• UMUT TACİRLERİ NEDEN İFLAS ETMEZ?

    UMUT TACİRLERİ NEDEN İFLAS ETMEZ?
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Himalayadan yüksek müminin umut dağı,

    Gözyaşıyla beslenir mümbittir kalp toprağı.

    İltifatı ukbaya, kulluğun gereğidir,

    Yapılan ibadetler cennetin direğidir!..

    MM

     

    UMUT TACİRLERİ NEDEN İFLAS ETMEZ?

     

    Dünkü söyleşimizde sözlerimizi “ortaya” söylemiştik, bugün yine ortaya söylüyoruz, çünkü hiçbir siyasi parti ile ne gönül, ne de organik bir bağlantımız yok, gönlümüzde yaşadığımız ülke, onun insanı, dolayısıyla Diyarbekir ve yine onun insanı vardır, sözlerimiz böyle değerlendirilsin istiyoruz.

    Umut tacirleri kimdir, kimlerdir diye bir listemiz yok, kendilerinden yıllar yılıdır ırak durmaya çalıştığımız “siyasilerdir” umut tacirleri, bunlar kendileri ihtiyaç duydukları zaman ortaya çıkarlar, ancak kendilerine hiç bir zaman ihtiyaç duyulmaz, ortaya çıkarken insanlara umut vermek için “iddialıdırlar” dayanakları ise ya siyasi kariyerleridir, çünkü bütün siyasetçilerin bir geçmişi vardır, kendilerince ya başarı doludur o geçmiş ya da istikbal onları bekliyordur.

    Bilmiyorum 1946’dan bugüne siyaset dünyasındaki isimlerin toplandığı bir merkez, bir kitap var mıdır, ya da yıldızlarının parlayıp sönme süresi ne kadardır? Bir başka şekilde soralım soruyu, bunlar bu memlekete ne gibi unutulmaz hizmetlerde bulunmuşlardır?

    İnkar edilmez bir gerçek var, 1946’dan bu güne güçlenen siyaset değil, demokrasi anlayışımızdır, bu başarı hiçbir zaman siyasilere mal edilemez, böyle düşünülürse millet gerçeği inkar edilmiş olur, demokrasiyi güçlendiren millettir, millet en zor şartlarda bile sandığa gitmiş, sözünü söylemiştir, ancak siyasiler milletin söylediği sözü, daha doğrusu verdiği mesajı hep kendilerince yorumlamışlardır.

    Eğer 14 Mayıs 1950 seçimlerinde milletin verdiği mesaj doğru okunsaydı tablo bugünkünden çok daha başka olacaktı, sözü biraz açalım; o güne kadar bu ülkede ezan aslı şekliyle değil “Türkçe” okunuyordu, işte o gün Diyarbekir’de bir Müslüman sandık açıldığında hemen Behram paşa Caminin eyvanına çıkmış ve “Allahüekber, Allahüekber” diye ezan okumuştu, oysa ezanın Türkçe okunmasını isteyen “resmi” bildiri veya her neyse yürürlükten kaldırılmamış öylece “rölantiye” alınmıştı.

    Oysa o gün hemen bir “referandum” yapılmış olsaydı ki seçim sonuçları zaten milletin isteğini dile getirmişti, zaman zaman yapılan “rejim” tartışmalarına gerek kalmayacak ve “cumhurun Cumhuriyete olan bağlılığı ışığında yol haritası” çizilmiş olacaktı, yetmiş yılı aşkın geçen siyasi zamanın analizi bize göre kısaca böyledir.

    Bizim yakınmamız siyaset kurumundan ziyade “siyasileredir” çünkü siyasiler sanki doğalarında varmış gibi hep “bencil” davranarak kişisel geleceklerini ön planda tutmuşlardır, bu durum dün böyle idi, bugünde böyledir, inşallah yarın böyle olmaz diye de temenni de bulunuyoruz, çünkü memleketin, milletin geleceği herkesten, her şeyden önde gelir, gelmelidir. Sözlerimizi toparlayacak olursak, “umut taciri” diye nitelediğimiz siyasilerin iflas etmediklerini, her dönemde ayrı söylemleriyle, ayrı isimlerle siyasi manada ticaretlerini devam ettirdiklerini görüyoruz, kişisel ticaretleri, zenginlikleri bizi ilgilendirmiyor, çünkü onu eğer meşru yollardan elde etmişlerse yarın “hesabını” vereceklerdir, yok gayri meşru yollardan elde etmişlerse “azabını” çekeceklerdir çünkü mülkün sahibi insanlar,, siyasiler değil mülkün sahibi Hazret-i Allah’tır, o kendi mülkü içindeki atılan her adımı, söylenen her sözü, yapılan her zulmü, görür ve bilir, haliyle rızasını gözetenleri de bilir ve onlarında mükafatını verir, en azından biz böyle düşünüyoruz.

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen