• UZUN SOLUKLU TATİL BİTTİ GİBİ!.. – 2 –

    UZUN SOLUKLU TATİL BİTTİ GİBİ!.. – 2 –
    Mevlüt MERGEN

    SEYAHAT

    Varsa cebinde para dizlerinde güç takat,

    Senin için gerektir uzaklara seyahat.

    Gezmek görmek demektir, görmek ise bilgidir,

    Seyyahların kazancı, tarih, kültür, görgüdür.

    MM

     

    UZUN SOLUKLU TATİL BİTTİ GİBİ!.. – 2 –

     

    Geride bıraktığımız yılların içinde fazla seyahat yapmak gibi bir lüksümüz yok, bazen bir, bazen birden fazla sayılı günlerle yaptığımız gezilerimizin aksine bu kez iki ay gibi bir zamanımız geçti Ankara, Aydın ve Antalya illerinde, dünkü söyleşimizde daha ziyade “tadımlık” kabilinden “Aydın” anılarımızı anlatmaya çalıştık, haliyle bitiremedik ve bugün de Aydın demek istiyoruz.

    “Zeytinkent” diye nitelediğimiz Ege’nin bu şirin şehrinde göze çarpan bir başka özellik daha var ve bu özelliği sebebiyle ayrıca “talebe kent” de diyebiliriz, Aydın’da her iki dükkandan birinde talebeye yönelik gıda sunuluyor, börekçiler, pideciler, hayli fazla, bir de talebenin kiralayıp kalabileceği evler göze çarpıyor, 1+1 daireli binaları görmek mümkün.

    Aydın belediyesi yeni yapılan binalara otopark mecburiyeti getirmiş, binaların giriş katları bu iş için kullanılıyor, görünce hayretimi mucip oldu, her binanın altında birden fazla dükkan olabilecek yerler oto park olarak dizayn edilmiş, ancak başarı sağlanamıyor gibi çünkü oto park olan yerlerde araç yok, yine kaldırımlar bu iş için tercih ediliyor.

    Bizim Aydın’da olduğumuzu duyan bazı dostlar ziyaretimize geldiler, müzisyen Mukadder Baç, Hüseyin Ülker’le birlikte yaptılar ziyaretlerini, arabamız olmadığı için dışarıya çıkamama durumumuz bu arkadaşlarla fazla buluşmamıza sanki mani oldu, “İshak Erdoğan” bu dostumuzla uzun yıllar hem komşuluk yapmış hem de üniversitede iken mesai arkadaşlığımız vardı, bizi arayıp buldu ve arabasıyla gelerek Aydın’ı gezdirdi.

    Bir Cuma namazında İshak Edoğan’la birlikte gittik Aydın “Yavuz Sultan Selim” camiine, yeni yapılmış bazı geleneklerde bu camide hayata geçiriliyor, gittiğimiz gün “Aşure” günlerine denk gelen bir gündü, her Cuma cemaate ve herkese değişik ikramlarda bulunulan bu camide “Aşure” ikramı yapılıyordu, civardaki evlerden ve esnaftan aşure almak için gelenler vardı, Cuma gününün manevi zenginliğine böylece birde ikram zenginliği katılıyordu, örnek bir camiydi.

    “Hileli gıda” tabiî ki yalnız Aydın için söz konusu değil, maalesef giderek yaygınlaşan bir durum, her ne kadar “alo gıda” telefonu devrede olsa da “yapan” yapacağını yapıyor ve denetimler yeterli olmuyor.

    Birkaç kez televizyon kanallarında sergilendi “at eti” keserek satanların haberi, yüce kitabımızda “necis” olarak belirtilen “hınzır” maalesef çiftliklerde yetiştiriliyor, bu çiftliklerin açılmasına “ruhsat” vermemek “kaçak” kesim yapanlara ağır cezalar vermek en geçerli yol olsa gerek, zira “Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz” hele “domuz” çiftliği hiç kurulmaz.

    Denilse ki “sıkı denetim ve kontrol mekanizması işliyor” derim ki “şüphe” insanı içinden kemiren bir kurttur, bu kurt bizimde içimizde olduğundan bir keresinde lokantaya gittiğimizde garsonun “ne yersiniz” sorusuna bizim “ne var” sorumuzla karşılık verdik ve sıralanan yemeklerin, kebapların arasında “kiremitte mantar” tercih etmekte bize yardımcı oldu ve kiremitte mantarı da sevdik..

    “Zeytinkent Aydın” tekrar gitmeye karar verdiğimiz bir şehir oldu, ama akıllandık giderken ne yiyeceğimizi, ne yemeyeceğimizi de öğrendik istiyoruz ki hayatımız “mantar” olmasın ve “günah” dosyamız kabarmasın.

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen