• SURLAR TEHLİKE ARZEDİYOR!..

    SURLAR TEHLİKE ARZEDİYOR!..
    Mevlüt MERGEN

    HÜLASA-İ KELAM

    Güzeldir sur üstünden temaşa Diyarbekir’i,

    Sanki davet ediyor bizi merdivenleri.

    Surlara müze gibi ücretle çıkılmalı,

    Kimse düşmesin diye tedbiri alınmalı.

    MM

     

    SURLAR TEHLİKE ARZEDİYOR!..

     

    Kalkan balığını andıran Diyarbekir surları, sağlamlığı, yüksekliği ve sanat eseri olmasıyla dünyada “tektir” emsali yoktur, bazıları “Çin seddinden sonra” deseler de Çin’dekinin “set” olduğu itiraflarından anlaşılıyor, sur ayrıdır, set ayrıdır karıştırmamak gerekir, ancak gerek yılların ve gerekse insanların tahribatına rağmen büyük bölümü hala ayakta duran bu surlar “tehlike” arz ediyor.

    “Tehlike” nasıldır ve nerededir konusuna geçmeden önce bir iki hatıramdan söz etmek istiyorum, yanılmıyorsam 1970 yılında idi bir kişi fiskaya başındaki surların üzerinden kendisini aşağıya atmış intihar etmişti, yine genç bir kız o mahalde intihara teşebbüs etmiş ölmemiş, lakin boynu kırılmıştı, bütün bunları o tarihlerde fakültede olduğum için hatıralarımın arasında saklıyorum.

    Daha başka bir çok benzer olay yaşanmıştır surların üzerinde, ne acıdır ki böylesi olaylar yaşanmasın için “tedbir” almak kimsenin aklına gelmemiştir,ihtimaldir “sit” alanı olduğu için dokunulamıyordur, sözün burasında bir zamanlar bir profesörün şahsıma söylediği şu sözleri de hiç unutmuyorum: “Bu surlar bizim memleketimizde olsa idi biz paraya para demezdik” Enteresan değil mi?

    Diyarbekir surları aslında bir “müzedir” müzelere giriş ise ücretlidir, nedense bu konu tıpkı surlar gibi “ihmal” ediliyor, özüne dokunulmadan belli noktalarda “giriş” noktaları oluşturabilir, üzerine “bariyer” çekilerek ayrıca ışıklandırılabilir, böylece insanların üzerinden düşmeleri önlenebilir.

    Eski fotoğraflarda 1880’li yıllarda surların üzerinde “zabıta” olduğunu görüyoruz, günümüzde ise surları özellikle gençlerin ve çocukların ilgi alanı olmuş, üzerinden çevreyi ve “esfel” bahçelerini temaşa edip akıllı telefonlarıyla “öz çekim” yapmaktadırlar, başka şehirlerde böylesi yüksek tarihi yapılar yok, ancak dünyada bütün şehirlerde çeşitli şekillerde kulelerle, yüksek binalar meraklı gözlere “temaşa” imkanı sağlamaktadır.

    Diyarbekir surları görüntüsüyle değil her yönüyle turizmin hizmetinde olmalıdır, bir yandan “turist” neden gelmiyor eleştirisi ve araştırması yapılır, diğer yandan turistin gelmesini sağlayacak adımlar atılmaz, bildiğimiz kadarıyla surlar Kültür Bakanlığı envanterindedir, yani sorumluluk bu bakanlığın uhdesindedir, ilk etapta biraz masraf yapıldığında daha sonra o masrafı kat kat fazlasıyla çıkaracak bir gelir kapısı olabilir, eğer gerekli güvenlik tedbiri alınır, girişler kontrol alına alınır ve ücretlendirilirse..

    Burçların büyük bölümü ayrıca turizmin hizmetine sunulabilir, böylece canlılık da gelmiş olur, Diyarbekir’in trihi mekanlarının tümü halkın ve şehre gelen turistlerin ilgisini çekmektedir, misal olarak Hasan paşa hanı ve Sülüklü hanı gösterebiliriz, yine bazı evlerde turistlerin ilgi alanı içindedir, yani turizm yönündedir potansiyel bir turistik zenginliğe sahip olan bu şehrin surları “kültür ve turizm bakanlığının” ilgisini beklemektedir.

    Şanlıurfa’da balıklı gölün üstündeki tepeye çıkılırken ücret ödenir, Denizli’deki “Pamukkaleye” çıkılırken ücret ödenir hem de yüksek bir ücret,birkaç sütundan oluşan “ören” denilen harabelere girilirken ücret ödenir,gelin görünüz ki bizim dünyada bin benzeri olmayan surlarımıza, burçlarımıza çıkılırken ücret ödenmediği gibi olası düşme kazalarına ve intihar teşebbüslerine karşı önlem alınmaz, garip ama gerçek.

    Hatırlardadır İstanbul surlarında bir turist kadının öldürüldüğü olay, benzer olaylar burada da yaşanabilir, uyuşturucu kullananların hem sığınağı ve hem de “zulası” olabilir, yani tehlike her yönden mevcut, biz olası üzücü olaylara karşı tedbir alınsın istiyoruz, bütün bunları düşünmek tedbirini almak yetkili kurumların uhdesindedir, bizim yaptığımız sadece bir hatırlatmadır, çünkü basın olarak bu bizim görevlerimiz cümlesindendir.

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen