• YAŞLANMAMAK NE MÜMKÜN?..

    YAŞLANMAMAK NE MÜMKÜN?..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Elde değil yaşlanmak, saç sakalı ağartmak,

    Gözlerin az görmesi, duymak için bağırtmak.

    Bastonla zor yürünür, dişler ise protez,

    Ukbaya yolcudur o, bunlar gençken bilinmez!..

    MM

     

    YAŞLANMAMAK NE MÜMKÜN?..

     

    Coronavirüsle daha çok hatırlanır oldu yaşlılar, meğerse bizim “musibet” diye nitelediğimiz bu virüs yaşlılara “meraklı” imiş, o böyle meraklı olunca yaşlı olmayanları da ayrı bir merak sardı ve yaşlılardan ırak durmanın yol ve çareleri arandı, bu ıraklığı bir kısım yaşlılarımız zaten tatmış ve yaşamışlardır, “huzurevleri” evlatları tarafından yalnızlığa itilmiş yaşlılarla dolu değil midir?

    “Yaşlılarımızı korumalıyız” deniyor, bu virüsten korunmak için alınan tedbirler herkes için olsa da özellikle yaşlılar için daha başka, mesela 65 yaş üstü olanların sokağa çıkmaları kesinlikle yasak, yasağı dinlemeyip evden dışarı çıkmaları durumunda görevlilere direnmeleri halinde para cezası bile uygulanacak, bazılarına uygulandığını bile haberlerde gördük.

    Bazı ülkelerde bazıları “yaşlılar öldürülsün” istiyor, tıpkı sivrisineğin üretim merkezi olan bataklığın kurutulmasını istemek gibidir bu istek, oysa sivrisinek bataklıkta ürese de onun eseri olmayan bataklığın oluşmasına çevreye önem vermeyen insanlar sebep olmuşlardır, tıpkı daha çok korunması istenen yaşlıların coronavirüs sebebiyle yaşlanmadığı gibi.yaşlılık ilahi takdir gereği bazı insanlara nasip olur, bazılarına nasip olmaz,

    Dünyanın her yerinde nasıl ki coronavirüs kol geziyor cehalette aynen onun gibi dünyanın her yerinde kol geziyor, “huzurevleri” her yaşlı olanın ahir ömründe yaşamaya çalışacağı yer olmaz, ama her yaşlanan huzur ister, dinlenmek ister, çevresinden ilgi ve sevgi ister, bunu bulmak için de ayakları tutuyorsa, engelli değilse aradığını en yakın bir parkta, camide bulacağına inanır ve öyle de yapar, nitekim ekranlara yansıyınca gördük ki parklara inadına gitmek isteyen yaşlıların kullandıkları “banklar” yerinden sökülerek kaldırılmış, umarız bu musibet virüs dünyamızı terk eder de o banklar yine yerine konur, tabii o zamana kadar yaşlıların bir kısmı terk-i hayat etmezlerse…

    Geçtiğimiz pazartesi gece saat 24.00’tten itibaren 65 yaş üstü olanlarla kronik hastalığı olanlara sokağa çıkma yasağı getirildi, sözün burasında biraz kendi durumumdan ve duygularımdan söz etmek isterim; kimlik kartım her ne kadar 76 olarak yaşımı gösterse de iki yaş daha fazlası ile 78 yaşındayım, bu yüzden sık sık “seksene merdiven dayadı” diyorum ömrüm için, yüzde seksen dört engelli raporunu aldıktan sonra belirli günlerin dışında sokağa çıkmadım, bu durumu da kanıksamadım, çünkü sağlığım bunu gerektiriyordu, bu yasak beni pek fazla etkilemedi, çünkü alışkınım, ancak Cuma namazlarına gitmemem istendi üzüldüm, üzüldüm, üzüldüm, bu üzüntümü nasıl telafi edeceğimi de bilemiyorum

    Dünyaya kadem basan her insan yaşlılığa ve ölüme namzettir, nitekim sevgili peygamberimizin (s.a.v) mübarek sözlerinden birinde: “her derdin devası vardır, sam hariç” der, kendisine “sam nedir ya Resulullah?” diye soran sahabelere: “yaşlılıktır ölümdür” der, insanlar isteseler de istemeseler de yaşlanmaktan kaçınamazlar, yeter ki ömürleri el versin, yaşasınlar o günleri görecekleri zamana kadar.

    “Alemlere rahmet olarak gönderilen” şanı yüce peygamberimiz (s.a.v.) 63 yaşında yaşlılığı gördüler, ve o yaşta dünyamızdan ayrıldılar, bizlere örnek olsun için bazen oturarak namaz kıldılar,acizane 63 yaşından sonra yaşadığım zamanı “uzatmalar” olarak kabul eder, geçmişte yitirdiğim bir çok güzelliği bu uzatmalarda bulmak isterim, zaten müminlerin yaşlanmasındaki “mesaj” geçmişi telafi etmek, tövbe ederek yüreğine “af” umut ve beklentisi yüklemek, yoksa yaşlanan ne eski ağız tadını bulabilir ne de gençliğinde hoyratca harcadığı enerjisini..

    Allah her kulunun nedamet göz yaşına önem verir, ancak beli bükülmüş saçı sakalı ağarmış, elleri ve ayakları tutmaz olmuş, gözü sabah akşam gelmesini beklediği ölüm anına çevrilmiş yaşlıların yani pir-i fanilerin göz yaşlarını bir tutmaz diğer insanların göz yaşlarıyla, umulur ki yüce Rabbimiz bu insanları af eder, onlara ne kabir azabını tattırır, ne de cehennem ateşini, çünkü onlar ölmeden çok varlıklı olsalar da yaşlılığın azabını çekmişler çekmektedirler, Cuma namazlarına gidememeyi bir misal olarak zikredebiliriz, yeter ki yaşlılar Allah’a şirk koşmasınlar, başkasını ona ortak tutmasınlar..

    Her insan “ihtiyar” olabilir ancak her ihtiyar “bahtiyar” olamaz, bahtiyar olmanın yolu İslam’a ve O’na delicesine bağlanmaktan geçer, Erzurum’lu “İsmail Hakkı hazretleri: ”Hak şerleri hayreyler/ zan etme ki gayreyler/Arif anı seyreyler/Mevlam görelim neyler/neylerse güzel eyler” der, umarız coronavirüs bu manada hayırlara, yani insanların uyanmasına, yanlış yolda gidenlerin yollarını doğrultulmasına vesile olur, nitekim atalarımız :”her şeyde bir hayır vardır” derler, biz bu sözün geçekleşmesini seksene merdiven dayamış yaşlılığımız gereği göremesek de yaşayanlar görürler.

    Bizim de yaşlılara bir tavsiyemiz olacak, deriz ki: “EVDE KAL, DUADA KAL!..”

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen