• ÜÇ KISA ANEKDOT!..

    ÜÇ KISA ANEKDOT!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    İlkbahar olsa bile üç aylar içindeyiz,

    Yaklaşan Ramazanın gönül sevincindeyiz.

    Biz Hak’kı hak biliriz, çünkü Hak’a inandık,

    Bu dünya zahmetine inanarak dayandık.

    MM

     

    ÜÇ KISA ANEKDOT!..

     

    H A K

    İçeriğini insanların yazdığı bazı yasalara “ceza yasası” deniyor, “adaleti gözetmek” adına çıkarılan bu yasalar acaba ne kadar adalet içerir, bu sorunun cevabını “dört duvar” arasında yaşayanlardan sormak gerek, oysa “ilahi” adalette “haksızlık” yoktur, artı “zulüm” de yoktur, çünkü kişi kendisi günahı işler, kendisi itiraf eder, eğer yalana kaçmak isterse gün gelir vücudundaki organları ona şahitlik eder ki “sen benimle bu günahı işledin” diyerek, ceza “hak” edene verilir, öyleyse kişi neden elinde fırsat varken cenneti “hak” etme yoluna gitmez de cehennemi “hak” eder?”

    Evet ölüm hak, sorgu sual hak, sırat hak, cennet hak, cehennem hak, ama bir “hak” daha vardır ki adına “dönüş” ya da “tövbe” denir, bütün “hakları” “hak” bilip “Cenab-ı Hak”tan af dilemekte “hak”

    Tabii istenirse!..

    K O K U

    Allah Resulü’nün (s.a.v.) mübarek “teni” “misk-ü amber” kokardı, “gül” mübarek zatı hatırlatması sebebiyle gül’dür, çirkin kokuyu sevmezdi alemlere rahmet olarak gönderilen o şanı yüce peygamber; “soğan, sarımsak yiyenler mescitlerimize gelmesin, gelirse de en arka safta dursun” şeklindeki mübarek sözleriyle hem uyarıda bulunur, hem de ümmetinin “temiz” olmasını isterdi, sözün burasında soğan, sarımsak ve benzeri nebati kokular gibi tiksindirici olan “sigara” kokusunu da hatırlatalım mescitlere namaz için gireceklere…

    Kullarının üzerinde sayısız nimetleri olan Allah, insan vücuduna yararlı olan bu bitkilere “çirkin koku” verirken, düşünüyorum da ya bizlerin işlediğimiz günahlara da o çirkin kokudan, belki ondan çok daha çirkin olan “günah kokusunu verirken o kokuyu soğan, sarmışsak, tütün kokusu gibi hissedilir yapsaydı, halimiz nice olurdu?

    İşlenen her günahın ardından hemen “tövbe” edilmesinin istenmesi o çirkin koku yüzündendir!..

    Öyle ise “istiğfar” çeşmesine varmalı, “tövbe” tasıyla yıkanmalıyız!..

    İşlediğin günahlar ruhunda koku yapar,

    Temizlenmezsen eğer, kokuyu mezar kapar!..

    V İ R D

    Vücudumuz hareketsizleştikçe doktorlar bize bazı hareketlerde bulunmamızı önerirler, adına ister “kültürfizik” deyin ister “idman” sağlığımız için “gerekli” olduğundan doktorlar böylesi bir tavsiyede bulunurlar, sağılığını seven ve doktora inananlar da her gün önerilen vakitlerde o hareketleri yaparlar, herkese de “tavsiye” ederler.

    İnsan vücudu nasıl ki günü geldiğinde hastalanıp bir doktora gitmeyi gerektiriyorsa ve gittiğinde doktorun tavsiyesini yerine getiriyorsa “ruhu” da hastalandığında bir doktora gitmesini gerektirir, ancak psikiyatri doktorları verecekleri ilaçlarla hastayı sanki uyuturlar, ama gerçek bir “ruh” doktoruna gidildiğinde o hastayı bırakınız uyutmayı, uykusunu azaltmayı önerir ve ona öyle bir reçete düzenler ki, hasta anında “şifa” bulur, o reçetenin adına ehl-i tasavvuf “vird” der, virdin başında ise Allah’ı zikir gelir, tefekkür gelir, ebedi hayat için “sağlık” gelir, yolu gerçek bir “ruh” doktoru olan gönül sultanlarının yurduna uğrayanlara yazılır o reçete ve nasıl kullanılacağı!..

    Kalbimin “virdi” olsun, Rabbim seni zikretmek,

    Mezardaki zaman

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen