• ŞEHR-İ AMİD’DE ESKİ RAMAZANLAR VE BAYRAM!..

    ŞEHR-İ AMİD’DE ESKİ RAMAZANLAR VE BAYRAM!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Medhini bitirmeden oruç günleri bitti,

    Seneye gelmek üzre bizden öteye gitti.

    Kadrini bilemedik, gönlümüz hoş olsa da,

    Gidişi üzdü bizi sonu bayram olsa da !..

    MM

     

    ŞEHR-İ AMİD’DE ESKİ RAMAZANLAR VE BAYRAM!..

     

    Ne zaman bu kutlu ve mutlu aya kavuşsam şöyle derim: “gelişiyle gitmesi birdir bu mübarek ayın” ilk gecesi kılınan teravih namazını müteakip diğer geceler ipi kopmuş tespih taneleri gibi peş peşe giderler, bu yıl sanki geçen yıllardan biraz daha fazla çabuk geçti, coronavirüs bizlere unutturunca mübarek Ramazan ayını orucumuzun ve gelip giden günlerin farkına varamadık.

    Eski Ramazanların geleneklerini bu yıl yaşayamadık, gerçi dinledik ezanları camilere koşamadık, sadaka-i fıtırları vereceğimiz fakirleri ellerindeki buğday torbasıyla cami avlularında bulamadık ki “hoş” edelim, ne iftara gittik, ne de konu komşuyu, eşi, dostu iftara çağırdık, cami mihraplarında “Hafız-ı Kur’anları” mukabele okurken göremedik de televizyon ekranlarına yansıyan Kur’an ayetlerini dinledik.

    Cami kürsüleri hasret çekti, geçmişteki Müftü Molla Halil Efendilere, Hafız Tarık Çıkıntaşlar’a Hafız Celal Sevimli’lere, bu mübarek aya Perşembe akşamlarında ne “merhaba” diyebildi müezzinler, ne de “elveda” çıplak sesle dinleyemedik “Vaiz” efendilerin “va’zu nasihatlerini” öğrenemedik orucun faziletini, oruçlunun “hak” katındaki derecesini..

    Minberlere çıkmadı “hatipler” hitap etmediler cami cemaatlerine, namaz çıkışlarında tanıdık olsun olmasın “musafaha” edemez olduk, oruç günlerinin elimizden kuş gibi uçup gitmesine olan üzüntümüzü birbirimize anlatamadık, Ramazan ayı bütün Müslümanlara geldiği halde sanki “özel” olarak yaşadık bu ayın farzlarını, sünnetlerini, müstehaplarını…

    Bu şehir “Şehr-i Amid” olalıdan beri böyle bir “Ramazan-ı Şerif” görmedi, başta Cami-i Kebir olmak üzere bir çok camide itikafa kimse girip bütün ümmet-i Muhammed’e dua etmedi.

    Meraklanırdı gençler caminin bir köşesinde gerilmiş bir perde gördüklerinde, acaba perdenin arkasında ne var diye, meraklarını gidermek adına perdenin ucunu araladıklarında bir zatın ellerini semaya açmış dua eder halde olduğunu görürlerdi.

    Bir büyüğe sorardı o gençler: “bu zat burada ne yapıyor?” diye, kendisine: “itikafa girmiş on gün boyunca oradan çıkmayacak, dünya ile ilişkisini kesip sadece dua edecek” merakı daha artardı o gençlerin “peki ama bu zat burada ne yer, ne içer?” Kendilerine “Mahalleli getirir bu zatın günlük nafakasını” cevabı verilirdi.

    Kadir gecesi oldu mu Şehr-i Amid’de, sevgili peygamberimizin (s.a.v.) mübarek “sakalı şerifleri” Cami-i Kebir ve Rağıbiye camilerinde zikirlerle, selat-ü selamlarla ziyaret edilirdi, müminlerin göz yaşları sel olurken o şanı yüce peygambere hasretleri daha da büyürdü, Sahabe-i Kiram misali “anam babam sana feda olsun ya Resulullah!” denilirken bazıları heyecandan bayılır, kimi de ruhunu Hak’ka teslim ederdi..

    Böylesine heyecan yaşanırdı geçmişteki Ramazan-ı Şerif aylarında, heyecan sadece camilerde değil evlerde de yaşanırdı, en güzel perdeler asılırdı evlerin pencerelerine, Ramazan-ı Şerif gitse de “Bayram” geliyordu, biri uğurlanırken biri karşılanıyordu.

    Bayramlığı olmayan kimse yoktu, herkes giydirilirdi, yetimler gözetilir onlara çok daha fazla ihtimam gösterilirdi, babasızlığını unutur gibi olurdu akrabalarının, komşularının yakınlığını gördüğünde, müminlerin yüzü gülse de gönülleri mahzundu, çünkü bu mübarek ay ve günlere bir daha kavuşabilinir miydi?

    Nitekim geçen yıl hayatta olanlardan bazıları bu yıl aralarında yok, onlar da bayram sabahı kabirlerinde ziyarete edilirdi, bayram sabahına ermeden “küskünler” kalmazdı, çünkü inanılırdı ki üç günden fazla küs durmak dinimizde yoktur diye.

    “İslam’da” sevgi vardır, kardeşlik vardır, barış vardır, komşuya ve insana saygı vardır, hem bu alemde hem de öte alemde “bayram” vardır. Bu alemdeki bayramlar Ramazan ve kurbanda yaşanırken öte alemde “cennette ebedi bayram vardır” yeter ki Rabbimiz bizden razı olsun, yeter ki biz Ramazan-ı Şerif ve Kurban günlerine saygıda kusur etmeyelim.

    EVDE KAL DUADA KAL

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen