• SON CUMA VE KADİR GECESİ!..

    SON CUMA VE KADİR GECESİ!..
    Mevlüt MERGEN

    VEDA

     

    Son “Cuması” bu gündür mübarek Ramazanın,

    O’na veda ederken ağlıyorum inanın.

    Allah dilerse eğer, biz tekrar kavuşuruz,

    Yine Allah dilerse, “Reyyan’da” buluşuruz!..

    MM

     

    SON CUMA VE KADİR GECESİ!..

     

    On bir ayın sultanı mübarek ramazan ayı artık günbegün tükeniyor, bugün mübarek Ramazan-ı Şerifin 24. Günü, pazarı pazartesiye bağlayan gece “Kadir Gecesi” ve daha sonrası “sadaka-i fıtır bayramı” artık kimse “şeker bayramı” demiyor, çünkü alakası yok, şimdiden okurlarımızın hem Kadir gecelerini ve

     

    hem de bayramlarını tebrik eder, bu güzel günleri hep birlikte bir daha bizlere yaşatmasını Allah’tan dileriz.

     

    Bilmiyorum yine eski günlere dönsem mi, hatırlatsam mı geçmişteki kadir gecelerini? O günlerin Ulu Camisi yine gelse mi yad’ıma, anlatsam mı sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) mübarek “Sakal-ı Şerifini” nasıl ziyaret ettiğimizi, nasıl heyecanlandığımızı, nasıl göz yaşlarına boğulduğumuzu?

     

    Bu günkü gibi değildi o günler, biz koşarken Ulu Camiye “Rıhle-i Şerif” ziyareti için, O bizim bulunduğumuz yere getirilmez, biz onu ziyarete giderdik, tıpkı “Kubbe-i hadra” ziyaretine gider gibi giderdik, öğle namazını müteakip başlardı Müslümanların ziyareti, merakla beklerdik “Minberin üzerindeki çelik kapak açılsa da “kırk ipek bohça” içersindeki efendimizin mübarek sakalından bir “telini” bulunduğu şişe içersinde öpmeye çalışırdık..

     

    O’nun, O ki alemlere rahmet olarak gönderilmiş büyük peygamberin özlemini çeken yüreklerimiz kaynar ve gözlerimize yaşlar dolar taşardı, hele o bir müslümanı hiç unutmuyoruz, ziyaretini yaptı geçti minberin altında iki rekat namaz kılacaktı ki olduğu yere yığıldı ve ruhunu böylesi güzel bir günde, güzel bir saatte ve güzel bir ziyareti yaparak teslim etti.

     

    Eğer yetişemese idik Ulu Cami’deki ziyarete yatsı namazından sonra “Rağıbiye” mescidine giderdik, burada teravih “hatimle” kılındığı için kapısında sıraya girer beklerdik, yalnız erkekler mi beklerdi, beyaz yaşmaklı hanımlar daha çoktu, onların da beklerken gözyaşları sel olurdu,

     

    Rabbimiz biz “Ümmet-i Muhammed’i” öylesine çok sevmiş ki, önce O’nu bizlere ve bütün alemlere “rahmet” olarak göndermiş, O’na inzal ettiği yüce kitabımızda bizlere çok muştular vermiş, bu muştulardan biridir oruçlunun cennete “reyyan” kapısından gireceği muştusu..

     

    Geçmiş ümmetler çok uzu yaşamışlar, bizim ömrümüz kısalmış ve üzülmeyelim diye bize “Kadir gecesi” ikram edilmiş ki bin aydan, yani seksen küsur seneden fazladır bin ay, kişi her Ramazan ayında bu Kadir gecesine erdiği için bu seksen seneleri üst üste koyup toplarsa görür ömrünün ne kadar çok uzatıldığını?..

     

    Bitti, bitiyor bu mübarek günler, tekrarını görmek Allah bilir kimlere nasip olacak, sevgiliden ayrılır gibidir mümin bu günlerde, üzgündür, duasında şöyle der: “Allah’ım ben bu mübarek aydan hoşnut oldum, o da benden hoşnut olsun, ben onun hakkını tam veremediysem de o yine de benden hoşnut olsun sen benden razı olasın!..”

     

    Yine unutmadığımdır o günlerde Cami çıkışında Müslümanların “gitti, mübarek elimizden kuş gibi uçup gitti” deyişlerini ve iç çekerek ağlayışlarını, birbirlerini tebrik edişlerini, yoksulları sevindirmek ellerini ceplerine atışlarını, cami çıkışlarına serilmiş seccadelerin üzerini “banknotlarla” dolduruşlarını, o banknotların bilahare “mukabele” okuyan “Kur’an” bülbüllerine “taksim” edilişini..

     

    Mümin mübarek ramazan ayı geldiğinde “sevinçten” bittiğinde “hüzünden” ağlar, dün böyle idi, bu günde böyledir, aradaki fark o günlerin müminleri bugün aramızda yoklar, Rabbim onlara da bizlere rahmeti ile muamele etsin, onları cennetiyle sevindirsin bizlere cennet kokusunu daha dünyada iken duyursun!..

     

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen