini gündemimizde tutalım, birbirimizi teşvik edelim, birbirimizden bu konuda hesap soralım,

     

    BAZI AYET VE HADİSLER Allah (c.c) şöyle buyurur:

     

    • “Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür” (isra 17/9)

     

    • “Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.” (Yunus 10/57)

     

    • “Şüphesiz, Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler.” (Fatır 35/29)

     

    • “Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik.” (Nisa 4/174)

     

    Resulullah (s.a.v) şöyle buyurur: • “Sizin en hayırlınız kuranı öğrenen ve öğretendir” (Riyazus salihin H no= 995)

     

    • “Kuran okuyun çünkü o kıyamet günü kendisine sahip çıkanlara şefaatçı olacaktır.” (Riyazus salihin H no= 993)

     

    • “Kıyamet günü Kur’an ve onunla amel eden ehli getirilir. Bakara ve ali İmran sureleri öne çıkarak onun savunmasını yaparlar.” (Riyazus salihin H no= 994)

     

    • “Kur’an ya lehinde ya da aleyhinde şahittir.”

     

    • “şüphesiz Allah (c.c) bu kitapla nice toplulukları yüceltir nicelerini de alçaltır.”

     

    ( Riyazus salihin H no= 998)

     

    • Okumada mahir olup ta kuran okuyan Allah (c.c) ın seçkin melekleriyle beraberdir. Acemi olup ta kekeleyerek okuyana ise iki misli sevap vardır.” (Tirmizî, Fezâilü’l–Kur’ân 16)

     

    • “kuran dan bir harf okuyana on sevap vardır. Dikkat edin elif lam mim bir harftir demiyorum elif bir harf lam bir harf mim bir harf tir.”(Riyazus salihin H no= 1001)

     

    Cenneti kazanmak cehennemden de kurtulmak demek, cehennemlik olmak ise cenneti de kaybetmek demektir.

     

    Düşünün ki mahşer yerindesiniz servet, makam, şan şöhret, amca, dayı hiçbir şeyin fayda vermediği heyecan ve korkudan insanların anne-baba, ehlu iyalden kaçtığı, diz, gövde, gırtlak veya alt dudağına kadar ter deryası içinde kaldığı günde

     

    Kur’an sizi şöyle savunuyor; “Allah (c.c) ım akranlarının para pul, şan şöhret, müzik, vs. ma-la ya’nilerle / boş işlerle ömür tükettiği zaman, şu kulun beni öğrenme, okuma, anlama, yaşama, öğretme, anlatma ve yaşatmak için gereğini yaptı, bu kulunu affet Allah (c.c) ım.

     

    Bunun için yegâne fırsatımız şu anki ömrümüzdür. Bu fırsat kaçarsa bir daha gelmeyecektir. O halde bu fırsatı nefsimiz, evlatlarımız ve mahiyete kilerimiz için yeterince değerlendirelim

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen