• YENİ JENERASYON VE ETİK EROZYONU!..

    YENİ JENERASYON VE ETİK EROZYONU!..
    Mevlüt MERGEN

    ETİK

     

    Önce ahlak denirdi, şimdi etik deniyor,

    Eskimiş jenerasyon şimdi yenileniyor.

    Yeni “tazedir” gerçi, tadını yitirmezse,

    İyiyi beğenmeyip kötüyü getirmezse!..

     

     

    YENİ JENERASYON VE ETİK EROZYONU!..

     

     

    Bazı olayların anlatıldığı haberleri izleyince: “İnsanla neden böyle günden güne kötüleşiyor, milyonlarca öğrenci, yüz binlerce okullarda okutuluyor, her şehirde bir tane, bazılarında bir çok üniversite ve binlerce akademisyen iyiyi, doğruyu, güzeli öğretmek ve öğrenmek için zaman harcıyor, alın teri döküyor, devlet bu işler için bütçesinin en büyük payını “eğitime” ayırıyor, iyi de ediyor.

     

    Ancak hayata yansıyan bazı görüntülere baktığımız zaman “yazık” diyoruz, dün bunca okul, bunca üniversite, bunca akademisyen, öğretmen yokken, bugün gördüklerimizi göremiyoruz, adam “söz” demişse, sözünü hayatı pahasına da olsa tutardı, şimdi “çek” veriyor çektiriyor, senet veriyor çektiriyor, söz zaten para etmiyor.

     

    “Dolandırıcılık” meslek haline geldi, bu meslekte uzmanlaşan insanların marifetleri mağdurlar arasında anlatılıp duruyor, “kanmayınız” diye yetkili kuruluşlar “mesajlar” atıyor, sözü şu soruya getirmek istiyorum, ahlak, pardon etik anlayışımız erozyona mı uğruyor, ki dolandırıcılar her ortamda cirit atıyor insanlar mağdur ediliyor.

     

    Yeni bir suç icat oldu, “sibernetiğin” gelişmesiyle, “siber suç” deniyor, kişinin haberi olmadan veya dolaylı bir şekilde hesabı boşaltılabiliyor, acaba diyorum, farkında olmadan insanlara “çalışmadan kazanmanın yolları mı öğretiliyor?” sanmıyorum,gerek okullarımızda, gerek üniversitelerimizde insanlara iyi, güzel ve doğru öğretiliyor da bazıları bu iyinin, güzelin, doğrunun “zıt” olanlarını mı araştırıp buluyorlar.

     

    Erozyon sözü şu çağrışımı yaptı, toprak kaymasın, yani erozyona uğramasın diye tedbir alınır ve tedbirlerin başında gelir “ağaç dikimi” biz ağaçların bilinen yararının dışındaki bu yararını sanki pek önemsemeyiz, oysa çok önemlidir, şimdi bir benzetme yapmak istiyoruz, vatan toprağı erozyona uğramasın için öyle ağaçlar dikmeliyiz ki kaymasın, bu ağaçlar nesiller boyu boy versin, yeşil kalsın, insanı ve toprağı korusun için Mevlana gibi, Yunus Emre gibi, Hacı Bayram-ı Veli gibi, yakın zamana geldiğimizde Mehmet Akif gibi, Necip Fazıl gibi isimler olsun, kısaca bir olsun ama “pir” olsun.

     

    Hoca merhum bir bakkala gitmiş de sormuş:

     

    -Un var mı, bakkal “var” demiş, sonra “yağ var mı” ona da “var” cevabını almış ve sonunda “şeker var mı” diye sormuş ve yine “var” cevabını alınca:

     

    -Behey adam niye helva yapıp yemiyorsun?

     

    Sanırım ne demek istediğimiz anlaşılmıştır, varlık içinde yokluk çektiğimizin farkına varamıyoruz, zira “var” bildiklerimiz “ene” ya da “ego” başka bir deyimle “ben” çukurundan başlarını kaldırıp hayatı, insanları ve onlara rağmen yaşanan erozyonun altındaki mağdurları göremiyorlar.

     

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen